Orum nedir, Orum ne demek

Orum; İsim olarak kullanılan bir sözcüktür.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Gurur, kurum.

Hayvanların otlamasına elverişli geniş ormanlar, çalılıklar.

Hayvanların gecelediği üstü açık yer, ağıl.

Yatak.

Ekinler arasında yetişen bir çeşit zararlı bitki.

Orum isminin anlamı, Orum ne demek:

Gurur. Geniş orman, çalılık. Orum ismi; Türkçe kökenli olup bir Erkek ismidir.

Orum kısaca anlamı, tanımı

Orum orum : Açık açık

Orumlanmak : Kuyunun suya yakın kesimi yıkılarak genişlemek.

Elverişli : Uygun, müsait. İşe yarayan, ergonomik.

Hayvanlar : (Animalia), Canlı varlıklardan bitkiden farklı olarak yer değiştirebilen, uyartılara cevap veren, besinlerini vücudu içinde sindirebilenleri içine alan bir âlemdir. Birgozeliier (Protozoa) ve çokgözeliler (Metazoa) olmak üzere 2 altâlemi vardır.

Çalılık : Çalısı çok olan yer.

Yetişen : Ulaşan, kavuşan. Van şehri, Kocapınar nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Zararlı : Zarar veren, zararı dokunan, dokuncalı, muzır, tahripkâr.

Gecele : Saksağan.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

 

Çalılı : Çalısı olan. Yozgat şehri, Osmanpaşa bucağına bağlı bir yer.

Otlama : Otlamak işi.

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

Yatak : Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya, döşek. Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılmış olan şilte. Çanak biçimindeki bir havzada veya buna benzer bir oluşumda toplanmış petrol birikintisi. Maden veya fosil ocaklarında birbirini izleyen iki maden, taş veya kömür tabakası arasında uzanan damar. Irmak, çay, dere vb.nin, içinde aktıkları yer, akak, mecra. Üzerine şilte konulan karyola, somya, kerevet vb. Katmanlaşmış herhangi bir madde yığını. Fideleri gömmek için toprakta açılan çukur. Katmanlı bir kaya bütününde maden filizi veya taş döküntüsünden oluşan çok ince tabaka. Makinelerde hareketli bölümleri içine alan hareketli veya sabit parça. Bir şeyin çok bulunduğu yer. Gizli barınak veya bir suçluyu gizlice barındıran yer. Turunçgilleri ve yumurta vb. ürünleri korumak üzere saman vb.nden yararlanılarak yapılmış olan yer.

Geniş : Eni çok olan, enli, vâsi. Çok. Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Bol (elbise). Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı.

Zarar : Bir şeyin, bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya olumsuz, kötü sonuç, dokunca, ziyan, mazarrat.

Elver : Yılan balığı larvalarının metamorfoz geçirdikten sonraki hâli, genç bir yılan balığı yavrusu. “Yardımcı ol” anlamında kullanılan bir isim”.

 

Hayva : Ayva. Tenekeyi lehimlemek için kullanılan bakır ya da demir araç. [Bakınız: hayva demiri].

Orman : Ağaçlarla örtülü geniş alan. Bu ağaçların bütünü.

Çeşit : Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev. Türlü. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.

Gurur : Kendini beğenme, büyüklenme, benlik, kibir. Kurum, çalım. Övünme.

Diğer dillerde Oruç tutma anlamı nedir?

İngilizce'de Oruç tutma ne demek ? : fasting