Polisitemi nedir, Polisitemi ne demek

Polisitemi; Veteriner alanında kullanılan bir kelimedir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Alyuvar artışı.

Polisitemi hakkında bilgiler

Polisitemi, hemoglobin oranı normal kalmakla birlikte, dolaşan kandaki kırmızı kan hücre sayısının artması. Alyuvarların boylarının normalden küçük olması, plazma kayıplarına bağlı olarak hemokonstrasyon ya da akut bir su kaybı söz konusu olabilir.

Polisitemi tanımı, anlamı

Poli : Çok, fazla. Bütün alt birimleri sitozin olan homopolimer. Bütün alt birimleri timin olan homopolimer. Bütün alt birimleri urasil olan homopolimer

Polis : Şehirde kamu düzenini, huzur ve güvenliği sağlayan kuruluş, kolluk, zabıta. Bu kuruluşta yer alan görevli, kollukçu.

Göreceli polisitemi : Aşırı su kaybına neden olan terleme, ishal, kusma gibi faktörlerden dolayı plazma hacminin azalmasıyla rölatif olarak alyuvar sayısı, hemoglobin miktarı % hematokrit değerin arttığı polisitemi tipi, rölatif polisitemi.

İkincil polisitemi : Kan yapıcı organlardaki bir bozukluğa bağlı olmaksızın, kalp yetmezliği, akciğer hastalıkları, böbrek yetmezliği gibi alyuvar yapımını uyaran doku hipoksisinin geliştiği durumlarda görülen polisitemi tipi, eritrositozis.

Polisitemi vera : Birincil polisitemi.

Rölatif polisitemi : Göreceli polisitemi.%.

 

Alyuvar artışı : Toplam kan artışı veya plazma kısmının azalışı, eritrositoz, poliglobuli, polisitemi.

Hemoglobin : Alyuvarların yapısında bulunan, dokulardan karbondioksidi akciğerlere, akciğerlerden oksijeni dokulara taşıyan, demir içeren ve kana kırmızı rengini veren protein.

Söz konusu : Sözü edilen, üzerinde konuşulan, bahis konusu, bahis mevzusu, mevzubahis.

Birlikte : Bir arada, beraberce, hep beraber. Yanında, beraberinde. Beraber.

Olabilir : Gerçekleşme imkânı bulunan, olur, mümkün, kabil.

Su kaybı : Vücutta ateş, ishal vb. sebeplerle suyun kaybolması.

Alyuvar : Kana al rengini veren, çekirdeksiz, yuvarlak, küçük hücre, eritrosit.

Kandaki : Hangi.

Kırmızı : Al, kızıl renk. Bu renkte olan.

Normal : Kurala uygun, alışılagelen, olağan, düzgülü, aşırılığı olmayan, uygun. Aşırılığı, eksikliği ve taşkınlığı olmama, ortalama durum. Bir eğrinin bir teğetine değme noktasından çizilen dikme.

Kalmak : Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek. Yapamamak. Eğleşmek. Bir işi belli bir noktada bırakmak, ara vermek. Belli bir gelirle geçinmek zorunda bulunmak. Sınırlanmak. Oturmak, yaşamak. Olmak, herhangi bir durumda bulunmak. İşlemez, yürümez duruma gelmek. Sınıf geçmemek. Herhangi bir durumu sürdürmek. Oyalanmak, vakit geçirmek. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e), -ıp (-ip) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Varlığını korumak, sürdürmek. Hayatını sürdürmek, yaşamak. Zaman, uzaklık veya nicelik belirtilen miktarda bulunmak. Yetinmek. Miras olarak geçmek. Bir şeyle kaplanmak, bir şeye bulanmak. İleriye atılmak, ertelenmek. Konaklamak, konmak.

 

Plazma : Kanda alyuvarlarla akyuvarların içinde bulunduğu sıvı. Elektrik yükü yansız olan gaz moleküllerinden, pozitif iyonlardan ve negatif elektronlardan oluşan akışkan. Dolaşan kan, lenf ve hemolenfin sıvı kısmı. Protoplazma, sitoplazma. Atomları ve molekülleri tüm olarak ya da kısmen iyonlaşmış gaz. Son yıllarda yıldızlararası gazın ve yıldız gazyuvarları içindeki gazın plazma olduğu kabul edilmektedir. Bir elektrik boşalımında veya çok sıcak bir çekirdek işlemi içinde iyonlar, atomlar ve elektronların oluşturduğu iletken bir gaz ortamı. Bir gazı, elektrik arkından geçirerek elde edilen iyonlaşmış ışıklı gaz. Kan, lenf ve hemolenfin sıvı kısmı. Dolaşan kanın birçok organik, inorganik ve iyon taşınmasında rol alan sıvı kısmı, vücut dışına alınan pıhtılaşması önlenmiş biçimli elemanları çöktürülmüş olan kanın sıvı kısmı, kan plazması. Lenfin sıvı kısmı. Merhem hazırlamada kullanılan bir nişasta gliseriti. [Bakınız: protoplazma]. Bir gazın çok yüksek ısıda kısmen ya da tamamen iyonlaştırılmasıyla elde edilen ve nükleer füzyonda kullanılan akışkan madde.

Kandak : Su birikintisi, bataklık, gölcük. Kurumuş dere. Küçük dere. Uçurum, yar. Hendek, çukur. İnişli, yokuşlu, bozuk yol. Yollarda kurumuş araba izleri. Düğüm. İri teyel. Yaşlı, ihtiyar. Hantal, kaba, iri. Obur, gözü doymayan. Kıskanç. Biçkiye gelmeyen kumaş. Çatı saçağı. Budanmış ağaç. Zayıf, ince (insan ya da hayvan). Başkasının payını yeme. Taşların üstündeki su biriken, doğal oyuklar. Kundak. Hendek. Muğla şehrinde, Selimiye nahiyesine bağlı bir yer.

Kırmız : Kırmız böceğinden çıkarılan parlak al boya, çiçek boyası.

Diğer dillerde Polisitemi anlamı nedir?

İngilizce'de Polisitemi ne demek ? : polycythemi