Salves türkçesi Salves nedir

  • Acısını dindirmek.
  • Dindirmek.
  • Yatıştırıcı.
  • Yaraya merhem olmak.
  • Teselli.
  • Rahatlatmak.
  • Yatıştırmak.
  • Merhem.
  • Kurtarmak.
  • Övme.
  • Avuntu.
  • İyi etmek.
  • Acısına merhem olmak.
  • Merhem sürmek.

Salves ingilizcede ne demek, Salves nerede nasıl kullanılır?

Salve his conscience : Vicdanını rahatlatmak. Vicdanını sakinleştirmek. Vicdanını yatıştırmak.

Mentholated salve : Mentollü krem.

Salve : Yaraya merhem olmak. Teselli. Acısını dindirmek. Yatıştırmak. Dindirmek. İyi etmek. Acısına merhem olmak. Merhem. Övme. Rahatlatmak.

Salved : Rahatlatılmış. Dindirmek. Kurtarılmış. Kurtarmak. İyi gelmek. Rahatlatmak. Yatıştırmak.

Salver : Gümüş tepsi. Tepsi. Terazi kefesi.

Salvage dig : Gömülmüş insan eliyle yapılmış eserlerin yok olmasını önlemek amacıyla arkeolojik bir sitenin kazısı (genellikle bir alanın gelişime açılmasından önce gerçekleştirilen, genellikle bir toprak planı geliştirilmeden önce gerçekleştirilen). Kurtarma kazısı. (arkeoloji) enkaz kazısı.

Salvage lorry : Kurtarma kamyonu.

Salvadorian : Salvadorlu.

Salvadoran : Salvadorlu.

Salvage : Eşya kurtarmak. (yangından veya kazadan) kurtarmak. Kazaya uğrayan gemiyi kurtarmak. Enkaz. Denizde mal ve can kurtarma. Tahlisiye. Kurtarılan eşya. Batmış gemiyi yüzdürmek. Kurtarmak. Değerlendirmek (hurda vb.).

 

İngilizce Salves Türkçe anlamı, Salves eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Salves ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bail : Tekneye giren suyu kova ile boşaltmak. Tekneye giren suyu boşaltmak için kullanılan kova. Maşrapa vb. Emanet etmek. Suyunu boşaltmak (kayık). Kefaletle serbest bırakmak. Çember. Kefalet. Halka.

Absolves : Affetmek. Allah adına günahı affetmek. Aklamak. Beraat ettirmek. Arılamak. Bağışlamak. Suçunu bağışlamak. Tenzih etmek. Temize çıkarmak.

Assuasive : Hafifletici. Dindirici. Sakinleştirici.

Liniments : Ağrı ovma ilacı. Eklem ve romatizma ağrılarını dindirmek için kullanılan merhem. Liniment. Sıvı merhem. Ağrı kesici merhem. Ovalamaç.

Blarneyed : Yaltaklanmak. Yağcılık. Yağ çekmek. Yağ. Dalkavukluk. Piyaz. Yağ çekme. Yaltaklanma. Dil dökme.

Emulsion : Asıltı. Duyarkat. Karışmaz iki sıvıdan birinin öbürünün içinde çok küçük damlacıklar halinde asılı kaldığı incelmiş karışım. Asıltısıvı. Bir sıvı parçacıklarının yine bir sıvı içinde dağılması. Sıvı asıltı. Emülsiyon. Subye. Bir sıvı molekülünün başka bir sıvı içinde dağılması.

Ataractics : Trankilizanlar veya nöroleptiklere verilen genel ad. Ataraksik. Sakinleştirici ilaç. Ataraktikler. Sakinleştirici. Yatıştırıcı ilaç. Ataraktik.

Abating : (bir haberin veya yayının) çıkmasını yasaklamak (hukuk terimi). Azaltma. Azaltmak. Hafiflemek. Azalma. Dindirme. Hafifleme. Azalmak.

Come to the aid of : Desteklemek. Yardım etmek. Yardımına koşmak.

Balms : Avutma. Güzel koku. Melisa. Krem. Balsan yağı. İlaç olarak kullanılan birkaç çeşit yağ. Balsam. Oğulotu. Belesan yağı.

 

Salves synonyms : commendation, liniment, acclamation, complimented, comfort, complimenting, allayers, absolving, disburdens, abates, cleared, bail out, bring through, inunction, absolve, ointment, disembarrass, disburdened, blarney, alleviatory, acclaim, balm, de stress, compliment, allayer, alleviates, salving, pomade, assuages, merchandising, solacement, commiserations, allayed.

Salves zıt anlamlı kelimeler, Salves kelime anlamı

Unbelief : İmansızlık. İnançsızlık.

Waste : Atık. Sarfiyat. Kullanılmayan. Gıda endüstrisinde üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan veya atılan maddelerin tamamı. Boşa harcamak. Savurganlık. Çorak. Çarçur etmek. Artık madde. Ekilmemiş.

Lose : Mahrum etmek. Kaybetmek. Kaçırmak. Şaşırmak. Geri kalmak (saat). Yitirmek. Azıtmak. Kazanamamak. Mağlup olmak. Heba etmek.