Sedef nedir, Sedef ne demek

Sedef; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Midye, istiridye vb. deniz hayvanlarının kabuğunda bulunan sedefçilikte kullanılan, pırıltılı, beyaz, sert bir madde.
  • Sedef hastalığı
  • Bu maddeden yapılmış veya bu madde ile süslenmiş.

"Sedef" ile ilgili cümleler

  • "Sedef saplı avcı bıçağı duvarda, taşın üstünde cızırdıyor sanki." - T. Buğra

Biyoloji'deki anlamı:

Birçok yumuşakçaların kabuklarındaki en iç sedefli tabaka ve inci maddesi.

Gitar terimi olarak anlamı:

Deniz hayvanlarının kabuklarından elde edilen, çalgılardaki önemli notaların yerlerini belli etmek veya süslemek amacıyla perde aralarına işlenen beyaz ve sert madde.

Sedef isminin anlamı, Sedef ne demek:

Kız ismi olarak; Midye ve istiridye gibi deniz hayvanlarının kabuğunda bulunan pırıltılı, beyaz, gök kuşağı renkli değerli madde.

İngilizce'de Sedef ne demek? Sedef ingilizcesi nedir?:

nacre, mother of pearl

Sedef hakkında bilgiler

Sedef, midye ve istiridye gibi deniz hayvanlarının kabuğunda bulunan süslemecilikte kullanılan, pırıltılı, beyaz, sert bir maddedir. 10-20 mikrometre genişliğinde ve 0,5 mikrometre kalınlığında CaCO3 plakaların birleşmesinden meydana gelen sedef kompozit bir malzemedir. Viyana, İstanbul, Kudüs gibi merkezlerde, çeşitli zamanlarda süsleme amaçlı kullanılmıştır.

 

Sedef anlamı, kısaca tanımı:

Midye : Yassı solungaçlı, yumuşakçalardan, kabukları birbirine eşit, denizlerin kayalık yerlerinde kümeler durumunda yaşayan eti yenir bir hayvan (Mytilus).

İstiridye : Yassı solungaçlılar sınıfından, ılıman ve sıcak denizlerde yaşayan, güçlü kaslarla birbiri üzerine kapanan iki çeneti olan, eti beğenilen bir deniz yumuşakçası (Ostrea edulis).

Deniz : Aydaki düzlükler. Geniş alan. Bu su kütlesinin belirli bir parçası. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi. Çokluk, yoğunluk.

Hayvan : Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık.

Pırıltılı : Süslü, özentili. Pırıltısı olan, parlak.

Beyaz : Bu renkte olan. Ak, kara, siyah karşıtı. Beyaz zehir. Baskıda normal karalıkta görünen harf türü. Beyaz ırktan olan kimse.

Sert : Çizilmesi, kırılması, buruşması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı, yumuşak karşıtı. Güçlü kuvvetli. Titizlikle uygulanan, sıkı. Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan. Ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam kapalı veya yarı kapalı engellere çarpmasıyla oluşan (ünsüz), titreşimsiz, süreksiz, ötümsüz, tonsuz, sedasız. Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı. Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen. Hırçın, öfkeli, hiddetli. Gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde. Gönül kırıcı, katı, ters. Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, yumuşak karşıtı.

 

Madde : Bir cismi oluşturan öge, öz. Para, mal vb. ile ilgili şey. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Duyularla algılanabilen nesne. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Molekül.

Sedef hastalığı : Deride, özellikle diz, dirsek veya kuyruksokumunda kızarıklık, pullanma ve deride dökülme ile beliren hastalık, sedef.

Sedef kakma : Abanoz, maun, ceviz vb. değerli ahşapların üzerine değişik motifleri gömme yöntemiyle yapılmış olan süsleme.

Sedef otu : Sedef otugillerden, 50 santimetre kadar yükselebilen, özel kokulu, sarı çiçekli ve hekimlikte kullanılan, çok yıllık bir ağaççık (Ruta graveolens).

Çayırsedefi : Düğün çiçeğigillerden, sulak yerlerde yetişen, kökü iç sürdürücü olarak kullanılan bir bitki (Thalictrum).

Duvarsedefi : Dalak otu.

Keçisedefi : Keçisakalı.

Sedef kakmalı : Sedef kakması olan.

Sedef otugiller : Ayrı taç yapraklı iki çeneklilerden, örnek bitkisi sedef otu ve alt familyası turunçgiller olan geniş bir bitki familyası.

Sedefçi : Sedef üzerinde çalışan, sedef kullanarak eşya yapan kimse, sedefkâr.

Sedefçilik : Sedefçinin işi, sedefkârlık.

Sedefimsi : Sedefsi.

Sedefli : Sedefle işlenmiş.

Sedefli kalker : Süsleme işlerinde kullanılan, yumuşakçaların kavkılarının birbirleriyle kaynaşmasından oluşan bir mermer türü.

Sedefsi : Sedefi andıran, sedefe benzeyen, sedef gibi, sedefimsi.

Sedefsi bulut : Zaman zaman atmosferin yüksek tabakalarında görülen stratosfer bulutu.

Hasta : Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken kimse, rahatsız. Aşırı düşkün, tutkun. Parasız, züğürt. Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan.

Süslemecilik : Süslemeci olma durumu. Süsleme sanatları.

Mikrometre : Çok küçük uzunlukları ölçmeye, incelemeye yarayan alet. Büyük ölçüde büyütme gücü olan teleskop, mikroskop vb. optik aletlerle incelenen nesnelerin oylumlarını ölçmede kullanılan alet. Mikron.

Geniş : Alanı büyük olan, makro, dar karşıtı. Bol (elbise). Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat. Çok. Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın, makro. Eni çok olan, enli, vâsi.

Kalın : Enli ve gür (kaş). Mayalı hamurun parçalara ayrılıp tandırda pişirilmesiyle elde edilen ekmek türü. Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan (cisim), ince karşıtı. Yoğun, akıcılığı az olan. Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan, ağırlık. Pes (ses). Etli, dolgun.

Plaka : Metal yaprak. Kamyon, otomobil vb. kara taşıtlarına takılan numara levhası. Plak.

Birleşme : Birleşmek işi.

Sedef : Midye, istiridye vb. deniz hayvanlarının kabuğunda bulunan sedefçilikte kullanılan, pırıltılı, beyaz, sert bir madde. Sedef hastalığı. Bu maddeden yapılmış veya bu madde ile süslenmiş.

Sedef balığı : Teksas çiklit.

Sedefkar : Sedefçi. İlgili cümle: "“Ellerimi sana uzatıyorum sedefkâr dostum, serinlet içimi.”" E. Işınsu.

Sedefotu : Bir çeşit bitki, ruta graveolene, rutaceae. (botanik)

Sedefotugiller : (botanik)

Sedeftepe : Elâzığ şehri, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Diğer dillerde Sedef anlamı nedir?

İngilizce'de Sedef ne demek? : n. mother of pearl, pearl, nacre

Fransızca'da Sedef : nacre [la]

Almanca'da Sedef : n. Perlmutter

Rusça'da Sedef : n. раковина (F), перламутр (M)

adj. перламутровый