Saksafon nedir, Saksafon ne demek

Saksafon; bir müzik terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Genellikle pirinçten yapılmış, metal tuşlara basılarak çalınan, çoğunlukla bandolarda ve caz topluluklarında kullanılan bir tür üflemeli çalgı

"Saksafon" ile ilgili cümleler

  • "Saksafoncu, saksafonun borusunu havalara kaldırarak sololar yapıyordu." - Ç. Altan

Saksafon hakkında bilgiler

Saksofon veya saksafon; çoğunlukla koni ve “S” biçiminde pirinçten üretilen, ağzındaki kamış vasıtasıyla ses çıkaran bir çalgıdır. 1840’li Yillarda, Adolphe Sax tarafından tasarlanmıştır. Saksofon genellikle pop ve caz müziği ile ilişkilendirilse de, önceleri klasik batı müziği ve ordu müziği çalgısı olarak tasarlanmıştı.

Saksofon, 1840’ların başında Paris’de yaşayan Belçika’lı müzik aygıtları yapımcısı ve klarnetçi Antoine-Joseph 'Adolphe' Sax tarafından tasarlandı. ‘’Saksofon’’ adı da “sax’ın sesi” anlamını taşır. Sax’ın 1846’da patentini aldığı konusunda değişik görüşler öne sürülse de, en olası olanı, ophicleide çalgısına klarnet ağızlığı eklenmesiyle ortaya çıktığıdır. Gerçekten de sax, babasının klarnet ve ophicleide üretilen fabrikasında yıllarca çalışmıştır.

Sax’ın 1846’da aldığı patentten sonraki yirmi yıl boyunca, saksofon yalnızca Sax’ın fabrikasınca üretildi. 1866’de, patent süresinin bitiminden sonra saksofonda öteki üreticilerce birçok değişiklik yapıldı.

 

Saksofon klarnete benzer. Klarnetteki gibi,içi yuvarlak ya da dört köşe oyulmuş, tek kamışlı ağızlık kullanır. Tuş sistemi ise aynı olmasa da flütle benzerlik gösterir. Saksofon, metalden yapılmış olan bir enstruman olmasına rağmen, yapısı ve kökeni gereği, bakır üflemeli değil, tahta üflemeli çalgılar arasında sayılır.

Saksafon ile ilgili Cümleler

  • Ben artık asla saksafon çalmam.
  • Ali saksafonu için yeni bir kutu aldı.
  • Saksafonunu çalan kişinin Mustafa olduğunu nasıl bildin?
  • Saksafonumu çaldığını bana kimin söylediğini Tom'a söylemedim.
  • Yeni bir saksafon almak için para tasarrufu yapıyorum.
  • Ben tenor saksafon çalarım.
  • Ali şimdi üst katta saksafonunu pratik yapıyor.
  • Bir yerde bir saksafon çaldığını duyabiliyorum.
  • Ali kendine yeni bir saksafon aldı.
  • Saksafonumu bir hediye olarak Tom'a vermeyi düşündüm.

Saksafon tanımı, anlamı:

Genel : Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Bir genelleme sonucunda elde edilen.

Pirinç : Bu alaşımdan yapılmış. Bu bitkinin besin olarak kullanılan taneleri. Bakıra çinko katılarak elde edilen sarı renkte bir alaşım. Buğdaygillerden, kökleri bol su içinde yetişen bir bitki (Oryza sativa).

Metal : Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde. Dizgi makinelerinde satırları oluşturmak için eritilen antimon ve kurşun alaşımı. Bu maddeden yapılmış.

 

Çoğunluk : Sayı üstünlüğü, ekseriyet, azınlık karşıtı.

Üflemeli : Üflenerek çalınan (çalgı), nefesli.

Çalgı : Çalgı çalma, müzik. Müzik topluluğu. Müzik aleti, çalgı aleti, enstrüman.

Saksafoncu : Saksafon çalan kimse.

Bando : Takım, topluluk. Türlü üflemeli ve vurgulu çalgılardan oluşan ve genellikle geçit törenlerinde kullanılan mızıkacılar topluluğu veya takımı, mızıka.

Topluluk : Sanatçı grubu. Müzik eserlerini birden fazla ses veya sazla seslendirmek için oluşturulan grup, ansambl. Aynı yerde bulunan insan kalabalığı. Nitelikleri bakımından bir bütün oluşturan kimselerin hepsi, toplum, camia, cemiyet. Vücudun dolgun olma durumu. Aynı türden canlıların bir araya gelmesiyle oluşan küme.

Koni : Bu yüzeyle sınırlı katı cisim. Durağan bir noktadan geçen ve kapalı bir eğriye dayanarak hareket eden bir doğrunun çizdiği yüzey, mahrut. Çembersel bölge üzerindeki her noktanın çember düzlemi dışındaki bir nokta ile birleşiminden oluşan geometrik cisim. Bu biçiminde olan.

Biçim : Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Tarz. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Herhangi bir şeyin benzeri. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Biçme işi.

Kamış : Buğdaygillerden, sulak, nemli yerlerde yetişen, boğumlu, sert gövdesi olan bitkiler (Phragmites australis). Bu bitkiden yapılmış. Erkeklik organı. Sıvı içecekleri bardak veya şişeden kolayca içmek için kullanılan ince, plastik boru, pipet.

Vasıta : Aracılık. Araç. Taşıt. Aracı.

Taraf : Yön, yan, doğrultu. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Yöre, yer. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi.

Saksafonculuk : Saksafoncunun işi. İlgili cümle: "“Geceleri de Tepebaşı'nda bir barda saksafonculuk ediyordu.”" H. Taner.

Diğer dillerde Saksafon anlamı nedir?

Almanca'da Saksafon : das Saxophon