Physiques türkçesi Physiques nedir

Physiques ingilizcede ne demek, Physiques nerede nasıl kullanılır?

Of poor physique : Cılız. Zayıf bünyeli.

Physique : Fizik (vücut). Fizik yapısı. Bünye. Vücut. Vücut yapısı. Fizik.

Physic : Tıp bilimi. Fizik bilimi. Tıp. Müshil vermek. Tedavi etmek. Hekimlik. İlaç. Eski müshil. Doktorluk. İlaç vermek.

Physic nut : Kürkas. Hintfıstığı.

Physical : Maddi. Bedensel. Muayene. Bedeni. Maddesel. Somut. Mevcut. Fiziki. Fiziksel.

Physical bulging : Kutu konserve ürünlerde yüksek ısı, soğuk ve donma gibi daha çok teknolojik bir hatadan kaynaklanan bombaj biçimi. Fiziksel bombaj.

Physical change : Doğabilimsel değişim. Fiziksel değişme. Özdeği oluşturan atomların elektron düzenlerini etkilemeyen , salt dış yapısıyla ilgili özelliklerdeki değişme. Fiziksel değişim. Suyun donması, uçması, erkin cismin düşmesi, gezegenlerin güneş çevresinde dolanması gibi özdeğin birleşimini etkilemeyen her değişim. Fizik, kimya alanlarında kullanılır.

Physical assets : Sabit varlıklar. Fiziksel varlıklar. Fiziki varlıklar. Maddi varlıklar. Bir firmanın üretim sürecinde kullandığı bina, makine ve donanım, toprak gibi uzun ömürlü ve süreklilik gösteren varlıklar.

Physical adsorption : Fiziksel yüzerme. Fiziksel adsorpsiyon. Fiziksel tutunma. Fiziksel soğurma. Görece yoğun evrenin yüzeyinde, yoğunluğu daha az olan evrenin atom, yükün ya da moleküllerinin yöneltme, ucaylanma, dağılım kuvvetleri etkisiyle, kimyasal bileşme olmadan tutunması.

 

Physical capital : Makine ve donanım biçimindeki sermaye. Fiziki sermaye.

İngilizce Physiques Türkçe anlamı, Physiques eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Physiques ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Physical science : Fizik bilimi. Doğa bilimi. Fiziki bilimler.

Bodying : Esas. Yığın. Beden. Miktar. Cüsse. Yoğunluk. Ceset. Hacim. Gövde.

Habit of body : Yapı.

Organism : Yapı. Örgenlik. Ayrı ayrı organlar ile hayali olaylarını devam ettirebilen herhangi bir canlı varlık. Organizma. Canlı varlık. Yaşamsal işlevlerini devam ettirebilen herhangi bir canlı varlık. Oluşum. Örgüt.

Squattiness : Bodurluk. Kısalık ve tıknazlık. Kısa ve tıknaz olma durumu.

Constitution : Kural. Esas kanun. Yaradılış. Temel yapı (bünye). Yol yordam. Vücudun, insana özgü olan ve başarı yeteneğini saptayan temel yapısı. Tıynet. Konstitüsyon. Bileşim.

Flesh : Et yedirmek. İnsanlık. Et. Ayrıntılarıyla anlatmak. Bedensel istekler. Akraba. Ten. Şehvet. Şişmanlatmak. Derisinden eti sıyırmak.

Habitus : Habitüs. Görünüş. Bir bitki ya da hayvanın genel görünüşü.

Organisation : Ortaklık. Düzenlenmiş olma durumu. Müessese. Birlik (ayrıca organization). Organize etme. Örgütlenme. Düzenlenme. Örgüt. Organizasyon.

Corporality : Bedensel varlık.

Physiques synonyms : somatotype, bodily property, physical body, human body, material body, juvenile body, structure, constitutions, dumpiness, bodybuild, existences, chassis, mortal, physical structure, being, frame, individual, body structure, fabric, fabrics, build, organization, female body, bodies, framesaw, body, human, quality, anatomy, soul, form, physics, male body.