Set out türkçesi Set out nedir

Set out ile ilgili cümleler

English: Ali was able to accomplish everything he'd set out to do.
Turkish: Ali yapmak için başladığı her şeyi başarabildi.

English: Ali appears to have achieved what he set out to do.
Turkish: Ali yapmak için başladığı işi başarmış gibi görünüyor.

English: He finally achieved what he set out to do.
Turkish: O sonunda yapmaya başladığı şeyi başardı.

English: He decided to set out for New York by himself.
Turkish: O, tek başına New York'a hareket etmeye karar verdi.

English: Did you accomplish what you set out to do?
Turkish: Yapmaya kalktığın şeyi başardın mı?

Set out ingilizcede ne demek, Set out nerede nasıl kullanılır?

Set : Tenis, atletizm, bilgisayar, fizik, uzay, voleybol alanlarında kullanılır. Bir gökcisminin gözerimi altına inmesi eylemi. Dediğim dedik. Alışılmış. İnatçı. Oturtmak. Sabit. Koyulaştırmak. Dönem. Bir odayı ya da kapalı bir alanı gösteren dekor.

Out : Kendini belli etmek. Çıkış. Çıkarmak. Dışarı çıkarmak. Kovmak. Ortaya çıkmak. Dışarıda. Dışarı atmak. Yanmak. Meydana çıkmak.

 

Set out on a journey : Yolculuğa çıkmak.

Set out to : Kalkışmak. Girişmek. Koyulmak. Başlamış. Gitmiş.

Set a boat afloat : Tekneyi yüzdürmek.

Set a broken bone : Kırık bir kemiği uygun yerine yerleştirmek. Kırık bir kemiği yerine yerleştirmek.

Set a clock : Saati ayarlamak. Saati doğru zamana ayarlamak.

İngilizce Set out Türkçe anlamı, Set out eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Set out ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Assert : Söylemek. Olduğunu göstermek. Savunmak. Hakkını savunmak. Üzerine basarak belirtmek. Teyit etmek. Bildirmek. İddia etmek. Öne sürmek.

Fare : Geçinmek. Başından geçmek. Yolculuk etmek. Yolcu. Yol parası. Gıda. Navlun. Yiyecek. Başarmak. Bilet ücreti.

Denominates : Ayırmak. İsim vermek. İsim koymak. İsimlendirmek. Demek. Adlandırmak. Ad vermek.

Budging : (kuyruk veya sıra) kaynak yapma. Yerinden oynatmak. Oynamak. Oynatmak. Hareket ettirmek. Kımıldatmak. Kımıldamak.

Approached : Yaklaşım sergilemek. Yaklaşmak. Çok benzemek. Yaklaşma. Görüşmek. Ele almak. Yaklaşım. Andırmak.

Setting out : Yer gösterme. Yolculuğa çıkma.

Drawing up : Durdurmak (araba, at vb.). Kaleme alma. Yığılmak. Yazmak. Dik tutmak. Yetişmek. Durmak. Sıvamak.

Betokens : İşaret etmek. Belirtisi olmak.

Take the lid off something : (rezaleti) açığa çıkarmak. (skandalı) gözler önüne sermek.

Buckle down to : Ciddiyetle bir işe girişmek. İşe canla başla sarılmak. Hevesle girişmek. Dört elle girişmek. Dört elle sarılmak.

Set out synonyms : array, darken, cleared, demonstrates, constructed, denoting, execute, construct, collocate, bread, blazoned, get under weigh, hit the road, dispose, arrange, make a journey, deliver oneself, embark, compose, cockbill, deliver oneself of, show off, clears, account, derive, derives, account for, codify, clarifies, echeloning, aligns, constructs, be off.