Sıçmak nedir, Sıçmak ne demek
Sıçmak hakkında bilgiler
İnsan sindirim sistemi mekanik (fiziksel) ve kimyasal sindirim olarak ikiye ayrılır. Mekanik (fiziksel) sindirim, molekülleri küçük moleküllere ayırmaktır. Kimyasal sindirimin görevi ise, besinleri en küçük yapı taşına kadar ayırmaktır. Sindirim sistemi, sindirim borusu (sindirim kanalı) ile sindirim bezlerini içeren, çok hücreli hayvanlarda yiyeceğin vücuda alınımı, sindirilmesi, gerekli besin ve enerjinin absorbe edilmesi ve atık maddelerin vücuttan atılması ile ilgilenen organ sistemidir.
Sindirim sistemi ve sindirim borusu hayvandan hayvana belirli oranda değişiklik gösterir. Örneğin bazı hayvanlar çok odalı midelere sahiptirler.
Çoğu Antik Çağ ve Orta Çağ anatomistleri mide, bağırsaklar gibi sindirim sistemi organları hakkında kabaca doğru fikirlere sahipti. Yine de bu yanlış ve hatta bir bakıma absürt fikirler ortaya atılmadı anlamına gelmez. Örneğin Rönesans'ın önemli bilgin ve sanatçısı Leonardo da Vinci sindirim sisteminin solunum sistemine yardım ettiği fikrine sahipti. Sıkışan bağırsakların, içlerinde üretilen sıvılaşmış havayla, diyaframı yukarı doğru ittiğine ve böylece diyaframın akciğerlere basınç uyguladığına inanmaktaydı. Sindirim sisteminin ve sindirim sistemi organlarının insan için önemi eski çağlardan beri bilinmektedir.
Kalın bağırsak, sindirim kanalının mide ile anüs arasında bulunan kısmıdır. Kalın bağırsakta besinler içerisinde kalan su ve mineraller emilir.
Sıçmak tanımı, anlamı:
Vücut : İnsan veya hayvan gövdesi, beden. Var olma, varlık.
Sıçıp sıvamak : Öfkelenip kaba küfürlerle dolu sözler söylemek.
Mıhsıçtı : Cimri.
Ağzına sıçmak : Bir şeyi, bir işi işe yaramaz duruma getirmek, bozmak. birini çok kötü duruma sokmak.
Sap yiyip saman sıçmak : Yararsız şeylerle uğraşmak. bir olaya kızıp ateş püskürmek.
Dışkı : Sindirim sonunda anüs yoluyla dışarıya atılan besin artığı, kaka, bok, büyük abdest, kazurat.
Atmak : Koymak. İçki içmek. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Geri bırakmak, ertelemek. Çatlamak. Göndermek, yollamak. Götürmek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Sille, tokat vurmak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Çıkarmak, dışarıya vermek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Uzatmak. Rastgele bir kenara koymak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Değerini eksiltmek. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yalan veya abartmalı söz söylemek. Söylemek. Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Yırtılmak.
Bozmak : Bozguna uğratmak, yenmek, mağlup etmek. Biçimini ve kullanılışını değiştirmek. Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak veya sözünü yalana çıkararak küçük düşürmek. Bırakmak, dağıtmak. Altını paraya çevirmek, bozdurmak. Dokunmak, zarar vermek. Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak. Geçersiz bir duruma getirmek. Büyük parayı küçük birimlere ayırmak. Aklını yitirecek derecede bir şeye düşkün olmak. Yabancı ülke parasını Türk parasına çevirmek. Kötü duruma getirmek. Bağ veya bostanın son ürününü toplamak. Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek. Kızlığına zarar vermek.
Berbat : Darmadağın, bakımsız, perişan, viran. Çirkin, beğenilmeyen. Kötü. Bozuk.
Sindirim : Besinlerin çeşitli enzimlerle eritilerek, parçalanarak ince bağırsakta emilebilir, kana karışabilir duruma gelmesi için uğradıkları fiziksel ve kimyasal değişikliklerin bütünü, hazım.
Sistem : Yol, yöntem. Bir aracı oluşturan düzen, düzenek, tertibat. Düzen. Dizge. Model, tip. Bir sonuç elde etmeye yarayan yöntemler düzeni.
Mekanik : Düşünmeden yapılan. Kuvvetlerin maddeler ve hareketler üzerine etkisini inceleyen fizik dalı. Denge veya hareket kurallarıyla ilgili. Makine ile yapılan.
Dışarı : Dış çevre, dış yer, hariç, içeri karşıtı. Dışa, dış çevreye. Yurt dışı. Kişinin konutundan ayrı olan yer.
Etmek : Demek, söylemek. Bulmak, erişmek. Eşit değer kazanmak. Küçük veya büyük abdestini yapmak. Bir işi yapmak. Kötülükte bulunmak. Herhangi bir değerde olmak. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
Diğer dillerde Sıçmak anlamı nedir?
İngilizce'de Sıçmak ne demek? : v. shit [sl.], have a shit [sl.], have a crap [sl.], crap [sl.]
Fransızca'da Sıçmak : chier
Almanca'da Sıçmak : v. scheißen
Rusça'da Sıçmak : v. портить, попортить, испортить
v. срать {сл.}, какать {разг.}


Bu kısımda Sıçmak nedir? Sıçmak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Sıçmak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Sıçmak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.