Pabuç nedir, Pabuç ne demek

Pabuç; kökeni farsça dilinden gelmektedir.

  • Ayakkabı.
  • Bina kolonlarının temeldeki basma yüzeyinin geniş ve daha güçlü olarak yoğunlaştırılmış bölümü
  • Masa, sandalye vb. mobilyaların ayaklarına takılan metal veya plastik eklenti.
  • İletken telleri elektrik birimlerine bağlayan veya cıvatalı bağlantıyı sağlayan parça.

"Pabuç" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Altları delinmiş, kat kat pençeli pabuçlarını çıkardı, ağır ağır çıktı merdiveni." - O. Kemal

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Karartıcıda bulunan bobin boyunca kayarak ışığın voltajını indirip yükselten iletken.

Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:

(Mimarlık).

Demirlibeton yapılarda ayrık temellere verilen ad. a. bk. minare kürsüsü, minare gövdesi.

Minare gövdesinin üzerine yerleştiği taş tabla; altında minare kürsüsü bulunur.

Bilimsel terim anlamı:

[Bakınız: durduraç pabucu]

İngilizce'de Pabuç ne demek? Pabuç ingilizcesi nedir?:

shoe

Pabuç hakkında bilgiler

[Bakınız: ayakkabı]

Pabuç tanımı, anlamı:

Ayakkabı : Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılmış olan giyecek, başmak, pabuç.

Pabuç bırakmamak : Yapacağından vazgeçmemek, hiçbir şeye aldırmamak, korkmamak.

Pabuç eskitmek : Bir iş için bir yere çok gidip gelmek, işi takip etmek.

 

Pabuç kadar dili olmak : Kabaca ve terbiyesizce karşılık vermek.

Pabuç pahalı : Herhangi bir durum veya girişilen işin sonunda zararlı çıkma ihtimali bulunduğunu belirten bir söz. birinin uğraşmaya kalktığı kimsenin, kendinden güçlü çıkması durumunda söylenen bir söz.

Pabucu dama atılmak : Kendinden üstün birinin çıkmasıyla gözden düşmek.

Pabucuna kum dolmak : Pabucuna taş kaçmak.

Pabucuna taş kaçmak : Ortaya çıkan durum karşısında tedirgin olmak.

Pabucunu dama atmak : Kendinden üstün birini gözden düşürmek.

Pabucunu eline vermek : Dolaylı olarak kovmak.

Pabucunu ters giydirmek : Güç bir duruma sokarak telaş içinde kaçırmak.

Pabuçlarını çevirmek : Dolaylı olarak kovmak.

Pabuç dilli : Çok konuşan. İleri geri, patavatsızca konuşan.

Pabuçtan aşağı : Aşağılık (kimse).

Kılıç pabucu : Kılıç kınının aşağı kısmı.

Tekerlek pabucu : Arabaların, yokuş inerken hızlanmalarını önlemek amacıyla tekerlek altına sürülen ve arabaya zincirle bağlı bulunan demir parçası.

Pabuççu : Ayakkabıcı. Camilerde ayakkabıları bekleyen kimse.

Pabuççuluk : Ayakkabıcılık.

Pabuçlu : Ayağında pabucu olan.

Pabuçluk : Ayakkabılık.

Pabuçsuz : Ayağında pabucu olmayan.

Dili pabuç kadar : Saygısızca ve gönül kırıcı bir biçimde konuşan.

Kuru gürültüye pabuç bırakmamak : Bir durum karşısında telaşsız, korkusuz, dilediğince davranmak.

Patırtıya pabuç bırakmamak : Önemli bir tehlike yaratmayacağını bildiği kışkırtmalara, yıldırmalara aldırmayıp bildiğini yapmak.

Sağlam pabuç değil : Bir kimsenin güvenilmez olduğunu belirten bir söz.

Yarım pabuçlu : Pabuçlarının arkasına basmış olan. İşsiz, yoksul (kimse).

 

Sandalye : Arkalıklı, kol koyacak yerleri olmayan, bir kişilik oturma eşyası. Makam, koltuk, mevki.

Mobilya : Oturulan, yemek yenilen, çalışılan, yatılan yerlerin döşenmesine yarayan taşınabilir eşyaya verilen genel ad, möble.

Ayak : Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Göl ayağı. Vücudun belden aşağı bölümü. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Bacak. Halk edebiyatında uyak. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Basamak. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu.

Metal : Bu maddeden yapılmış. Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde. Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı.

Plastik : Isı ve basınç etkisiyle biçim verilen, organik veya sentetik olarak yapılmış olan madde. Bu maddeden yapılan.

Eklenti : Bir şeye eklenmiş olan, ek durumunda bulunan parça.

İletken : Akım, ısı, ses vb.ni geçiren (madde), nâkil, yalıtkan karşıtı. Elektrik akımı, ısı, gaz vb.ni bir yerden başka bir yere aktaran (madde, şey).

Pabuç dillilik : Pabuç dilli olma durumu.

Pabuç eskitmek : bir iş için bir yere çok gidip gelmek, işi takip etmek.

Pabuç sektirmek : (Ortaoyunu) : Ortaoyunu'nda Kavuklu'nun bir becerisi. (Ort. O.): Kavuklu'nun zor olan bir gösterisi; pabucu düşürmeden sektirmek.

Diğer dillerde Pabuç anlamı nedir?

İngilizce'de Pabuç ne demek? : n. shoe

Fransızca'da Pabuç : chaussure [la], pantoufle [la], babouche [la], godasse [la]

Almanca'da Pabuç : Schuh

Rusça'da Pabuç : n. туфли (PL), шлепанцы (PL), тапочка: тапочки (PL), тапок: тапки (PL), башмак {тех.} (M)