Scale economies hypothesis türkçesi Scale economies hypothesis nedir

  • Ölçeğin genişlemesiyle birlikte marjinal ve ortalama maliyetlerin azalmasına bağlı olarak verimliliğin artacağını ileri süren önsav.
  • Ölçek ekonomileri önsavı.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Ölçek ekonomileri hipotezi.

Scale economies hypothesis ingilizcede ne demek, Scale economies hypothesis nerede nasıl kullanılır?

Scale : Tartar. Tarife. Teraziye vurmak. Ölçekleme. Ölçek. Pul pul olmak. Kazan taşı. Kabuk. Biyoloji, fizik, kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Ölçüm ve hesap için kullanılan araç ve aygıtlara işlenen bölmeleme dizisi.

Economies : İktisat. Örgüt. Ekonomi. İdare. Tasarruf.

Hypothesis : Varsayım. Hipotez. Kuramsal. Önsav. Önerme. Denence. Kuram. Ekonomi, iktisat, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Olgular arasında neden-sonuç ilişkisi kuran ve gözlem yoluyla sınanacak olan öngörü. Gözlemlenen olaylar ya da olay kümeleri arasında olası görülen, ama daha tanıtlanmamış olan ilişkileri dile getiren önerme.

Scale economies theory : Ülkeler her bakımdan aynı olsalar bile, her ülke içsel ekonomilerin geçerli olduğu malları daha ucuza üretip bu mallarda uzmanlaşarak dışsatım yaptığı durumda, tüm ülkelerin dış ticaretten karlı çıkacaklarını ileri süren kuram. Ölçek ekonomileri kuramı.

 

İngilizce Scale economies hypothesis Türkçe anlamı, Scale economies hypothesis eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Scale economies hypothesis ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Ability to pay principle : Ödeme gücü ilkesi. Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi.

A group shares : Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü. A grubu hisse senedi.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

A shift in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

 

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Abnormal budget : Olağanüstü bütçe. Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe.

A type mutual funds : Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu.

Scale economies hypothesis synonyms : ability rent, a shift in individual demand, a change in demand, a change in individual demand, abnormal budget receipts, abolition of forced labour convention.