Opportunity windows türkçesi Opportunity windows nedir
- İktisat alanında kullanılır.
- Fırsat pencereleri.
- Tekno-iktisadi paradigma değişimleri sırasında ekonominin yeni baştan yapılandırılması gereğinin, gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ülkeleri yakalaması için bir fırsat olduğunu savunan ve c. perez, c. freeman, l. soete tarafından geliştirilen görüş. krş. birinci fırsat pencerisi, ikinci fırsat pencerisi.
Opportunity windows ingilizcede ne demek, Opportunity windows nerede nasıl kullanılır?
Opportunity : Münasebet. Meydan. Şans. Olanak. Elverişli zaman. İmkan. Fırsat. Elverişli durum. Vesile. Uygun durum.
Windows : Pencere. (bilgisayar) grafiksel kullanıcı arayüzü temeline dayanan ve çoklu görevi destekleyen işletim sistemi (microsoft tarafından geliştirilen). Pencereler.
Opportunity windows hypothesis : Tekno-ekonomik paradigma değişimleri sırasında ekonominin yeni baştan yapılandırılması gereğinin, gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ülkeleri yakalaması için bir fırsat olduğunu savunan ve c. perez, c. freeman, l. soete tarafından geliştirilen görüş. krş. birinci fırsat pencerisi, ikinci fırsat pencerisi. Fırsat pencereleri önsavı.
Opportunity cost : Çeşitli seçenekler arasında bir tanesini seçmekle, vazgeçilen diğer seçenekler nedeniyle uğranılan kayıplar. bir aramalını veya üretim faktörünü, bir malın ya da hizmetin üretiminde kullanabilmek için vazgeçilen başka bir mal veya hizmetin üretim değeri, diğer bir deyişle bir malın diğer mal cinsinden marjinal maliyeti. krş. üretim olanakları eğrisi, iktisadi seçim, kıtlık, göreli fiyat. Gölge maliyeti. Fırsat maliyeti.
Opportunity equality : Bir ülkedeki eğitim, iş gibi her türlü olanaktan her bireyin eşit yararlanma hakkına sahip olması. Fırsat eşitliği.
Opportunity for advancement : İlerleme şansı. Yükselme fırsatı.
İngilizce Opportunity windows Türkçe anlamı, Opportunity windows eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Opportunity windows ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.
Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.
Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.
A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.
Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.
A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.
A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiyede kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.
A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.
A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.
A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.
Opportunity windows synonyms : a shift in supply, abnormal budget expenditures, a shift in demand, abnormal budget receipts, abnormal budget, ability rent.

Bu kısımda Opportunity windows kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Opportunity windows ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Opportunity windows anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Opportunity windows ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.