Out of time türkçesi Out of time nedir

  • Vadesi geçmiş.
  • Gecikmiş.
  • Temposu bozuk.
  • Tempoya aykırı.
  • Temposuz.
  • Zamanı kalmamış.

Out of time ile ilgili cümleler

English: We ran out of time and had to cut short the interview.
Turkish: Zamanımız bitti ve röportajı kısa kesmek zorunda kaldım.

English: Ali knows he's running out of time.
Turkish: Ali zamanının bittiğini biliyor.

English: I thought we were out of time.
Turkish: Zamanımızın olmadığını düşündüm.

English: I'm afraid we're out of time.
Turkish: Maalesef zamanımız kalmadı.

English: Ali told me that we're out of time.
Turkish: Ali bana zamanımız kalmadığını söyledi.

Out of time ingilizcede ne demek, Out of time nerede nasıl kullanılır?

Out : Yanmak. Dışarı atmak. Çıkış. Dışarı çıkarmak. Nakavt etmek. Bayılmak. Kovmak. Dışarıda. Meydana çıkmak. Çıkarmak.

Of : Nin. -dan. In. -den övünerek bahsetmek. -nin. -in. Li. Yüzünden. -li. -den.

Time : Ayarlamak. Yerbilim zamanı. Süre tutmak. Bilgisayar, hukuk, uzay, jeoloji alanlarında kullanılır. Kurmak. Zamanlamak. Müddet. -in zamanını ölçmek. Akıp giden olayların tekrar eden gök olaylarına göre sıralanmasından doğan bir kavram. güneş ve yıldızların öğlene göre açısal uzaklığına (saat açısına) karşılık bir ölçü. Zaman.

 

Run out of time : Zamanı bitmek. Birinin vakti kalmamak. Zamanı kalmamak. Zamanı tükenmek.

Out of : Dışında. -dan. Arasından. -den yapılmış. Dışına. -in dışında. -den dışarı. -sız. -siz. -da.....-ı -den....-ü -nin haricinde veya (oran olarak).

Out of buffers : Arabellek yetersiz. Arabellek bitti.

Out of action : Sakatlanmış. Kullanım dışı. Saf dışı (oyuncu veya asker). Çalışmaz halde. Kullanılmaz halde. İşlemeyecek hale gelmiş. Kullanımdan çıkarılmış.

Out of control : Denetim dışı. Kontrol edilemez. Kendini kaybetmiş (öfkeden). Zaptedilemez. Kontrolden çıkmış. Çığrından çıkmış. Ele avuca sığmaz. Kontrol edilemeyen. Kontrolden çıkmış olmak.

Out of band radiation : Bant dışı ışınım.

Out of commission : Görev yapamaz durumda. Çalışamaz durumda. Bozuk. Kötü durumda. Hizmet dışı. Kullanılmaz durumda.

İngilizce Out of time Türkçe anlamı, Out of time eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Out of time ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Late : Geç kalan. Rahmetli. Eski. Geçen. Son. Geç. Tehirli. Son zamanlarda olan. Son zamanlardaki.

Tardy : Geç kalmış. Ağır. Geç gelen. Yavaş giden. Geç olan. Yavaş ilerleyen. Ağır hareket eden. Yavaş olan. Yavaş.

Past due : Muaccel durumda olan. Zaman aşımına uğramış. Zamanı geçmiş.

Stalest : Eskimiş. Bayat. Bozuk. Yorgun. Bayatlamak. Eskimek. Tükenmiş. Yatkın. Bayatlatmak.

Lates : Son zamanlardaki. Müteveffa. Ölü. Her zamanki. Tehirli. Merhum. Rahmetli. Geç.

Staler : Bitkin. Kaşanmak. Çiş (at, sığır). Bozulmak. Eskimiş. Tükenmiş. Eskimek. Bozuk. Yatkın.

Deferred : Ertelenmiş. Vadeli. Geciktirilmiş. Ertelendi. Tecilli. Gecikmeli. Ertelenen. Ertelenmiş (borç vb).

 

Tardiest : Ağır hareket eden. Yavaş olan. Yavaş ilerleyen. Geç olan. Ağır. Geç kalmış. Geç gelen. Yavaş giden. Geç.

Stale : Bitkin. Adi. Bozuk. Yatkın. Bozulmak. Eskimiş. Çiş (at, sığır). Kaşanmak.

Lated : Geç kalmış.

Out of time synonyms : behindhand, belated, delayed, tardier, detained, retarded, in arrears, overdues, overdue.