Pass in türkçesi Pass in nedir

Pass in ile ilgili cümleler

English: Ali always carries a map and compass in his bag.
Turkish: Ali her zaman çantasında bir harita ve pusula taşır.

English: It was not permitted that the inhabitants trespass in the area.
Turkish: Burada oturanların bu alandan geçmelerine izin verilmedi.

Pass in ingilizcede ne demek, Pass in nerede nasıl kullanılır?

Pass : Derbent. Geçit. Briç pas demek. Pasavan. Gezdirmek. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Trapez cambazının bir trapezden ötekine geçip taşıyıcıya tutunması, taşıyıcıdan yine kendi trapezine geçmesi. geçiş'in üç evresi vardır: kaçış, akrobatik takla ve düşmeden trapezi yakalama. Bitmek. Geçmek. Geçiş.

In : Tutulan. De. İçeri doğru yönelen. Da. Çok moda olan. İçinde. Mevsimi gelmiş. Dahili. İç. İktidardaki.

Pass in review : Geçit töreni yapmak. Tören geçişi.

Pass into : İçeri girmek. Geçmek ( ne). İçeri almak.

Pass into law : Yasalaşmak.

Ships that pass in the night : Gece geçen gemiler. Kısa ve tesadüfi toplantı.

Pass into oblivion : Unutulmaya yüz tutmak.

İngilizce Pass in Türkçe anlamı, Pass in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pass in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Comperes : Sunuculuk yapmak. Eğlence programı sunmak. Eğlence programı sunucusu. Takdimci. Sunucu.

Croaks : Fertiği çekmek. Kurbağa gibi ses çıkarmak. Karga gibi ötmek. Cavlamak. Boğuk ses çıkarmak. Gümlemek. Gaklamak. Kurbağa sesi çıkartmak. Nallamak.

Bestow : Bahşetmek. (hak) tanımak. Hediye etmek. Yerine koymak. Bağışlamak.

Pass into : Geçmek ( ne). İçeri girmek.

Crap out : Bozulmak. Gebermek. Defetmek. Mortoyu çekmek. İşe yaramaz şeyleri çıkarmak.

Croak : Nalları dikmek. Vaklamak. Kurbağa sesi çıkartmak. Gümlemek. Kurbağa gibi ses çıkarmak. Vraklamak. Nallamak. Fertiği çekmek. Boğuk ses çıkarmak.

Let in : Sırdaş etmek. Sırrını açmak. Kapıyı açıp içeriye almak. Eklemek. İçeri bırakmak. Gömmek. Bırakmak. İçeri girmesine izin vermek.

Buy it : Mefta olmak. Yenilgiye uğramak. Nalları dikmek. Başarısızlığa uğramak.

Conking : Başa vurulan darbe. Kıvırcık saçı kimyasal işlemlerle düzleştirmek. Tahtalıköyü boylamak. Burun. Çalışmamak. Bozulmak. Kafa. Bayılmak. Dalmak.

Affords : Maddi gücü yetmek. Gücü yetmek. Göze almak. Parası yetmek. Çıkışmak. Karşılamak (parasal olarak). Bulabilmek. Zaman ayırabilmek. Zamanı olmak.

Pass in synonyms : cash in, emcee, set back, drive in, bring in, allowing, chokes, administer, choke, belly up, bestows, conk, let into, admits, introduces, compered, attribute, dishing, conked, admit, conferred, conk out, ascribes, take into, allow, introduce, croaked, conks, administers, affording, take in, show in, ascribe.