Samim nedir, Samim ne demek

Samim; İsim olarak kullanılan bir kelimedir.

Samim isminin anlamı, Samim ne demek:

Öz, asıl, iç, gönül. Samim ismi; Arapça kökenli olup bir Erkek ismidir.

Samim ile ilgili Cümleler

  • Tom'un samimi olduğunu düşünüyorum.
  • Ali her zaman bana karşı samimi.
  • Samimi görüşünüzü duymama izin verin.
  • “Kocasının samimi olup olmadığını düşünmeden kadın insiyakıyla üzülüverdi.”
  • Samimi misin?
  • İnsanlar Boston'da biraz daha samimi.
  • Biz samimi olmanın önemini vurgularız.
  • Samimiyetini sorguluyorum.
  • Samimi miydin?
  • Samimi görüşünü istiyorum.
  • Samimi davrandık.
  • Samimi arkadaşlar olarak, sorunlarımızı tartışmalıyız.
  • O, küçük samimi bir kasabada büyüdü.
  • Ali anne ve babası ile oldukça samimiydi.

Samim ile ilgili Atasözü veya Deyim

samimi olmak : içten, açık yüreklilikle davranmak içli dışlı olmak.

Samim anlamı, kısaca tanımı

Sami : Hz. Nuh'un oğlu Sam'dan türediklerine inanılan beyaz ırkın, Arapça, Asurca, İbranice ve Habeşçe konuşan çeşitli kavimlerinin toplandığı kolu. Bu kola özgü olan

Samime : Öz, asıl, iç, gönül.

Samimileşiverme : Samimileşivermek durumu.

Samimileşivermek : Çabucak samimileşmek.

Samimi : İçten (duygu vb.). İçli dışlı, senli benli olarak. Candan, açık yüreklilikle davranan.

Samimileşme : Samimileşmek işi.

 

Samimileşmek : İçten olmak, candan davranmak.

Samimilik : İçtenlik.

Samimiyet : İçtenlik. Senli benli olma durumu, samimilik.

Samimiyetle : Karşısındakine güvenerek, kendine yakın bularak. Doğru bir biçimde.

Samimiyetsiz : Samimi davranmayan, içtensiz.

Samimiyetsizlik : Samimi olmama durumu, içtensizlik.

Gönül : Sevgi, istek, düşünüş, anma, hatır vb. kalpte oluşan duyguların kaynağı. İstek, arzu.

Asıl : Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.

Gönü : Olgun. Bursa ili, Karacabey belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

İç : Herhangi bir durumun, cismin veya alanın sınırları arasında bulunan bir yer, dâhil, dış karşıtı. Muhteva. Bir ülke, şehir, topluluk vb.nde olan veya yapılan. Kabuğu olan veya dışı kabuk durumunda bulunan yiyeceklerde kabuğun sardığı bölüm. Değişik yemeklerde kullanılmak üzere et ile sebzelerin ince kıyımının karıştırılması ve yoğrulmasıyla meydana getirilen karışım. Cisimlerin yüzeyleri arasında kalan her nokta. Mide, bağırsak, karın. Ten ile dış giysiler arası. Oyuk şeylerin boşluğu. Akıl, gönül, irade gibi insanın manevi varlığını oluşturan şeylerden herhangi biri. Nesnelerin veya kimselerin arasında bulunan nesne veya kimse, ara. Pirinç, soğan ve baharatla hazırlanan, dolmalarda kullanılan karışım. İnsanın manevi varlığıyla ilgili olan. Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha yakın olan.

 

Öz : Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı. Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm. "Kendine, kendi kendini" anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz. Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde. Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan. İçine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı. Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde, ekstre. Dere, çay. Sulak, verimli yer. Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça. Kendi, zat.

Diğer dillerde Samara anlamı nedir?

İngilizce'de Samara ne demek ? : samara, winged fruit