Sala nedir, Sala ne demek
Sala; kökeni arapça dilinden gelmektedir.
Yerel Türkçe anlamı:
Sırayla ekimde köyce ekime ayrılan yer.
Koyun ve keçilerde görülen bir çeşit hastalık.
Tabut.
Evlerin önündeki balkon gibi üstü açık çıkmalar.
Sala isminin anlamı, Sala ne demek:
Erkek ismi olarak; Sırayla ekimde, köyce ekime ayrılan yer.
Sala hakkında bilgiler
Sala veya salavat-ı şerife, Cuma ezanından önce cuma günleri minareden okunur. Ayrıca, bir vefat duyurusu olarak her zaman vakit namazlarından önce okunur. Perşembe gecelerinde yatsı ezanından önce, cuma günleri öğle ezanından yaklaşık 1 saat önce, bazı camilerde de Ramazan ayında yatsı ezanından önce okunur.
Sala ile ilgili Cümleler
- Salak herif ben senin güvenini sarsacak bir şey yapmadım ki, sen kendi geri zekalılığını beni suçlayarak örtmeye çalışma.
- Bizim kabak, domates, salatalık, havuç, bamya ve patatesimiz var.
- Salakça bir yanlış anlaşılma yüzünden uzun yıllar süren arkadaşlıkları bitti.
- Öğretmenimiz gerçek bir salak.
- Salakça bir şey yapma, tamam mı?
- Salakça bir hata yaptım.
- Ali bile bir salata yapamaz.
- O, ekşi krema içeren salatalardan hoşlanır.
- Öğle yemeği için bir salata yedim.
- Bu patates salatasını yemeyeceğim.
- Ne uzun bir salatalık!
- Salak herif zaten düzgün eğitilseydim hiçbirinizi unutmazdım.
- Salak senden yaşça büyüklerde o zaman bu hatanın benzerini yapmışlardı şimdi ceremesini biz çekiyoruz.
- Salak salak işler yapıp beni sinirlendireceğine adam gibi davransaydın bunların hiçbiri başına gelmezdi.
Sala tanımı, anlamı:
Salabet : Katılık, sağlamlık.
Salacak : Üstünde ölü yıkanılan kerevet, teneşir.
Salah : Düzelme, iyileşme, iyilik.
Salah bulmak : Düzelmek, iyileşmek, onmak.
Salahiyet : Yetki.
Salahiyetli : Yetkili.
Salahiyetsiz : Yetkisiz.
Salahiyettar : Yetkili.
Salak : Giyinişinden, konuşma ve davranışlarından seviyesiz, dengesiz ve saf olduğu anlaşılan (kimse).
Salakça : Salağa benzer, salak gibi. (sala'kça) Salağa benzer bir biçimde.
Salaklaşma : Salaklaşmak işi.
Salaklaşmak : Salakça davranışlarda bulunmak.
Salaklık : Salakça davranış. Salak olma durumu.
Salam : Sığır, hindi vb. etinden yapılan, genellikle dilimlenerek soğuk yenen bir yiyecek.
Salamandra : Semender. Odalar arasında gezdirilebilen bir tür kömür sobası.
Salamanje : Yemek odası.
Salamura : Bu suyun içinde tutulmuş olan. Bu suyun içinde tutulmuş yiyecek. Peynir, et, balık, turşu, asma yaprağı vb. yiyeceklerin, bozulmaması için içinde tutuldukları tuzlu su.
Salamuracı : Salamura yapan kimse.
Salamuracılık : Salamuracının yaptığı iş.
Salamuralık : Salamura yapmaya ayrılmış. Salamura yapmaya elverişli.
Salangan : Hint Okyanusu ve Çin Denizi kıyılarında yaşayan, uzun kanatlı, dört köşe kısa kuyruklu, esmer küçük kuş (Collocalia).
Salapurya : Ticaret eşyası taşımakta kullanılan, 10-15 tonluk, üçgen biçiminde yelkeni olan ticaret gemisi.
Salapurya gibi : Çok büyük olan veya ayağa büyük gelen (ayakkabı).
Salaş : Sebze, meyve vb. satmak için kurulmuş, eğreti, derme çatma dükkân. Tahtadan yapılmış (baraka). Uyumsuz, derme çatma, kötü görünen.
Salaşpur : Seyrek dokunmuş, astarlık ince bez.
Salat : Hz. Muhammed'in adı anıldığında saygı göstermek için okunan dua. Namaz.
Salata : Genellikle bazı çiğ ot ve sebzelerle yapılan, yağ, limon vb. maddeler konulan, yemeklerle birlikte yenen yiyecek.
Salatalık : Hıyar. Salata yapmak için kullanılan.
