Göreme nedir, Göreme ne demek

Göreme; Yerleşim Merkezi olarak kullanılan bir kelimedir.

Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:

Nevşehir ili, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Göreme ile ilgili Cümleler

  • Beni göremeyecek kadar çok meşgul olacağını düşündüm.
  • O bana beni tekrar görebilip göremeyeceğini sordu.
  • Hiç kimse bizi göremedi.
  • Benim evimi buradan göremezsin.
  • Ali odanın etrafına bakındı ama Mary'yi göremedi.
  • Nasıl beni göremedin?
  • Göremedim.
  • Onlar bunu göremez.
  • Ali bu gece seni göremez ama seni yarın sabah görebilir.
  • Ali bir şey göremedi.
  • Bir şey göremedim.

Göreme ile ilgili Atasözü veya Deyim

rüyasında görememek : olacağını, gerçekleşeceğini düşünememek.

Göreme kısaca anlamı, tanımı

Göre : Bir şeye uygun olarak, bir şey uyarınca, gereğince. Bakılırsa, hesaba katılırsa, göz önünde tutulunca, bakarak, nazaran

Geçici iş göremezlik ödencesi : Geçici iş göremezlik durumunda olanlara sosyal güvenlik kurumlarınca çalışamadıkları süre için yapılan ödeme. karşılığı geçici iş göremezlik. İş kazası, uğraşı sayrılığı, sayrılık ve analık nedenleriyle iş göremeyen işçiye Toplumsal Güvenceler Kurumunca çalışamadığı üç günlük süreden sonra her gün için verilen ve yasasına göre ücretinin belli bir bölümünü kapsayan ödence.

 

Göremediye : Görür görmez, hemen görünce.

Göremez : Yeni doğurmuş hayvanın ilk sütü. Merkep sırtındaki tulumda çalkanan çiğ sütten elde edilen yağ. Ekmekle yenen, taze sütle, ekşi sütün yoğurt kıvamındaki karışımı. Ekmeklik ve tohumluk olarak kullanılan, buğday ve arpa karışığı. Ekşimiş süde tazesi katılarak yapılan peynir gibi yiyecek.

Sürekli iş göremezlik : İş kazası ya da uğraşı sayrılığı sonucu güvencelinin kazanma ve çalışma gücünden en az yüzde onunu yitirmesi.

Nevşehir : Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Yerleşim : Yerleşme, iskân.

Nahiye : Bucak. Bölge.

Merkez : Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Biçim, tarz. Bir işin öğretildiği yer. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Polis karakolu. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer.

Birim : Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

 

Merk : Evlek. Yara ya da çıban yangısı. Bir kabın, borunun içindeki tortu, pas. Tarla içindeki her bir bölüm (Erzincan Merkez).

Biri : Bir tanesi. Bilinmeyen bir kimse.

İlçe : Yönetim bakımından yurt bölümlemesinde ilden sonra gelen bölüm, kaymakamlık, kaza.

İli : Ilık. [Bakınız: ılı]. Sıcak pekmez. Gelişigüzel dikiş. Buz tutan gölün donmayan yeri: İlide kuşlar varmış. Zayıf. Hayalet, cin, peri.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Görelilik kuramı anlamı nedir?

İngilizce'de Görelilik kuramı ne demek ? : theory of relativity