Saliha nedir, Saliha ne demek

Saliha; İsim olarak kullanılan bir kelimedir.

Saliha isminin anlamı, Saliha ne demek:

Elverişli, iyi, uygun, yakışır. Yetkisi ve hakkı olan. Dinin buyruklarına uygun harekette bulunan. Saliha ismi; Arapça kökenli olup bir Kız ismidir.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Saliha.

Saliha anlamı, kısaca tanımı

Sali : Salı günü. Salih - saliimden: Salih'imden. Salı. Salih

Salih : Elverişli, iyi, uygun, yakışır. Yetkisi, hakkı olan. Dinin buyruklarına uygun harekette bulunan.

Salihağa : Denizli ilinde, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Elverişli : Uygun, müsait. İşe yarayan, ergonomik.

Hareket : Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Vücudu oynatma, kıpırdatma ya da kımıldanma. Deprem. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Yola çıkma. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım. Davranış, tutum. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Devinim. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi.

Buyruk : Belirli bir davranışta bulunmaya zorlayıcı söz, buyuru, emir, ferman. Egemenlik.

 

Hareke : Arap alfabesiyle yazılmış metinlerde üstüne ve altına konulduğu ünsüzlerin birer ünlü ile okunmasını sağlayan işaret.

Buyru : Kağnı, araba tekerleğine çakılan tahta çivi. Kağnı tekerini tutan ağaç çivi. (Garibçe Güdül, Alcılı Delice Ankara). Istarda kilimin sarılı olduğu mazıyı çeviren eğri ağaç araç. (Kötüören Pınarbaşı Kayseri).

Elver : Yılan balığı larvalarının metamorfoz geçirdikten sonraki hâli, genç bir yılan balığı yavrusu. “Yardımcı ol” anlamında kullanılan bir isim”.

Harek : Fasulye sırığı.

Yetki : Bir görevi, bir işi yasaların verdiği imkânlara göre, belli şartlarla yürütmeyi sağlayan hak, salahiyet, mezuniyet.

Hakkı : Doğrulukla, hakla ve adaletle ilgili.

Yakış : Yakma işi.

Uygun : Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip. Orantılı, oranlı. Elverişli, yarar, müsait, muvafık.

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Yakı : Bazı hastalıkları tedavi etmek amacıyla bir bez üzerine yayılıp deri üzerine uygulanan, beden ısısıyla vücuda yapışan eczalı parça.

Hare : Bazı nesne, canlı, göz vb.nde dalgalanır gibi görünen parlak çizgiler, meneviş, dalgır. Üzerinde dalgalı çizgiler bulunan kumaş. Yeni yapılmış olan duvarların arasına harçla birlikte doldurulan taş parçaları.

Hakk : Hak. Hak, hisse.

Diğer dillerde Salınımölçer anlamı nedir?

İngilizce'de Salınımölçer ne demek ? : oscilloscobe, oscillograph, cathode ray oscilloscope, cro