Salatalık dolması : Kabuğu soyulmuş ve içi oyulmuş salatalığın içine bulgur ve et konularak, genellikle üzerine yoğurt ve yağ gezdirilerek hazırlanan bir yemek türü.
Salatüselam : Hz. Peygambere ve onun soyundan gelenlere saygı bildirmek için okunan dua.
Salavat parmağı : İşaret parmağı.
Ağaç meyvesi olunca başını aşağı salar : "yararlı eserler veren, bilgi ve erdemle donanmış kimse alçak gönüllü olur" anlamında kullanılan bir söz.
Amerikan salatası : Rus salatası.
Bastana salatası : Domates, taze soğan, yeşilbiber, maydanoz, nane ve limon suyu kullanılarak yapılmış olan bir salata türü.
Çoban salatası : Domates, salatalık ve biberlerin küçük küçük doğranmasıyla yapılmış olan soğanlı salata.
Laf salatası : Çeşitli konularla ilgili anlamsız, boş sözler.
Macar salamı : Bir tür salam.
Patates salatası : Haşlanmış ve doğranmış patateslere, soğan, nane, reyhan karışımının eklenmesinden sonra yağ, limon suyu, tuz ve baharatla hazırlanan bir salata türü.
Patlıcan salatası : Közlenip soyulmuş ve ince kıyılmış patlıcanlara soğan, sarımsak, domates, yeşilbiber, maydanoz karışımının eklenmesiyle hazırlanan bir salata türü.
Rus salatası : Patates, bezelye, pancar, havuç, hıyar turşusu, kapari, mayonez ile yapılmış olan salata, Amerikan salatası.
Turp salatası : Turpun rendelenmesi ile yapılmış olan salata.
Yanına salavatla varılmaz : Kibirli, gururlu kimseler için kullanılan bir söz. çok öfkeli kimseler için söylenen bir söz. çok pahalı olan şeyler için kullanılan bir söz.
Yanına salavatla yaklaşılmak : Birinin yanına korkarak, çekinerek gitmek.
Yayla salatası : Yeşil salata.
Yeşil salata : Küçük küçük doğranan marul, kıvırcık, aysberg, taze soğan, nane, tere ve salatalığa yağ ve limon karışımı eklenerek yapılmış olan salata, yayla salatası.
Cuma : Cuma namazı. Perşembe ile cumartesi arasındaki gün.
Ezan : Müslümanlıkta namaz vaktini bildirmek için müezzinin yüksek sesle yaptığı çağrı.
Minare : Camilerde müezzinin ezan okuduğu, sela verdiği, şerefesi olan, çoğunlukla taştan, yüksek ve ince yapı.
Vefat : Ölüm.
Duyuru : Herhangi bir olguyu, bir işi, bir durumu duyurmak için yayımlanan yazılı veya sözlü haber, ilan.
Zaman : Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Belirlenmiş olan an. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Dönem, devir. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Çağ, mevsim.
Vakit : Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler. Zaman. Belirlenmiş olan zaman. Geçim, para bakımından elverişli durum. Zaman anlatan kelimelere belirtilen durumunda geldiğinde "iken" anlamı veren bir söz. Çağ.
Sala hücreleri : Kalbin dış zarında sinir sonlanmalarını oluşturan yıldız şekilli bağ doku hücreleri.
Sala vermek : minarelerde, salat okuyarak cuma namazını haber vermek. İlgili cümle: "Safa, küçük, çarpuk çurpuk vücudu, koca kafası, minarede sala verir gibi etrafa çınlayan sesiyle konağın imamı Şadan Molla'yı hatırlatıyordu." H. E. Adıvar. bir kimsenin ölümünü, minareden salat okuyarak duyurmak.
Salabilme : Salabilmek işi.
Salabilmek : Salma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Salaca : Hasta, yaralı ya da ölü taşınan sedye Tabut. 1.bk. sal (II)- 2.bk. sal (II)-5. Tutukevi. Ölü. Tabut. Sedye. Hayvanın çektiği hasta sedyesi. Üstünde ölü yıkanılan kerevet Sedye, tabut.
Salacı : Üstüne tabut konan dört kollu ağaç.
Salacık : Trabzon ili, Akçaabat ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Salaç : 1.Çardak. 2.Sazdan yapılan kulübe. Üstü kapalı, yanları açık barınak, çardak. Tütün yapraklarının asıldığı yer. Kulübe Çardak, çerge.
Salağacı : Tabut.
Salağan : Saldırgan, mütecaviz.
Diğer dillerde Sala anlamı nedir?
İngilizce'de Sala ne demek? : [Sala] v. add salt, salt, cure, pickle, salt away
n. saloon, room, hall, lounge
v. salt, corn, cure


Bu kısımda Sala nedir? Sala ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Sala tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Sala hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.