Sitozin nedir, Sitozin ne demek
Sitozin; Biyoloji, Veteriner alanlarında kullanılan bir kelimedir.
Biyoloji'deki anlamı:
Nükleik asit molekülünün (DNA ve RNA), dört temel bazından biri. Yapısmda bir heterosiklik halka bulunan, oluşturduğu nükleotit DNA çift ipliğinde daima guanin nükleotit ile üç hidrojen bağı ile birleşen, timin ile birlikte pirimidin grubunu oluşturan bir baz.
Veterinerlikte sözlük anlamı:
DNA ve RNAnın yapısında bulunan bir pirimidin bazı.
Teknik terim anlamı:
Nükleik asit molekülünün dört temel bazından birisi.
Sitozin hakkında bilgiler
Sitozin (C) (2-oksi-4-aminopirimidin ya da 4-amino-2(1H)-pirimidinon) guanin, adenin ve timin (RNA'da urasil) ile beraber DNA ve RNA'daki temel azotlu bazlardan biridir. Kimyasal formülü C4H5N3O'dur. Bir heterosiklik aromatik halka ve iki substituentten (4. pozisyona bağlanmış bir amin ve 2. pozisyona bağlanmış keton) oluşan bir pirimidin türevidir. Sitozin'in nükleosidi sitidin'dir ve Watson-Crick baz eşleşmesine göre guanin ile 3 hidrojen bağı ile bağlanmış baz çifti kurar. Sitozin Albrecht Kossel tarafından 1894 yılında, buzağının timüs dokusundan hidrolize edilerek keşfedilmiştir. 1903 yılında yapısı bulunmuş ve aynı yıl içinde laboratuvarda sentezlenmiştir. Sitozin son zamanlarda kuantum ölçümlerinde kullanım bulmuştur. Molekülün kuantum mekanik özelliklerinden yararlanılarak ilk kez bilginin kullanılması, 1 Ağustos 1998'de, Oxford Üniversitesinden araştırmacılar, David Deutsch'ın algoritmasını, 2 qubit'lik NMRQC (Nükleer Manyetik Rezonans Kuantum Bilgisayarı)'nda sitozin molekülüne dayanarak uyguladığında başarılmıştır. Sitozin DNA, RNA ya da bir nükleotidin parçası olarak bulunabilir. Sitidin Trifosfat (CTP) olarak bazı enzimlerin kofaktörü olabilir ve Adenozin Difosfat (ADP) molekülüne bir fosfat aktararak Adenozin Trifosfat (ATP)'ye dönüşmesini sağlayabilir.
Sitozin anlamı, tanımı
Sitozin arabinoz : Antitümör özelliği olan, normalde inaktif, hücre içine girdiğinde nükleosit trifosfata dönüşen molekül
Sitozin deoksiribonükleotit : DNA sentezi için gerekli dört nükleotitten biri.
Nükleer manyetik rezonans : NMR ile gösterilen, nötron ve proton sayıları çift olmayan atom çekirdeklerinin, manyetik alan etkisi altında elektromagnetik radyasyonu absorpsiyonu olayı sonucunda elde edilen spektrumdaki piklerin yeri, hat genişliği ve şiddetine bağlı olarak yapı analizinde kullanılan analiz maddesini bozmayan bir yöntem.
Adenozin trifosfat : Peş peşe üç fosfat grubu taşıyan riboz şekerine bağlı adenozinden oluşan bir nükleotit. Riboz şekeri yerine deoksiriboz bulunduğu durumda dATP oluşur. Enerji yüklü olan bu molekül enerji kaynağı olarak, bütün canlıların metabolik reaksiyonlarında fotosentez ve oksidatif fosforilâsyon sırasında adenozin difosfata (ADP) dönüşerek enerji ve fosfat (Pi) ve adenozin monofosfata (AMP) dönüşerek enerji ve pirofosfat (PPi) verir. Bütün canlıların metabolik reaksiyonlarında, fotosentez ve oksidatif fosforilasyon sırasında adenozin difosfata dönüşerek enerji ve fosfat, adenozin monofosfata dönüşerek de enerji ve pirofosfat veren, genellikle şekeri riboz olanlar ATP ile deoksiriboz olanlar dATP ile gösterilen, peş peşe üç fosfat grubu taşıyan riboz şekerine bağlı adenozinden oluşan bir nükleotit. Hücrede kimyasal enerjinin saklandığı ve serbestlendiği bir organik molekül ve nitrojenli bir baz olan adenin, bir pentoz şeker olan riboz ve üç fosfat radikalinden oluşan bir nükleotit, ATP. Son iki fosfat radikali moleküle yüksek enerjili çok kararsız olan fosfat bağlarıyla bağlıdır ve bu bağlar hücresel reaksiyonları yürütmek için enerji gerektiğinde hemen parçalanabilir. Adenozin trifosfatın hidrolizi sonucu açığa çıkan serbest enerji; ribozomlarda protein üretiminin yapılması, hücre zarındaki aktif taşınmada ve kas kasılması gibi mekanik işlerde kullanılır.
Mekanik özellikler : Metallerinin, mekanik davranımlarında gösterdikleri özellikler.
Manyetik rezonans : Atomların radyo dalgalarını absorblaması.
