Requited türkçesi Requited nedir

Requited ile ilgili cümleler

English: The meaning of life is the pure tears of unrequited love.
Turkish: Yaşamın anlamı, karşılıksız sevgiden doğan tertemiz gözyaşlarıdır.

English: Oranges signify a happy love, while lemons - an unrequited one.
Turkish: Limonlar karşılıksız bir aşk anlamına gelirken portakallar mutlu bir aşk anlamına gelir,

Requited ingilizcede ne demek, Requited nerede nasıl kullanılır?

Unrequited : Karşılıksız. Karşılık görmeyen. Cezasız kalmış. Ödüllendirilmemiş.

Unrequited love : Karşılıksız aşk. Karşılıksız sevgi.

Requite with : İle karşılığını vermek.

Requite : Öç almak. Altında kalmamak. Mükafatlandırmak. Karşılığını vermek. Acısını çıkarmak. Mukabele etmek. Acısını çıkartmak. Ödüllendirmek.

Requites : Acısını çıkarmak. Karşılığını vermek. Altında kalmamak. Mükafatlandırmak. Ödüllendirmek. Öç almak. Mukabele etmek. Acısını çıkartmak.

Requirable : İstenilir. Talep edilir.

Requital : Karşılık. Karşılığını verme. Ödül. Bedel. Mukabele. Misilleme. Öç.

Requiems : Ağıt. Ölünün ruhu için okunan ilahi. Ölü ayini ilahisi. Ölülerin ruhu için dua. Ölüler için yazılan müzik.

 

Requiem : Ölü ayini ilahisi. Ölülerin ruhu için dua. Ölüler için yazılan müzik. Ağıt. Ölünün ruhu için okunan ilahi.

Require to : Gerektirmek. Gerek görmek.

İngilizce Requited Türkçe anlamı, Requited eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Requited ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Rewarded : Ödüllendirilme.

Crowns : Dama yapmak. Kafasına vurmak. Süslemek. Taç giydirmek. Taçlar. Doruğa ulaştırmak. Kaplamak. Kronlar.

Requisition : İstek. El koyma (askeri terim). Talep. İsteme. Lüzum. Talep etmek. Resmen istemek. İstemek. Gerek. Elkoyma.

Ask : Davet etmek. Aranmak. Çağırmak. Sormak. İstemek. Dilemek. Talep etmek. Hak etmek. Soru sormak. Rica etmek.

Pay out : Kaloma etmek. Ödemek (parayı). Kalama etmek (zincir vb.). Gevşetmek (ip veya zincir vb'ni). Harcamak. Öcünü almak. Ödemek. Vermek.

Command : Yönetim. Kumanda etmek. Hakim olmak. Yetki. Buyruk. Komut. Emretmek. Hakimiyet. Kontrol etmek. Hak etmek.

Need : Gerek. Gereksemek. Karşılandığında haz, karşılanmadığında acı ve hüzün veren; karşılandıkça şiddetini kaybeden; zaman içinde kendini tekrarlayan; alışkanlık haline gelebilen; sınırsız ve öznel olan duygu. -mesi gerekmek. -e muhtaç olmak. Gereksinim içinde olmak. Gereksinim duymak. -mali. Gereksinme. Gerek duymak.

Be even with : Ödeşmek. Yapılan kötülüğün karşılığını vermek. İntikamını almak. Öcünü almak.

Pay off : Yol vermek. Amorti etmek. Borcunu tamamen ödemek. Tamamen ödemek. Parasını verip kovmak. Değmek. Parasını eline verip kovmak. Hesabını kapatmak.

 

Requited synonyms : requites, counteract, reacts, recompensed, be revenged, take revenge for, respond, award a prize, pay back, avenged, nix, burden, recompense, enjoin, getting back, react, paid off, responds, recompensing, demand, pay off old scores, remunerating, requiting, veto, pays, counteracts, pay, counteracted, be avenged, cry for, proscribe, forbid, answer for.

Requited zıt anlamlı kelimeler, Requited kelime anlamı

Allow : İtiraf etmek. Ayırmak. Kabul etmek. Sağlamak. Koyvermek. Göz önüne almak. Saymak. Düşünmek. Fikrinde olmak. Vermek.

Permit : Elvermek. Bırakmak. Ruhsat vermek. İzin belgesi. Yasa tarafından kısıtlanmış veya düzenlenmiş bir şeyin yapılması için, kamu yetkesince verilen ve devredilemeyen izin. İzin kağıdı. İzin. Dış ülkelerden mal getirme ya da dış ülkelere mal çıkarma için tecimle uğraşan genel ve tüzel kişilere devletçe verilen belge. herhangi bir işlem nedeniyle verilen izin belgesi. Ruhsat. Geçiş iznini göstermek üzere verilen belge.

Obviate : Bertaraf etmek. Yetmemek. Gereksiz kılmak. İzale etmek. Çare bulmak. Üstesinden gelmek. Önüne geçmek. Halletmek. Önlemek. Gidermek.