Rove türkçesi Rove nedir

Rove ile ilgili cümleler

English: Land Rovers are the least reliable cars in the world.
Turkish: Land Rover'lar dünyada en az güvenilir arabalardır.

English: "Speak to me in French too - not just in German!" "No, because once I start, it'll become a habit and then how am I supposed to improve my German?"
Turkish: "Benimle Fransızca da konuş, sadece Almanca değil!" "Hayır, çünkü bir kez başlarsam bu bir alışkanlık olacak ve ben nasıl Almancamı geliştireceğim?"

English: "A stitch in time saves nine" is a proverb.
Turkish: "Bugünün işini yarına bırakma" bir atasözüdür.

English: NASA's Mars rover discovered traces of a river bed.
Turkish: NASA'nın Mars gezicisi bir nehir yatağının izlerini keşfetti.

English: "A rolling stone gathers no moss" is a proverb.
Turkish: "Yuvarlanan taş yosun tutmaz" bir atasözüdür.

Rove ingilizcede ne demek, Rove nerede nasıl kullanılır?

Rove beetles : Tokmakböcekleri. Kimi türleri, sokması ve ağılı salgısı dolayısıyla oldukça ağır deri yangıları doğurabilen, kınkanatları çok kısa böcekler familyası; aylakböcekler.

Roved : Gezmek. Cıvata pulu. İplik bükmek. Yün taramak. Gezinmek. Dolaşmak. Avare dolaşmak. Başıboş dolaşmak. Taramak. Göz gezdirmek.

 

Rover : Gezgin. Serseri kimse. Serüvenci. İzci (ergin). Hedef (okçuluk). Uzun mesafe hedefi (okçuluk). Avare. Serseri. Kaba bükme makinesi. Korsan.

Rovers : Gezginci. Gezgin. Kaba bükme makinesi. Serüvenci. Korsan. Uzun mesafe hedefi (okçuluk). Hedef (okçuluk). Avare. Serseri kimse. Oradan oraya göçen kişi.

Roves : Avare dolaşmak. Göz gezdirmek. Dolanmak. Dolaşmak. Yün taramak. Cıvata pulu. Gezmek. Başıboş dolaşmak. İplik bükmek. Taramak.

Amazing improvement : Şaşırtıcı gelişim. Daha iyiye doğru büyük değişim. Çok etkileyici ilerleme.

Action of trover : Haksız alıkoyma tazminat davası. Haksız alıkoymaya karşı tazminat davası. İstirdat davası. Lukata davası.

Approve oneself : Ortaya çıkmak. Görünmek.

Land rover : Dört tekerlekten çekişli araçlar için ingiliz markası. Kara korsanı.

Active introversion : Aktif içedönme. Aktif içedönüklük.

İngilizce Rove Türkçe anlamı, Rove eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rove ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Stroll : Gezinti. Serbest yürüyüş. Ağır ağır gezinmek. Dolanıp durmak. Tur. Dolaşma. Gezip dolaşmak. Gezme.

Glance through : Hızla göz atmak. Hızla göz gezdirmek. Hızla okumak.

Dragged : Sürüncemede kalmak. Ağır tempoyla çalınmak. Sürünmek. Ağırdan almak. Çekmek. Söz konusu etmek. Sokmak. Durgunlaşmak. Ağ ile suyun dibini taramak.

Mill : Çırpmak. Çekmek. Tırtıklamak. Değirmende öğütmek. Öğütücü. Çentiklemek. Öğütmek. Haddelemek.

Circuit : Tur atmak. Çevre. Elektriksel erke üretecinin ucaylarma bağlanarak kesiksiz bir iletim yolu oluşturan iletken aygıtlar ya da gereçler dizisi. Daire çevresi. Gezici dava vekili. Elektriğin bir yöne akışı. Turneye çıkmak. Bir yönetim altındaki işletme sayısı. Döngü. Lig.

 

Get around : Yolunu bulmak. Üstesinden gelmek. Başarmak. Yayılmak (haber). Yayılmak (söylenti). Bir yol bulup atlatmak (birini). Gönlünü etmek. Yayılmak.

Move : Hareket ettirmek. Taşımak. Oynamak. Yer değiştirmek. Hareket. Kımıldatmak. Kıpırdatmak. Kımıldamak. Teklif etmek. Oynatmak.

Rambled : İpsiz sapsız konuşmak. Kıvrılarak uzanmak (nehir). Başıboş gezmek. Boş boş dolaşmak. Yayılmak. Konuyu dağıtmak. Abuk sabuk konuşmak.

Become tangled : Kördüğüm olmak.

Rove synonyms : locomote, jazz around, roves, roved, moseying, gad around, enwind, coils, glance, travel, divagates, drift, roam, gad about, flip through, ramble, browse, bat around, knock about, swan, leaf through, cruise, coiled, jaunt, ambulates, gads, jaunted, peep at, maunder, circulate, circuiting, loafed, comb out.

Rove zıt anlamlı kelimeler, Rove kelime anlamı

Stay in place : Yerinde kalmak.

Rove ingilizce tanımı, definition of Rove

Rove kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To practice robbery on the seas. To draw through an eye or aperture. To wander over or through. A ramble. To wander about on the seas in piracy. A copper washer upon which the end of a nail is clinched in boat building. The act of wandering.