Paten nedir, Paten ne demek

Paten; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Buz üstünde kaymak için kullanılan, çoğunlukla tabanına, dar uzun bir çelik takılı ayakkabı
  • Bu ayakkabının düz yerlerde kaymakta kullanılan tekerlekli türü.
  • Halk oyunlarında yan yana, art arda, sırt sırta duruşlardan oluşan çizgi ve daire biçimleri ile oyuncuların sahne üzerinde dağılarak oluşturdukları şekil veya düzen.

Paten hakkında bilgiler

Paten, bot biçiminde deri ya da plastikten yapılmış olan altına en az 2 tekerlek veya celik takılan, buzda ya da düz zeminde kaymak için kullanılan spor aletidir. Çelik buz pateni için kullanılır.

Genel olarak tekerlekli paten 3 ana parçadan meydana gelmektedir.

Alırken her parça farklı alınarak kişi kendine göre bi paten toplayabilir.

Tekerlekli patende de hareketler buz patenindekilere benzer. Sokakta kullanılan patenler, düzenli pistlere giderek paten yapmayı öğrenenlerin kullandıklarından farklıdır. Sokak patenlerinde genellikle kauçuk tekerlekler ve kare biçiminde kauçuk yastıklar vardır. Pist­lerde kullanılan patenlerde ise ahşap tekerlekler ve yuvarlak kauçuk yastıklar bulunur. Bu tür patenleri kullananlar yalnızca öne arkaya ya da sağa sola eğilerek istedikleri yöne gidebilirler.

Paten ile ilgili Cümleler

  • Paten yapmayı seviyorum.
  • Nasıl paten kayacağını sana kim öğretti?
  • Bu gölde paten yapmak güvenli midir?
  • Ben her zaman patenle nasıl kayacağımı öğrenmek istedim.
  • Buz pateni yapabilir misin?
  • Buz pateninde iyi misin?
  • Patenciler paten alanının etrafında kaydı.
  • Patenle kaymayı daha çok severim.
  • Patenle kayabilir misin?
  • Sen ve Mustafa hiç birlikte buz patenine gittiniz mi?
  • Ali yeni bir çift buz pateni satın aldı.
  • Patenlerini tak, az önce parkeyi cilaladım.
 

Paten anlamı, tanımı:

Kaymak : Kurtulmak. Cinsel ilişkide bulunmak. Anlamı değişmek. Yağışların etkisiyle toprağın alt tabakasının gevşemesi sonucu üst tabaka oynamak. Düz, ıslak, donmuş veya kaygan bir yüzey üzerinde sürtünerek kolayca yer değiştirmek. Kaygan bir yüzey üzerinde birdenbire dengesini yitirmek. Sütün veya yoğurdun yüzünde zar durumunda toplanan, açık sarı renkli, koyu yağlı katman, krema. Durum değiştirmek. Sütü yayvan kaplar içinde ve hafif ateşte tutarak elde edilen koyu, yağlı öz. Yağmur ve selden sonra toprağın üzerinde kalan özlü tabaka. Bir şeyin en iyi ve seçkin bölümü. Görüş, düşünce veya tutumunu değiştirmek.

Çelik : Bir ağacı aşılamak amacıyla hazırlanmış dal. Zayıf fakat güçlü (vücut). Gemilerde, üzerine halat veya ip geçirip tutturmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılmış kısa değnek. Bu alaşımdan yapılmış. Su verilerek çok sert ve esnek bir duruma getirilebilen, birleşiminde az miktarda karbon bulunan demir ve karbon alaşımı, polat. Kök salması için yere dikilen dal. Kısa kesilmiş dal. Çocukların çelik çomak oyununda ucuna çomakla vurarak havaya kaldırdıkları iki tarafı sivri, kısa değnek.

 

Tekerlekli : Tekerleği olan, tekerli.

Biçim : Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Biçme işi. Herhangi bir şeyin benzeri. Tarz. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil.

Buz pateni : Bu ayakkabı ile yapılmış olan kayma sporu, patinaj. Buzla kaplı zemin üzerinde yapılmış olan buz sporlarında kullanılan, altı çelik bıçaklı, özel ayakkabı.

Patenci : Buz pateni yapan veya patenle kayan kimse.

Patent : Bir durum veya bir işi yalnızca kendi yetkisi altında görme. Buluş belgesi. Uyruğunu belirten belge. Gemilere ayrıldıkları limanın sağlık durumu için verilen belge.

Patent damgası : Altın, gümüş vb. maddelerin altına vurulan ve oranını belirten damga.

Patent hakkı : İsim hakkı.

Patentinin altına almak : Egemenliği altına almak.

Üstün : Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik.

Çoğunluk : Sayı üstünlüğü, ekseriyet, azınlık karşıtı.

Takılı : Takılmış, tutturulmuş, asılmış.

Ayakkabı : Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılmış olan giyecek, başmak, pabuç.

Halk : Yaratma. Belli bir bölgede veya çevrede yaşayanların bütünü, ahali. Aynı ülkede yaşayan, aynı kültür özelliklerine sahip olan, aynı uyruktaki insan topluluğu, folk. Aynı soydan gelen, ayrı ülkelerin uyruğu olarak yaşayan insan topluluğu. Bir ülke içerisinde yaşayan değişik soylardan insan topluluklarının her biri. Bir ülkedeki yurttaşların bütünü, kamu.

Oyun : Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Hile, düzen, desise, entrika. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Kumar.

Arda : Ardıl. İşaret olarak yere dikilen çubuk. Maden üzerine kazıma yapmak ve çıkrıkta çevrilen şeyleri yontmak için kullanılan çelik kalem.

Deri : Bu tabakadan yapılmış. Pazar veya panayır kurulan gün, dernek. İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten. Toplantı, düğün. İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu.

Patencilik : Patencinin yaptığı iş.

Patent duktus arteryozus : Duktus arteryozusun kapanmaması.

Patent mavisi : Bir indirgeme yükseltgeme belirteci olarak kullanılan fenillenmiş rozanilin disülfonik asit,.

Patent sarısı : PbO.PbCl2 formülünde sarı renkte bir pigment.

Patentalı : Yabancı bir devletin uyruğu ve korunumu altında bulunduğunu belirten tezkereye sahip kimse.

Patentleme : % 0.4 ve daha yüksek karbonlu tellerin ostenitleme işleminden sonra, çabukça soğutulup yüksek dayanç ve süneklik kazandıracak ikinci bir sıcaklıkta ısıtılması işlemi.

Patentli ticari ad : İlaç şirketleri veya fabrikalarının yeni bulup patentini aldıkları ilkel maddelere verdikleri ad.

Diğer dillerde Paten anlamı nedir?

İngilizce'de Paten ne demek? : n. metal plate or dish used to hold the Holy Eucharist

n. godfather, man who sponsors a child at his baptism and promises to oversee his religious education

n. godparent, one who sponsors a child at his baptism and promises to oversee his religious education, sponsor, patron

Fransızca'da Paten : patin [le]

Almanca'da Paten : n. Gleitschuh, Schlittschuh

Rusça'da Paten : n. коньки (PL), ролики (PL), полоз (M)