Samah nedir, Samah ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Ucunda alev çıkararak yanan madde bulunan değnek, meşale.

Çalgılı, yemekli eğlence.

Düğünde yapılan eğlence.

Bir kadın, bir erkekle oynanan bir çeşit oyun.

Yabani bir yemiş.

Samah kısaca anlamı, tanımı

Sama : Köpek pisliği. Sünnet düğününde yapılan eğlence. Dabakların deriyi yumuşatmak ve deri üzerindeki pislikleri kabartmak amacıyla kullandıkları köpek pisliği. (Uşak)

Samahalanmak : Geciktirmek.

Samahar : Aptal, sersem, budala.

Samahat : [Bakınız: Semahat].

Samahı : Aptal, bön.

Samahlaşmak : Çekişmek, tartışmak : Çocuklar niçin birbirinizle samahlaşıp duruyorsunuz?.

Samahor : Semaver.

Samahu : Aptal, sersem, budala.

Eğlence : Eğlenme işi, sefahat. Neşeli ve hoşça vakit geçirten şey veya kimse.

Çalgılı : İçinde çalgı çalınan. Çalgı çalınarak yapılan.

Yemekli : Yemek de yenilen. Yemek de verilen.

Değnek : Elde taşınacak incelikte düzgün ağaç, sopa, çomak. Değnekle atılan dayak.

Yabani : Doğada yaşayan, evcil olmayan (hayvan), evcil karşıtı. Doğada kendiliğinden yetişen (bitki). Görgüsü olmayan, kaba ve hoyrat (kimse).

Meşale : Ucunda, alev çıkararak yanıcı bir madde bulunan, aydınlatmaya yarayan değnek. Bir düşüncenin öncüsü.

Yanan : (Senin) yanağın.

Yaban : İnsan yaşamayan ıssız yer. Yabancı, el, yerli halktan olmayan kimse. Vahşi olan, evcil olmayan canlı. Aile ocağından uzak olan yer. Kendi kendine yetişen bitki. Issız.

 

Yemek : Yemek yeme, karın doyurma işi. Kandırmak. Isırmak. Gücünü kırmak, perişan etmek, mahvetmek. Ağızda çiğneyerek yutmak. Harcamak, tüketmek, bitirmek. Aşındırmak, kemirmek, oymak, delmek. Harcanmak, kullanılmak, sarf edilmek. Birine alacağını vermemek, ödememek. Batmak, çizmek, kaşındırmak, dalamak. Yenmek için pişirilip hazırlanmış yiyecek, aş, taam, ekmek. Günün belli saatlerinde yenilen besin. Yasal yoldan cezalandırılmak. Konuklara yiyecek verilerek yapılmış olan ağırlama. Hoşa gitmeyen kötü bir duruma uğramak, tutulmak. Başkasının parasını harcamak. Hakkı olmayan ve kendisine yasak edilmiş bulunan bir şeyi kabul etmek. Sürekli üzmek, tedirgin etmek.

Yemiş : Meyve. İncir.

Kadın : Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen. Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan. Bayan. Hizmetçi bayan.

Eğlen : Kahramanmaraş ilinde, Narlı bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Diğer dillerde Salyangozlar anlamı nedir?

İngilizce'de Salyangozlar ne demek ? : snails