Adenozin difosfat : Peş peşe iki fosfat grubunun bağlandığı, adenozini taşıyan nükleotit. Enerji taşıma reaksiyonlarında önemli olup adenozin trifosfata (ATP) dönüşen, fotosentez ile oksidatif fosforilâsyon olaylarında adenozin trifosfattan oluşan nükleotit. Genellikle şekeri riboz olanlar ATP ile, deoksiriboz olanlar dATP ile gösterilir. Enerji taşıma reaksiyonlarında önemli olup adenozin trifosfata (ATP) dönüşen, genellikle şekeri riboz olanlar ADP ile deoksiriboz olanlar dADP ile gösterilen, peş peşe iki fosfat grubunun bağlandığı, adenozin taşıyan bir nükleotit. Adenin, riboz ve iki fosfat grubu kapsayan nükleotit. ATPnin hidroliziyle oluşur, oksidatif fosforilasyon ve substrat düzeyinde fosforilasyonla ATPye geri dönüştürülür. Kan pulcuklarının kümeleşmesine neden olan madde, ADP.
Sitidin trifosfat : Üç fosfat grubu bağlanmış sitozin nükleotidi. RNA sentezi için gerekli olan ve bazı tepkimelerde ATP'ye analog olarak enerji verici molekül. Sitozin, riboz ve üç fosfat grubu kapsayan nükleotit, CTP.
Kimyasal formül : Saf bir maddenin kimyasal bileşiminin kimyasal sembol ve sayılarla gösteriliş şekli. Metan için CH4, hidrojen klorür için HCl gibi.
Hidrojen bağı : Herhangi bir atomun, hidrojen atomu ile elektron ortaklaşması yaparak oluşturdukları görece güçsüz bağ. F, O, N gibi elektronegatifliği yüksek atomları içeren polar bileşiklerde (HF, H2O, NH3, vs.), pozitifleşmiş H atomunun, diğer molekülün ortaklanmamış elektron çifti ile köprü oluşturması esasına dayanan bir çekim kuvveti. Hidrojen bağı, kovalent bağın %10'u kadar etkili olduğu halde, bileşiklerin erime noktası, kaynama noktası, kristal yapısı, çözünürlük gibi özelliklerini belirler; selüloz ile bileşiklerin bağlanmasında, kağıt endüstrisinde, DNA'daki adenin-urasil bağlanması gibi birçok biyokimyasal kompleks yapılarda önemli rol oynar. Oksijen veya azot gibi bir elektronegatif atom ve bir hidrojen atomu arasındaki zayıf bir elektrostatik çekimle oluşan bağ. Genellikle oksijen ve azot gibi negatif elektrik yüklü atomlarla diğer bir negatif yüklü atomlara kovalent olarak bağlanmış hidrojen atomları arasında oluşan ve koparılması için 4-5 kcal/mol enerji gereken kimyasal bağ.
Nükleik asit : Bütün canlı hücrelerde özellikle hücre çekirdeğinin proteininde bulunan kompleks asit gruplarından her biri.
Araştırmacı : Araştırma yapan, inceleyen kimse, araştırıcı, araştırman, mütetebbi.
Laboratuvar : Ayrıştırma, birleştirme yoluyla bir sonuca ulaşmak veya teşhis koymak için çeşitli araçlar kullanılarak tıp, eczacılık, fizik, kimya gibi bilim dallarıyla ilgili araştırmaların, deneylerin yapıldığı özel donanımlı yer. Dil laboratuvarı.
Üniversite : Bilimsel özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip, yüksek düzeyde eğitim, öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan fakülte, enstitü, yüksekokul vb. kuruluş ve birimlerden oluşan öğretim kurumu, darülfünun.
Kullanılma : Kullanılmak işi.
Bilgisayar : Çok sayıda aritmetiksel veya mantıksal işlemlerden oluşan bir işi, önceden verilmiş bir programa göre yapıp sonuçlandıran elektronik araç, elektronik beyin.
Algoritma : Orta Çağda ondalık sayı sistemine göre, son zamanlarda ise iyi tanımlanmış kuralların ve işlemlerin adım adım uygulanmasıyla bir sorunun giderilmesi veya sonuca en hızlı biçimde ulaşılması işlemi, Harezmi yolu.
Pirimidin : Nükleik asitlerin nükleotitlerinin yapısına giren ve pürinlerle çiftler oluşturan, bazıları fosfat verici ve enerjice zengin bileşikler olarak da metabolizmaya giren, canlı hücrelerde sitozin, urasil ve timin gibi çeşitleri bulunan azotlu bazlar. Nükleotit ve nükleik asitlerde bulunan azotlu ve altıgen pirimidin halkasına sahip sitozin, timin, urasil bazından biri.
Nükleotit : DNA ya da RNA'nın tekrarlanan birimleri; riboz ya da deoksiriboz şekerine bağlı bir pürin ya da pirimidin bazından (adenin, guanin, sitozin, timin ya da urasil) oluşan nükleositin fosfat esteri. Pürin nükleotitler adenin ve guanin bazları, pirimidin nükleotitler sitozin, timin ya da urasil bazları içerir. Aynca adenozin trifosfat (ATP), guanozin trifosfat (GTP) gibi enerji taşıyıcısı ya da nikotinamit adenin dinükleotit (NAD), flavin adenin dinükleotit (FAD) gibi koenzimlerin yapısında bulunurlar. Nükleotid. İki şeker, bir pürin ve bir pürimidin bazından oluşan tek bir DNA sırası. Bir pürin veya pirimidin bazının bir riboz veya deoksiriboz şekerine bağlanmasıyla oluşan nükleositin bir fosfat esteri.
Araştırma : Araştırmak işi, araştırı, istikşaf, taharri, tetkik. Bilim ve sanatla ilgili olarak yapılmış olan yöntemli çalışma, araştırı.
Diğer dillerde Sitozin anlamı nedir?
İngilizce'de Sitozin ne demek ? : cytosine

Bu kısımda Sitozin nedir? Sitozin ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Sitozin tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Sitozin hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.