Sarga nedir, Sarga ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yelek boyunda kollu, önü açık, düz yakalı, kadifeden işli kadın giysisi, kısa entari.

Sarga anlamı, tanımı

Sargaç : Korse. Manisa ili, Köprübaşı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi

Sargaf : Pulluklarda çekme zincirlerini birbirine bağlayan ara zinciri. (İspir Erzurum).

Sargaf zenciri : Sabana koşulmuş iki çift hayvandan öndeki çifte ağırlığı vermek, arkadaki çiftin yükünü azaltmak için kullanılan bir araca bağlanmış küçük zincir.

Sargan : Bir çeşit balık. Çorak yerlerde biten bir ot. Bir tür balık.

Kadın giysisi : Kadın oyuncuların sahne üzerinde giydikleri giysi.

Kadife : Yüzeyi belirli uzunlukta bırakılmış ham madde lifleriyle kaplı, parlak, yumuşak kumaş, velur. Bu kumaştan yapılmış, bu kumaşla kaplanmış.

Entari : Genellikle tek parçalı kadın giyeceği.

Yakalı : Herhangi bir biçimde yakası olan. Boynu üzerinde manto yakasına benzeyen tüyleri bulunan bir tür güvercin.

Kollu : Kolu olan. Herhangi bir biçimde kolu olan.

Yelek : Ceket altına giyilen kolsuz ve kısa giysi. Okun yay kirişine takılan bölümündeki tüy. Kuş kanadının büyük tüyü, telek.

Kadın : Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen. Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan. Bayan. Hizmetçi bayan.

 

Giysi : Her türlü giyim eşyası, giyecek, elbise, kıyafet, esvap, libas, urba.

Boyun : Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi. Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım. Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer.

Kadi : Babaanne. Büyük fıçı. Yenge. Hanım. [Bakınız: kadınana].

Yele : At, aslan vb. hayvanların ensesinde veya boynunda bulunan uzun kıllar. Balıklarda sırt yüzgeci.

İşli : Üzeri nakışlı.

Kısa : Boyu, uzunluğu az olan, uzun karşıtı. Kısaca, kısaltarak. Ayrıntısı çok olmayan. Az süren, uzun olmayan. Kısa olan şey.

Yaka : Giysilerin boyna gelen, boynu çeviren bölümü. Giysilerin boyna gelen bölümüne eklenen ve türlü biçimlerde olan parçası. Yapıların saçaklarında, suyun içeriye sızmasını önlemek için kiremidin altıyla oluk arasına konulan metal levha. Sahil. Semt. Yelkenlerin kenar ve köşeleri. Eğik yerey. Kıyı, kenar, taraf.

Kadı : Tanzimata kadar her türlü davaya, Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yalnız evlenme, boşanma, nafaka, miras davalarına bakan mahkemelerin başkanları.

Açık : Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

Diğer dillerde Sardon ağı anlamı nedir?

İngilizce'de Sardon ağı ne demek ? : sardun net