Sferosit nedir, Sferosit ne demek

Sferosit; Biyoloji alanında kullanılan bir sözcüktür.

Biyoloji'deki anlamı:

Normal alyuvarlardan daha küçük çaplı, yuvarlak kırmızı kan hücresi.

Sferosit anlamı, kısaca tanımı

Sfero : Küresel, yuvarlak

Kırmızı kan hücresi : [Bakınız: alyuvar]. Alyuvar.

Küçük çaplı : Değeri ve ağırlığı az.

Kan hücresi : Kan sıvısı içinde dolaşan şekilli elemanlar; omurgalılarda alyuvarlar ve akyuvarlar ile omurgasızlarda hemosit denilen hücreler. Kan yuvarı. Kan sıvısı içinde bulunan alyuvar ve akyuvarlar ile kan pulcukları denilen hücreler. Alyuvar, akyuvar veya kan pulcukları gibi kanın biçimli elemanlarından biri, hematosit, hemosit, kan yuvarı.

Yuvarlak : Top veya küre biçiminde olan, müdevver. Top veya küre biçiminde toparlak şey. Kesin ve açık olmayan (söz, laf vb.). Homoseksüel erkek.

Alyuvar : Kana al rengini veren, çekirdeksiz, yuvarlak, küçük hücre, eritrosit.

Kırmızı : Al, kızıl renk. Bu renkte olan.

Kırmız : Kırmız böceğinden çıkarılan parlak al boya, çiçek boyası.

Normal : Kurala uygun, alışılagelen, olağan, düzgülü, aşırılığı olmayan, uygun. Aşırılığı, eksikliği ve taşkınlığı olmama, ortalama durum. Bir eğrinin bir teğetine değme noktasından çizilen dikme.

Yuvar : Organizmadaki kan, lenf, süt vb. sıvılarda bulunan, genel olarak yuvarlak veya oval küçük cisim. Yer yuvarlağı gibi düzgün olmayan küresel biçim.

 

Kırmı : Kene.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Geri aşamada. Değersiz, önemsiz. Niceliği az olan. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Yaşı daha az olan. Niteliği aşağı olan, bayağı. Kısık, parlak olmayan (ses). Küçük abdest.

Çaplı : Çapı geniş olan. Yetenekli. Bilgisi çok olan.

Hücre : İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birimi, göze. Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda. Küçük oda. Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk.

Küçü : Dokuma tezgâhlarında arış ipliklerini açıp kapayan tarak. Gücü (dokuma aygıtında). Dokumacılıkta arış ipliklerini aralayan iplik tarak.

Norm : Yargılama ve değerlendirmenin kendisine göre yapıldığı ölçüt, uyulması gereken kural, düzgü. Önceden belirlenmiş kalıp, düzgü.

Daha : Henüz. Bunun dışında. Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz. Var olana, elde bulunana ek olarak.

Yuva : Kuşların ve başka hayvanların barınmak, yumurtlamak, kuluçkaya yatmak, yavrularını büyütmek veya yavrulamak için türlü şeylerden yaptıkları ve türlü biçimlerde hazırladıkları barınak. Kimsesizlere veya yoksullara yardım etmek ve onları barındırmak amacıyla açılan yer. Genellikle ailenin oturduğu ev. Bir şeyin içinde yerleşmiş olduğu veya yerleştirildiği oyuk. Bir şeyin öğretildiği yer. Bazı kötü nitelikli kimselerin çok bulunduğu, toplandığı yer. Bir şeyin çok bulunduğu yer. İki buçukla dört yaş arası çocukların bakıldığı, okul öncesi eğitim kurumu.

 

Kan : Atardamar ve toplardamarların içinde dolaşarak hücrelerde özümleme, yadımlama görevlerini sağlayan plazma ve yuvarlardan oluşmuş kırmızı renkli sıvı. Soy.

Diğer dillerde Sferosit anlamı nedir?

İngilizce'de Sferosit ne demek ? : spherocyte