Pissu akıtma düzeni nedir, Pissu akıtma düzeni ne demek

Pissu akıtma düzeni; Şehir alanında kullanılan bir sözcüktür.

Teknik terim anlamı:

Bir kentte, işyerlerinde ve konutlarda kullanıldıktan sonra kirlenen pissuyun bu suya karışabilen öteki sağlığa dokuncalı atıklarla birlikte, özel borularla denize ya da arıtma yerlerine iletilmesine yarayan dizge.

Pissu akıtma düzeni tanımı, anlamı

Akıt : Sidik. Çoğu kaynatmak suretiyle akideleşmiş şeker, pekmez, koyu pekmez. Salça. [Bakınız: akıda]. Taş kemer, kubbemsi taş tavan: Tavanları akıt evler soğuk olur

Düzeni : İki tepe arasındaki düz yerler, vadi.

Pissu : Hela, banyo, mutfak ve benzerleri yerlerden gelen kullanılmış suların karışımı, lağım suyu.

Akıtma : Akıtmak işi, isale. Enli bilezik. Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü. Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.

Düze : Doz.

Düzen : Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Dolap, hile. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bez dokuma tezgâhı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Yerleştirme, tertip. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Alet edevat takımı.

 

Dokuncalı : Zararlı.

İletilme : İletilmek işi.

Birlikte : Bir arada, beraberce, hep beraber. Yanında, beraberinde. Beraber.

Bir ken : Bir kez. Bir kere, bir defa.

Dokunca : Kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey. Zarar.

Borular : Sivas ilinde, İmranlı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Arıtma : Arıtmak işi.

Birlik : Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet. Bir arada olma durumu, vahdet. Bölünmezliği içeren yalın bütün. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek.

Konut : İnsanların içinde yaşadıkları ev, apartman vb. yer, mesken, ikametgâh. Ön doğru: Eukleides'in "Bir noktadan bir doğruya ancak bir paralel çizilebilir." yolundaki konutu gibi.

Öteki : Diğeri, öbürü. Öbür, diğer. Sözü edilen veya benzer iki nesneden önem ve konum bakımından uzakta olan. Mevcut kültürün içinde dışlanmış olan.

Sonra : Daha ileri bir zamanda, müteakiben, önce karşıtı. Arkadan gelen bölüm ya da zaman. Daha uzak ve ileri bir yerde. Yoksa, aksi hâlde. Makam, sıra, değer ve önemde arkada oluşu bildiren bir söz.

Karış : Parmaklar birbirinden uzak duracak biçimde gergin duran elde, başparmak ile serçe parmağın uçları arasındaki açıklık.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

İleti : Yazı veya sözle verilen, gönderilen bilgi, mesaj.

Diğer dillerde Pissu akıtma düzeni anlamı nedir?

İngilizce'de Pissu akıtma düzeni ne demek ? : drainage system