Pekmez helvası nedir, Pekmez helvası ne demek

  • Eritilen tereyağında unun hafifçe kavrulmasından sonra pekmezle karıştırılmasıyla yapılmış olan ve cevizle birlikte sunulan bir tatlı türü

Pekmez helvası hakkında bilgiler

Pekmez helvası, ana malzemesi un, tereyağı, su, pekmez ve ceviz olan bir tatlı. Un helvasına benzer işlemlerle yapılmış olan bu helvaya özgünlüğünü veren, su ile karıştırılmış pekmez ve öğütülmüş cevizdir. Yöreye göre dut ya da üzüm pekmezi tercih edilebilir.

Pekmez helvası kısaca anlamı, tanımı:

Tereyağı : Sütten çıkarılan yemeklik yağ, sağyağ, sadeyağ, sarı yağ.

Pekmez : Genellikle üzüm, dut vb. meyvelerin kaynatılarak koyulaştırılmış biçimi.

Karış : Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık.

Ceviz : Bu ağacın dışı kabuklu, içi yağlı ve nişastalı yemişi, koz. Bu ağacın kerestesinden yapılmış. Cevizgillerin örnek bitkisi olan, uzun ömürlü, gövdesi kalın, kerestesi değerli, yurdumuzda çok yetişen ağaç (Juglans regia).

Helva : Şeker, yağ, un veya irmikle yapılmış olan tatlı.

Hafif : Sıkıntısız, ferah, rahat olarak. Güç veya yorucu olmayan, kolay. Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı. Önemli olmayan. Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek). Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa. Çok dik olmayan (sırt, yokuş). Etkisi az olan, sert karşıtı. Gücü az olan, belli belirsiz. Kalınlığı veya yoğunluğu az olan.

 

Kavrulma : Kavrulmak işi.

Birlik : Bölünmezliği içeren yalın bütün. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Bir arada olma durumu, vahdet. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek.

Malzeme : Bir eserin hazırlanmasında yararlanılan bilgi ve kaynakların tamamı. Gereç.

Benzer : Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör. Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil.

İşlem : Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi. Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele. Bir işi sonuçlandırmak için yapılmış olan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat. Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür. Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi. Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele.

Özgün : Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan, orijinal, ibdai. Bir buluş sonucu olan, nitelikleri bakımından benzerlerinden ayrı ve üstün olan. Çeviri olmayan, asıl olan (metin), orijinal.