Palas nedir, Palas ne demek
Palas; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni farsça, fransızca dillerine dayanır.
- Lüks otel.
- Gösterişli yapı, saray.
- Kolay, rahat.
- Keçi kılından dokunmuş kaba kilim, yaygı.
- Kolaylık gösteren, hoşa giden (nesne, kimse, yer)

"Palas" ile ilgili cümle örnekleri
- "Tanınmaz, anonim bir insan olmanın zevkine vardığımız oteller, palaslar yoktu." - A. Ş. Hisar
- "Yarınki derslerin hepsi palas."
Yerel Türkçe anlamı:
Çeşme.
[Bakınız: palaz]
Büyük çocuk.
Halı.
Kaz.
[Bakınız: palaz]
Büyük ve uzun yolluk, kilim
Minder.
Kıldan yapılmış kilim
Börek.
Keçi kılından, pamuktan dokunmuş kaba kilim, yaygı.
Eskimiş kilim, keçe, çul, çuval.
Keklik yavrusu.
Eski kilim parçası.
Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:
Kayseri şehrinde, Sarıoğlan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Palas kısaca anlamı, tanımı:
Pala : Eski, kullanılmış eşya veya giysi. Bez parçalarından dokunan basit kilim, yaygı. Kürek vb. araçların, enli ve yassı bölümü. Bir yere çaprazlama konulan yassı kiriş veya kereste. Kavisli, kısa, uç bölümü geniş, kabzasına doğru daralan bir kılıç kılıç.
Palas pandıras : Gereği gibi derlenip toparlanmaya veya hazırlanmaya vakit bulamadan.
Palaska : Askerlerin bellerine bağladıkları veya göğüslerine çaprazlama taktıkları, üzerinde fişek, kasatura vb. koymak için yerleri bulunan, genellikle köseleden yapılmış kayış.
Palaspare : Pasaklı, yırtık giysi.
Lüks : Aydınlatma ölçü birimi. Hava basınçlı bir tür petrol lambası, lüks lambası. Aşırı, fazla. Gereksinim dışı olan. Giyimde, eşyada, harcamada aşırı gitme, gösteriş, şatafat. Gösterişli, şatafatlı.
Otel : Yolcu ve turistlere geceleme imkânı sağlamak, bunun yanında yemek, eğlence vb. hizmetleri sunmak amacıyla kurulmuş işletme.
Gösterişli : Görkemli. Gösterişi olan.
Saray : Kamu işlerinin yürütüldüğü büyük yapı. Van iline bağlı ilçelerden biri. Tekirdağ iline bağlı ilçelerden biri. Devlet başkanı ve çevresi. Görkemli ve gösterişli yapı. Hükümdarların veya devlet başkanlarının oturduğu büyük yapı.
Kola : Gömlek, örtü vb. şeyleri kolalamakta kullanılan özel nişasta. Kolalama. Kolagillerden, Afrika'nın sıcak bölgelerinde yetişen ve kola cevizi adıyla anılan, çekirdekleri kahveden daha uyarıcı olan bazı içeceklerde ve hekimlikte kullanılan bir bitki (Cola acuminata). Bu bitkinin yaprağından çıkarılan kokulu bir maddeyle kokulandırılan ve içine şeker, karbonat katılarak yapılmış olan içecek. Kâğıt veya bez yapıştırmakta kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı.
Kolaylık : Kolay olma durumu. Bir işi yapabilme durumu veya imkânı. Kolay duruma getiren. İşlerin kolayca yapılmasını sağlayan şey.
Gösteren : Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.
Yapı : Bütünün bir araya getirilişinde uyulan dizge, strüktür. Canlı bir varlığın ruh veya beden özelliklerinin tümü, bünye, strüktür. Barınmak veya başka amaçlarla kullanılmak için yapılmış her türlü mimarlık eseri, bina. Bir hücrede, bir dokuda, karmaşık oluşumlu bir organizmada elemanların düzeni. Ögeleriyle somut bağımlılığı olan bütün. Yapma, oluşturma, ortaya konulma, meydana getirme. Yapılmakta olan konut, yol, köprü vb. inşaat, konstrüksiyon. Parçaları ve ögeleri arasında yasaya uygunluk, durağan bağlar ve karşılıklı ilişkiler bulunan dizge veya bütün, strüktür.
Kolay : Kolayca, sıkıntısız bir biçimde, basitçe. Kolaylık. Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen, emeksiz, zahmetsiz, güç ve zor karşıtı.
Rahat : Kolay bir biçimde, kolaylıkla. "Hazır ol" durumunda bulunanlara, oldukları yerde serbest bir durum almaları için verilen komut. Üzüntü, sıkıntı ve tedirginliği olmayan. Aldırmaz, gamsız. Sıkıntı veya yorgunluk, tedirginlik vermeyen. İnsanda üzüntü, sıkıntı, tedirginlik olmama durumu, huzur.
Palasanlık : Otluk, çalılık, dikenlik yer.
Palasga : Palaska
Palaska balığı : Uzunlukları 210 cm olabilen, 20-29 adet pilorik seka bulunan, vücudu gümüşi renkli, pelvik yüzgeçleri çok küçük, ikinci dorsal yüzgeci dikensi plakaya benzeyen, Akdenizde dağılım gösteren bir tür.
Palaska etmek : Azıcık para verip kandırarak almak.
Palaspır : Çalışması beğenilen hizmetçi, işçi ve görevliyi ödüllendirmek için armağan olarak ekilen ya da verilen tarla.
Palaspur : Çalışması beğenilen hizmetçi, işçi ve görevliyi ödüllendirmek için armağan olarak ekilen ya da verilen tarla.
Palas ile ilgili Cümleler
- Palaska, silah kılıfı ve kasatura her ihtimale karşı alındı.
- Silah kılıfımı, palaskamı ve kasaturamı isteyene bıraktım.
Diğer dillerde Palas anlamı nedir?
İngilizce'de Palas ne demek? : [Palas] n. Pallas (1802), second asteroid to be found
n. spade, scoop, shovel; bat, racket; blade; vamp; paddle; slice, thin piece cut from a larger object
n. palace
Fransızca'da Palas : palace [le]
Almanca'da Palas : n. Mietshaus, Palast

Bu kısımda Palas nedir? Palas ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Palas tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Palas hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.