Panaz nedir, Panaz ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sersem.

Yoksul, geçim sıkıntısı çeken.

Fener.

Darmadağınık.

Gece, çıra, meşale ve benzerleri kuvvetli ışıkla kuş, balık gibi hayvanları sersemleterek yapılan av.

Işıkta duran bir kimsenin karanlığa çıkınca gözlerinin görememesi, tavukkarası.

Avuç.

Panaz anlamı, tanımı

Pana : Ucunda bez bağlanmış uzun bir deynekten oluşan fırın temizleme aracı

Panaz olmak : Sersem olmak, şaşırmak. Gece karanlıkta yolunu şaşırmak.

Geçim sıkıntısı : Geçinmede çekilen güçlük, geçim derdi, geçim zorluğu.

Darmadağınık : Darmadağın.

Tavukkarası : Gece körlüğü.

Darmadağın : Çok dağınık ve karışık, darmadağınık, tarumar.

Hayvanlar : (Animalia), Canlı varlıklardan bitkiden farklı olarak yer değiştirebilen, uyartılara cevap veren, besinlerini vücudu içinde sindirebilenleri içine alan bir âlemdir. Birgozeliier (Protozoa) ve çokgözeliler (Metazoa) olmak üzere 2 altâlemi vardır.

Kuvvetli : Gücü çok olan, zorlu, şiddetli. Saygın, nüfuzlu. Etkili. Görevini iyi yapan, keskin. Sağlam, dayanıklı olan. Çok etkileyici. Üstün, donanımlı.

Sıkıntı : İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet. Bulunmama durumu. Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı. Sorun, mesele, sendrom, problem.

 

Gözler : Denizli kenti, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Şanlıurfa şehri, Demirci bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Hayvan : Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

Göreme : Nevşehir ili, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Kuvvet : Fiziksel güç, takat. Güç. Bir ülkenin silahlı gücü. Dayanıklı olma durumu. Yetke, erk, nüfuz. Bir niceliğin kendisi ile çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri: 2x2x2=23 denkleminde, 3 sayısı 2'nin kuvvetini gösterir. Şiddet, zor, cebir. Durgunluğu harekete veya hareketi durgun bir duruma çeviren etken, direnci kıran veya direnç doğuran özellik.

Meşale : Ucunda, alev çıkararak yanıcı bir madde bulunan, aydınlatmaya yarayan değnek. Bir düşüncenin öncüsü.

Sersem : Herhangi bir sebeple bilinci ve duyguları zayıflamış olan. Düşünmeden hareket eden, ne yaptığının farkında olmayan.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Yoksul : Geçinmekte çok sıkıntı çeken (kimse, toplum, ülke), yoksuz, varlıksız, variyetsiz, fakir, fukara, zengin, varsıl karşıtı. İstenilen nitelikte ve özellikte olmayan, yetersiz.

 

Duran : Topraktan yapılmış yayık. Dağ yolu. Yaşayan, varlığını sürdüren. Kalan. Dingin, sakin, huzurlu. Kastamonu kenti, Çatalzeytin ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Şanlıurfa ilinde, Harran ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Çeken : Su yollarını yapan ve su işlerinden anlayan kimse. Arabada hamutun iki yanına takılan kayış şerit. (Yuva Bucak Burdur).

Balık : Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı. Zodyak üzerinde Kova ile Koç arasında yer alan takımyıldızın adı.

Diğer dillerde Panayır tiyatrosu anlamı nedir?

İngilizce'de Panayır tiyatrosu ne demek ? : fair-ground theatre

Almanca'da Panayır tiyatrosu ne demek ? : jabrmarktstheater