Sürümek nedir, Sürümek ne demek

  • Bir şeyi yerden kaldırmaksızın çekerek, iterek götürmek, sürüklemek
  • Herhangi bir sebepten dolayı güçlükle yürümek.
  • Bir şeyi peşine takmak, alıp götürmek.
  • Hafif bir şeyi sürüklemek.

"Sürümek" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Diyar diyar beni aldı / Sürüdü gönlüm sürüdü" - Âşık Veysel
  • "Ey gökten yere nazlı bir sultan gibi eteklerini basamaklarda sürüyerek aheste aheste inen yolcu! Kaçıncı basamaktasın?" - A. N. Asya

Diğer sözlük anlamları:

Sürmek.

Sürüklemek.

Sürümek tanımı, anlamı:

Sürüme : Sürümek işi.

Sürüm : Devletçe para, senet ve tahvil çıkarma, piyasaya sürme, emisyon. Değişik biçim, versiyon. Bir konuyla ilgili değişik metinlerden her biri, versiyon. Bir paranın geçer olması, tedavül. Bir ticaret malının satılır olması, revaç.

Ayağını sürümek : Verilen bir işi ağırdan almak. bir yerden uzaklaşmak üzere bulunmak. halk inanışına göre bir kimse gelirken ardından başkalarının da gelmesine yol açmak. ölmek üzere olmak.

Ayak sürümek : Gönderilen yere isteği ile gitmemek. verilen bir işi ağırdan almak.

Kaldırmak : Hastayı hastaneye götürmek. Uygun gelmek, yakışmak. Bulunduğu yerden almak. Uyandırmak. İyi etmek, iyileştirmek. Yukarı doğru hareket ettirmek. Yükseltmek. Çalmak, aşırmak. Bir şeyden çokça satın almak. Çekmek, taşımak. Kaçırmak. Elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak. Piyasadan çekmek. Toplamak. Ürün toplamak, taşımak. Yok etmek, ortadan silmek. Tayin etmek, atamak. Alıp başka yere götürmek. Tören yaparak ölüyü gömmek. Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek.

 

Çekerek : Yozgat iline bağlı ilçelerden biri.

Götürmek : Birinin yanında yürüyüp ona bir yere kadar arkadaşlık etmek. Herhangi bir yiyeceği tek başına ve hızlı bir biçimde yemek. Kaybolmasına, yok olmasına yol açmak. Dayanmak, katlanmak, tahammül etmek. Yerinden ayırıp uzağa atmak veya yok etmek. Taşımak, ulaştırmak veya koymak. Tümüyle sahip olmak. Öldürmek. Haksız kazanç sağlamak, mal veya para sahibi olmak. Bir kimseyi bir yere kadar yanında yürütmek. Bir sonuca vardırmak.

Sürüklemek : Bir kimseyi, bir işi yapmaya zorlamak. İlgi uyandırarak bırakamayacak duruma getirmek, çok ilgilendirmek. Bir şeyi yerden kaldırmadan iterek veya çekerek götürmek. Akarsu alıp götürmek. Kötü bir duruma, sona doğru götürmek. İstekli olmayan birini bir yere götürmek, getirmek.

Hafif : Güç veya yorucu olmayan, kolay. Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa. Çok dik olmayan (sırt, yokuş). Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek). Kalınlığı veya yoğunluğu az olan. Gücü az olan, belli belirsiz. Önemli olmayan. Sıkıntısız, ferah, rahat olarak. Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı. Etkisi az olan, sert karşıtı.

Sebep : Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey.

Dolay : Bir yeri saran başka yerlerin bütünü, civar.

 

Bir : Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bu sayı kadar olan. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Eş, aynı, bir boyda. Aynı, benzer. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Tek. Sadece. Bir kez. Sayıların ilki. Beraber. Ancak, yalnız.

Diğer dillerde Sürümek anlamı nedir?

İngilizce'de Sürümek ne demek? : v. drag

Fransızca'da Sürümek : traîner

Almanca'da Sürümek : v. laufen

Rusça'da Sürümek : v. волочить, тащить, наволакивать, буксировать, затягивать, наволочь, отбуксировать, затянуть