Owed türkçesi Owed nedir

Owed ile ilgili cümleler

English: Ali claimed Mary owed him money.
Turkish: Ali Mary'nin ona para borçlu olduğunu iddia etti.

English: Ali owed Mary money.
Turkish: Ali Mary'ye para borçluydu.

English: Ali felt he owed Mary an explanation.
Turkish: Ali Mary'ye bir açıklama borçlu olduğunu hissetti.

English: Ali paid me back all the money he owed me.
Turkish: Ali bana olan borcunun tamamını ödedi.

English: Ali owed me a lot of money.
Turkish: Ali bana çok para borçlandı.

Owed ingilizcede ne demek, Owed nerede nasıl kullanılır?

Debt owed to one : Alacak.

Money owed to one : Alacak.

Adorned himself with borrowed plumes : Ona ait olmayan şeylerle görünümünü daha iyi yapmak. Başkasının giysisiyle süslendi.

Allowed : İzin verilmiş. İzinli. İzin verildi. İzin verilen. Yetkili.

Allowed band : İzinli bant. Bir katıdaki eksiciklerin olası erke aralığı. İzinli kuşak.

Avowedly : Alenen. Açıkça.

Allowed the appeal : Önceki kararı bozdu. Temyizi kabul etti. Mahkeme kararına karşı itirazı kabul etti. Dilekçeyi kabul etti.

Allowed traffic load : Müsaade edilen trafik yükü.

Allowed transition : İzinli geçiş.

Be allowed : İzin verilmek. Olur almak.

İngilizce Owed Türkçe anlamı, Owed eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Owed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Obliger : Taahhüt altına girmiş borçlu. İyilik eden kimse. Zorlayıcı.

Rest on : -e dayanmak. Bağlı olmak. Sabit bakmak. Bel bağlamak. İleri gelmek. Dayanmak. Dikmek (göz). -e koymak. Gözünü ayırmamak. -e yaslamak.

Be grateful : Müteşekkir olmak. Minnet duymak. İyilik bilmek. Minnettar kalmak. Şükran duymak.

Borrower : Borç para alan kişi. Ödünç alan. Ariyet alan. Ödünç alan kimse. Borç alan kimse. Borçlanan. Müstakriz. Kredi alan.

Run up : Artırmak. Yukarıya koşmak. Birden artmak. Yükseltmek. Daralmak (elbise). Çabucak dikmek. Koşuşmak. Gelişme alanı. Fırlamak. Çekmek.

Be indebted to somebody : Teşekkür borçlu olmak.

Debtor : Borç hanesi. Verecekli. Borç alan. Müşteri. Pay borçlusu.

Obligator : Mecbur eden kimse. Yükümlü. Zorlayan kimse. Zorunda bırakan kimse.

Owe : Borçlanmak. Borcu olmak. Mecbur olmak. Borç bilmek.

Owed synonyms : be under an obligation, appreciate, build on, appreciates, be obliged, be in debt, in debt, debtors, drawee, obligers, debited, indebted, be in the red, be owing, debitor, repose on, drawees, chalk up, be obliged to, in the red, build upon, owes, obliged, in hock, beholden, appreciated.

Owed zıt anlamlı kelimeler, Owed kelime anlamı

Irreverent : Saygısız. Hürmetsiz. Riayetsiz.

Divide : Bölünmek. Bölmek. Kesmek. Bozuşmak. Ayırmak. Paylaştırmak. Ayrılmak. Bölme. Taksim etmek. Bölüştürmek.