Screen out türkçesi Screen out nedir

Screen out ingilizcede ne demek, Screen out nerede nasıl kullanılır?

Screen : Korumak. Perde ile ayırmak. Kamufle etmek. Saklamak. Bir oyunda konunun ana parçalarından her biri. ilk kez seneca bölmüştür, beş perde - beş bölüm (bk. bölüm.) tiyatronun sahneyi seyirciye açan ve kapayan perdesi. ilk kez roma ve barok tiyatrolarında kullanılmıştır. bundan başka da bugünkü tiyatroda çeşitli perde biçimleri var: a) kulis perdesi, b) projeksiyon perdesi (bk. gergi,) c) arka perde, fon perdesi, ufak perde, d) ses perdesi: seste pesliği ve tizliği gösteren kesimler. Gizlemek. Perde. Göstermek. Bürgü. Elemek.

Out : Yanmak. Kovmak. Meydana çıkmak. Kendini belli etmek. Çıkış. Dışarı çıkarmak. Dışarıda. Dışarı atmak. Bayılmak. Çıkarmak.

Screen adaptation : Uyarlama. Sinema için hazırlanmamış bir metni sinemaya uygun biçime sokma. sinema için hazırlanmış olan bir özeti, oyunluğun daha sonraki aşamalarına doğru geliştirme. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Screen angle : Ekran açısı.

Screen brightness : Ekran parlaklığı.

Screen buffer : Ekran tamponu.

İngilizce Screen out Türkçe anlamı, Screen out eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Screen out ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Blankest : Feshetmek. Boş kağıt. Yazısız kağıt. Boş yer. Yazısız. İfadesiz. Açık. Silmek. Şaşırmış.

Eliminated : Yok etmek. Bertaraf etmek. Elenmek. Elenmiş. Gidermek. Elimine etmek. Atmak.

Contemplated : Tasarlanmış. Seyretmek. Üzerinde düşünülmüş. Düşünmek. Dalmak. Niyet etmek. Tasarlamak.

Abstract : Genel. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Aşırmak. Usavurma ya da çıkarsama yoluyla geçerlik kazanan kavramsal nesne. bk. somut. Özetlemek. Belirsiz. Özet. Çekmek. Bilgi erişimde, bir belgenin konusunu ya da soyunu belirtmek üzere, genellikle belgeleme konusunda uzmanlaşmış bir kişinin, standart olarak önerilen terimleri yeğ tutarak ürettiği, 200-250 sözcük boyunu aşmayan bir tür özet. Soyut.

Sieve : Kalbur. Boşboğaz. Süzgeç. Kevgir. Ot sepeti. Kalburdan geçirmek. Elek.

Abstracts : Çalmak. Bildiri özetleri. Özetlemek. Özet çıkarmak. Aşırmak. Damıtmak (biyoloji terimi). Soyutlamak.

Allowing : Koyvermek. İzin vermek. İtiraf etmek. İzin verilen. Vermek. Göz önüne almak. Kabul etmek. İmkan vermek. İndirim yapmak.

Decants : Bir kaptan diğer kaba akıtmak. Tortusundan ayırmak. Boşaltma. Boşaltmak. İçindeki çökelti maddelerinden arıtmak. Şişeden sürahiye boşaltmak. Bir kaptan diğerine aktarmak. Dikkatle boşaltmak. Dökme.

Minutely : Dikkatle. Çok dikkatli ve tam olarak. İncecik. İnceden inceye. Özenli biçimde. Özenli şekilde. Özenle. Çok küçük ölçüde. Çok az derecede.

Contemplates : Dikkatle seyretmek. Dikkatle izlemek. Niyet etmek. Düşünüp taşınmak. Dalmak. Tasarlamak. Niyetinde olmak. Kafa yormak. Bakmak.

 

Screen out synonyms : sift out, appropriate, eliminates, riddling, allocates, contemplating, allows, annihilate, bring out, cast off, distills, leach, allotting, allow, eliminating, strain, drain, filters, blanking, brought out, clarifying, percolates, strains, allocate, allocated, blanked, sifts, annihilates, bolt, riddle, riddled, leaches, sift through.