Plazmatosit nedir, Plazmatosit ne demek

Plazmatosit; Biyoloji alanında kullanılan bir kelimedir.

Biyoloji'deki anlamı:

Böcek kanında en bol bulunan hücrelerden biri, organeller bakımından zengin bir tip hemosit.

Plazmatosit tanımı, anlamı

Plazma : Kanda alyuvarlarla akyuvarların içinde bulunduğu sıvı. Elektrik yükü yansız olan gaz moleküllerinden, pozitif iyonlardan ve negatif elektronlardan oluşan akışkan. Dolaşan kan, lenf ve hemolenfin sıvı kısmı. Protoplazma, sitoplazma. Atomları ve molekülleri tüm olarak ya da kısmen iyonlaşmış gaz. Son yıllarda yıldızlararası gazın ve yıldız gazyuvarları içindeki gazın plazma olduğu kabul edilmektedir. Bir elektrik boşalımında veya çok sıcak bir çekirdek işlemi içinde iyonlar, atomlar ve elektronların oluşturduğu iletken bir gaz ortamı. Bir gazı, elektrik arkından geçirerek elde edilen iyonlaşmış ışıklı gaz. Kan, lenf ve hemolenfin sıvı kısmı. Dolaşan kanın birçok organik, inorganik ve iyon taşınmasında rol alan sıvı kısmı, vücut dışına alınan pıhtılaşması önlenmiş biçimli elemanları çöktürülmüş olan kanın sıvı kısmı, kan plazması. Lenfin sıvı kısmı. Merhem hazırlamada kullanılan bir nişasta gliseriti. [Bakınız: protoplazma]. Bir gazın çok yüksek ısıda kısmen ya da tamamen iyonlaştırılmasıyla elde edilen ve nükleer füzyonda kullanılan akışkan madde

 

Bakımından : Bakış veya görüş açısı yönünden, değerlendirme açısından. -e göre.

Hemosit : Granülosit, plasmosit gibi çeşitli tipleri olan, böceklerin ve diğer omurgasızların kan hücrelerinin genel adı. Herhangi bir kan hücresi. Kan hücresi.

Organel : Hücre içerisinde bulunan kendi içinde özelleşmiş yapı. Ökaryot hücrelerde belirli bir görev yapmak üzere özelleşmiş mitokondri, çekirdek, kloroplâst ve benzerleri gibi yapıların her biri. Hücre içinde belirli bir görevi yapmak üzere özelleşmiş ve zarla çevrili yapılar. Zarla çevrili, özelleşmiş hücre işlevi için gerekli enzim ve diğer elemanları içeren hücre içi yapı. Organeller çekirdek, mitokondrion, endoplazmik retikulum, lizozom, golgi cismi ve peroksizomlardır. Göze organı; protoplâzmanın özel bir görev yapmak üzere farklılaşmış bir bölgesi; koful, Golgi aygıtı mitokondriyum v. b.

Zengin : Parası, malı çok olan, varlıklı, varsıl, variyetli, fakir, yoksul karşıtı. Verimli. Yararlı veya kendisinden beklenilen, istenilen nitelikleri çok olan. Çok, bol. Gösterişli.

Organ : Vücudun, belirli bir görev yapan ve sınırları kesin olarak belirlenmiş bölümü, uzuv. Bir görevi, bir işi yerine getirmekle yükümlü kuruluş.

Zengi : Değirmen oluğunun altına konulan tek parça ağaç. Üzengi. Sivas şehrinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Hücre : İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birimi, göze. Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda. Küçük oda. Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk.

 

Böcek : Eklem bacaklıların, altı bacaklı, çoğu kanatlı ve vücutları baş, göğüs, karın olarak eklemlerden oluşmuş hayvan sınıfı, haşere. Istakoza benzer, uzunluğu 30-40 santimetre kadar olan, sarı renkli, kısa kıskaçlı, yenilen bir deniz hayvanı. Kelebek, kurt ve tırtılın dışında kalan küçük hayvancıklar.

Bakım : Bakma işi. Bir şeyin iyi gelişmesi, iyi bir durumda kalması için verilen emek. Birinin beslenme, giyinme vb. gereksinimlerini üstlenme ve sağlama işi.

Hemo : Kana işaret eden ön ek, hemosiyanin, hemoglobin gibi.

Biri : Bir tanesi. Bilinmeyen bir kimse.

Böce : Böcü. Börülce. Bit. [Bakınız: böcü]. Sırtlan. [Bakınız: böcük]. [Bakınız: böbö]. Kurt. Böcek, akrep, çıyan, örümcek v.s. Fasulye. Bu gece. Böcek.

Bakı : Özellikle dağlık yörelerde bir yamacın güneş ışınlarına, güneye veya kuzeye karşı konumunu belirleyen, bunun sonucu olarak da doğal şartlarını tespit eden durumu. Denetleme. Fal.

Kanı : İnanç, düşünce, kanaat.

Bol : İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan, dar karşıtı. Nicelik bakımından olağandan veya alışılandan çok, kıt karşıtı. Özel bir cam içinde likör, şarap, meyve ve maden suyu karıştırılarak hazırlanan içki.

Tip : Aynı cinsten bütün varlıkların veya nesnelerin temel özelliklerini büyük ölçüde kendinde toplayan örnek. Tür, çeşit. İlgi çekici, değişik kimse. Hikâye, roman, tiyatro gibi uzun anlatıma dayalı edebi eserlerde kişi kadrosu içinde yer alan ve belli bir düşüncenin, topluluğun zihniyetini ve ideolojinin temsilciliğini yüklenen kişi. Kendine özgü kişiliği olmayan, genellikle bilinen kalıplardaki insanları gösteren oyun kişisi. 1.Pancar. 2.Turp. Kişileştirme işleminde genel olarak ele alınan oyun kişisi. Seyirci tarafından özellikleri bilinen ve kavramları getiren derinliği olmayan oyun kişisi. Hiçbir ruhsal gelişimi yoktur. Davranışlarıyla anlaşılır ve her oyunda aynı yolda hareket eder. Örnek : Kavuklu, Pişekâr, Pantalone, Arlekino, vb. Benzerlerinin ana özelliklerini kendinde topladığı için örnek olarak ele alınan birey. Bir topluluktaki belirli özellikleri taşıyan bir kimseyi, bilinen kalıplar içinde yansıtan oyun kişisi. İnsanları genellemesine yansıtan, kendine özgü kişiliği olmayan, daha çok bilinen kalıplardaki insanları gösteren oyun kişisi. Sınıflandırmada bir temel olarak kullanılan ve geniş sayıda bireyleri kapsayan karakterler topluluğu; yeni bir cins ya da tür olarak tanımlanan esas birey.

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

En : Bir yüzeyde boy sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, genişlik, boy, uzunluk karşıtı. Hayvanlara veya eşyaya vurulan damga, işaret. Başına geldiği sıfatların üstün derecede olduğunu gösteren kelime.

Diğer dillerde Plazmatosit anlamı nedir?

İngilizce'de Plazmatosit ne demek ? : plasmatocyte