Orf nedir, Orf ne demek

Orf; Veteriner, Biyoloji alanlarında kullanılan bir terimdir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Bulaşıcı ektima.

Biyoloji'deki anlamı:

[Bakınız: açık okuma alanı].

Orf hakkında bilgiler

ORF, 1955 yılında yayın hayatına başlamış olan Avusturya'nın EBU'ya üye olan devlet televizyonudur. ORF televizyon kanalları bölgede karasal yayın ile veya 19.2° doğu derecesindeki Astra 1H uydusundan izlenebilmektedir. ORF1 ve ORF2'nin izlenebilmesi için Avusturya halkının ücret ödediğinden dolayı bu kanalların uydu üzerindeki yayınları şifrelidir. Fakat TW1, ORF Sport Plus ve ORF2 Europe kanalları şifresizdir ve Avrupa'nın diğer bölgelerinden izlenebilmektedir. Bu radyo kanallarının hepsi FM bandından karasal olarak ve 19.2° doğu derecesindeki Astra 1H uydusunun dijital servisi aracılığı ile yayın yapmaktadır. Ayrıca ORF'un iç radyo kanalları İnternet üzerinden yayın da yapmaktadır.

Orf kısaca anlamı, tanımı

Açık okuma alanı : Amino asitleri kotlayan ve proteinleri oluşturan kodonlar (tripletler) serisi. Amino asitleri kodlayan ve proteinlere açıklatılan nükleotit dizisi

Bulaşıcı ektima : Koyun ve keçilerin dil, diş eti, damak, dudak, meme, yüz ve ayaklarda, seyrek olarak yemek borusu ve ön midelerde üremeli değişimler, dikensi tabakadaki epitel hücrelerinde sitoplazmik inklüzyonlarla belirgin, insanlara da bulaşabilen Poxviridae ailesinde yer alan parapoksvirüsün neden olduğu bir hastalığı, bulaşıcı püstüler dermatitis, enfeksiyöz dudak dermatitisi, orf, kabuklu ağız, kontagiyöz ektima.

 

İzlenebilmek : İzlenme imkânı veya olasılığı bulunmak. İzlenmeye değer olmak.

İzlenebilme : İzlenebilmek işi.

Televizyon : Vericiden iletilen dalgaların görüntü ve ses olarak görünmesini ve duyulmasını sağlayan aygıt, televizyon alıcısı.

İnternet : Genel Ağ.

Başlamış : Hatay ili, Erzin ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Konya şehri, Hüyük ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Manisa şehrinde, Akhisar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Samsun ilinde, Lâdik ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Bulaşıcı : Birinden başkasına geçen, bulaşan, sâri.

Üzerinde : Üstünde. ile ilgili, üzerine.

Şifreli : Şifresi olan. Ancak şifresi çözüldüğünde açılabilen. Şifre ile yazılmış.

Dijital : Sayısal. Verileri bir ekran üzerinde elektronik olarak gösteren. Verilerin bir ekran üzerinde elektronik olarak gösterilmesi.

Karasal : Karayla, toprakla ilgili, berri.

Karasa : Uzun sırık.

Hayatı : İpek iplik.

Dolayı : Çevrede, etrafta bulunan. Ötürü.

Yapmak : Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Yol almak. Davranmak, hareket etmek. Üretmek. Bir durum yaratmak. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Salgılamak, çıkarmak. Edinmek, sahip olmak. Olmasına yol açmak. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Olmak. Gerçekleştirmek. Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Onarmak, tamir etmek. Evlendirmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Dışkı çıkarmak.

 

Halkın : Leğen.

Servis : Sofrada hizmet etmekle görevli kimsenin yaptığı iş ve bu işin yapılma biçimi, sofra hizmeti. Herhangi bir kuruluşun ulaşım işlerinde kullanılan taşıma aracı. Burada görevli kimselerin tümü. Yemekte gerekli olan tabak, çatal, bıçak, kaşık, peçete vb. şeylerin tümü. Otomobil, beyaz eşya vb. ürünlerin bakım ve onarımlarının yapıldığı yer. Voleybol, masa tenisi, tenis vb. oyunlarda oyuna başlama vuruşu. Bir yönetimde, bir kurum veya kuruluşta, bütünün bir parçasını oluşturan iş, hizmet; bu işin yapıldığı yer.

Avrupa : Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri.

Derece : Bir süreç içindeki durumlardan her biri, basamak, aşama, rütbe, mertebe. Bir çemberin üç yüz altmışta birine eşit olan açı birimi. Başarı gösterme. Bir çözeltinin yoğunluğunu ölçmede kullanılan birim. Ölçü aletlerinin ölçeğinde belirtilmiş bulunan başlıca bölümlerden her biri. Denli, kadar. Sıcaklıkölçer.

Diğer dillerde Orf anlamı nedir?

İngilizce'de Orf ne demek ? : orf