Perfusion türkçesi Perfusion nedir

  • Perfüzyon.
  • Üzerine veya içine dökme. sıvı biçimindeki ilaçları vücuda verme.
  • Sıvı içitimi.
  • Üzerini sıvama.
  • Serpme.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Serpilme.

Perfusion ingilizcede ne demek, Perfusion nerede nasıl kullanılır?

Hemoperfusion : Hastanın heparinlendikten sonra, atardamardan bir infüzyon pompası yardımıyla boru sistemi içine sevk edilen kanın reçine veya etkin kömür tozu gibi adsorban bir maddeyle dolu bir kartuştan geçirilmesi ve bir toplardamardan tekrar dolaşıma döndürülmesi biçiminde yapılan, zehirli maddelerin kandan uzaklaştırması için uygulanan bir eliminasyon yöntemi. Hemoperfüzyon.

Reperfusion : Bir organ veya dokuda bozulmuş olan kan akımının normal hale getirilmesi. Reperfüzyon.

Perfusing : Üzerini sıvamak. Serpmek. Serpilmek. Sıvamak.

Perfuse : Serpilmek. Üzerini sıvamak. Serpmek. Sıvamak.

Perfused : Üzerini sıvamak. Serpmek. Serpilmek. Sıvamak.

Perfumer : Parfümcü. Parfümör.

Perfume : Koku. Rayiha. Güzel koku vermek. Esans. Parfüm. Itır. Amber. Güzel koku. Parfümlemek. Parfüm sürmek.

Perfunctorily : Formalite icabı. Formalite gereği. Baştan savma. Kör topal. Dikkatsizce. Yalapşap. Göstermelik bir şekilde.

Perfumed : Kokulu. Parfümlenmiş. Parfümlü.

Perfumeries : Parfümcülük. Parfümler. Itriyat mağazası. Itriyat. Koku. Parfümeri. Parfüm.

 

İngilizce Perfusion Türkçe anlamı, Perfusion eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Perfusion ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aspersions : Çamur. Kutsal su serpme. İftira.

A band : Çizgili kas teli ışık mikroskobunda incelendiğinde görülen, kalın flamentlerle aralarına giren ince flamentlerin uçlarını içeren ve ışığı iki kez kıran koyu renkli bantlar, anizotrop bant, anizotropik bant. A bandı.

Sprinklings : Azıcık bir miktar. Azıcık miktar. Ekme. Küme. Çisenti. Serpinti. Tutam. Yağmurlama. Bir nebze.

Strewing : Saçma.

Abdominal ovariectomy : Laparotomi yoluyla gerçekleştirilen kısırlaştırma. Abdominal ovaryektomi.

Abdominal fat necrosis : Karın içi yağ nekrozu. Karın yağı nekrozu.

Cover nets : Çoğunlukla sığ sularda, üstten atılarak balıkların ağ içinde kalmasını sağlayan ağlar. Kapama ağları. Serpme ağı.

Cover net : Saçma. Serpme ağı. Su ürünlerini üstten kapayarak, dairesel yapılı, kenarlarında kurşun yakası bulunan ve farklı biçimlerde donatılabilen, genellikle torba gibi büzülebilen, kullanılacağı yere göre çarmıklı, büzmeli, cepli biçimlerde yapılan kapama ağları, saçma.

A c deformity : A-c kusuru. Arnold-chiari yapılış bozukluğu.

Aspersion : Hakaret. Leke sürme. Kutsal su serpme. Haksız suçlama. Kara çalma. Çamur. İftira. Karalama.

Perfusion synonyms : abamectin, a dna, insertion, cast net, a c syndrom, scatterings, distributions, flourishing, a crochordon, a clay, spreading, intromission, introduction, abaxial, abdominal palpation, abdominal pain, distribution, abattoir, abdomen, abdominal distention, a amplitude mod, scattering.

Perfusion ingilizce tanımı, definition of Perfusion

Perfusion kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of perfusing.