Sitidin trifosfat nedir, Sitidin trifosfat ne demek

Sitidin trifosfat; Biyoloji, Veteriner alanlarında kullanılan bir terimdir.

Biyoloji'deki anlamı:

Üç fosfat grubu bağlanmış sitozin nükleotidi. RNA sentezi için gerekli olan ve bazı tepkimelerde ATP'ye analog olarak enerji verici molekül.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Sitozin, riboz ve üç fosfat grubu kapsayan nükleotit, CTP.

Sitidin trifosfat tanımı, anlamı

Sitidin : Şekerle bir pirimidin bazı olan sitozinin meydana getirdiği bir nükleosit. Bir pirimidin bazı olan sitozinin riboz şekerine bağlanmasıyla oluşan nükleosit

Nükleotit : DNA ya da RNA'nın tekrarlanan birimleri; riboz ya da deoksiriboz şekerine bağlı bir pürin ya da pirimidin bazından (adenin, guanin, sitozin, timin ya da urasil) oluşan nükleositin fosfat esteri. Pürin nükleotitler adenin ve guanin bazları, pirimidin nükleotitler sitozin, timin ya da urasil bazları içerir. Aynca adenozin trifosfat (ATP), guanozin trifosfat (GTP) gibi enerji taşıyıcısı ya da nikotinamit adenin dinükleotit (NAD), flavin adenin dinükleotit (FAD) gibi koenzimlerin yapısında bulunurlar. Nükleotid. İki şeker, bir pürin ve bir pürimidin bazından oluşan tek bir DNA sırası. Bir pürin veya pirimidin bazının bir riboz veya deoksiriboz şekerine bağlanmasıyla oluşan nükleositin bir fosfat esteri.

 

Tepkime : Birbirini etkileyen maddeler arasında ortaya çıkan durum, reaksiyon, teamül.

Gerekli : Yapılması, olması veya bulunması uygun olan, yerinde olan, lüzumlu, vacip, mukteza, zaruri.

Molekül : Element veya bileşikleri oluşturan ve onların özgül niteliklerini gösteren en küçük birim, madde. Bir bütünün en küçük parçası. Fiziksel kimyada bir veya birkaç atomun birleşmesinden oluşan, birkaç çekirdek veya elektronlu yapı.

Sitozin : Nükleik asit molekülünün (DNA ve RNA), dört temel bazından biri. Yapısmda bir heterosiklik halka bulunan, oluşturduğu nükleotit DNA çift ipliğinde daima guanin nükleotit ile üç hidrojen bağı ile birleşen, timin ile birlikte pirimidin grubunu oluşturan bir baz. Nükleik asit molekülünün dört temel bazından birisi. DNA ve RNA’nın yapısında bulunan bir pirimidin bazı.

Analog : Benzer, eş.

Verici : Veren, verme yanlısı olan kimse. Çıkar gözetmeksizin her türlü yardımı yapan, esirgemeyen kimse. Başkasına aktarılmak üzere kan, doku veya organ veren kimse, donör. Elektromanyetik dalgalar yardımıyla işaret, ses ve görüntü iletmeye yarayan cihazların genel adı.

Fosfat : Yapay gübre ve bazı ilaçların yapımında kullanılan fosforik asidin tuzu veya esteri.

Sentez : Element veya başka maddeleri bir araya getirerek yapay olarak bileşik cisimler oluşturma, bireşim. Yalından karmaşık olana, külliden cüziye, zorunludan olasıya, ilkeden onun uygulanmasına, genel yasadan bireysel duruma, nedenden etkiye, öncülden varılan sonuca giden düşünme biçimi, bireşim.

Enerji : Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç, erke. Manevi güç. Organların çalışabilmesi ve vücut ısısının sürdürülebilmesini sağlayan besin ögelerinin oluşturduğu güç.

 

Bağlan : “Sev, sevdiğine bağlı kal” anlamında kullanılan bir isim “. Diyarbakır şehri, Kayacık nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Iğdır şehri, Tuzluca ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Gerek : İcap. Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım.

Bağla : Buğday ve arpanın içinde bulunan burçak, mercimek şeklinde siyah tanecikler. Bakla yaprağına benzeyen ve pişirilip yenilen bir bitki. Fasulye. Değirmen çarkını firenleyen ağaç. Su bendi tıkacı. Ufak göl. Akarsuların seviyesini yükseltmek, suları toplamak veya başka yöne çevirmek için yapılan bent. Duvarların arasına yatay olarak konulan ağaç. Çoban köpeklerinin boynuna takılan, üzerinde sivri dişler bulunan demir halka. (Adalıkuzu, Hacılar Güdül Ankara) (bakla) : (Akbaş Güdül Ankara).

Riboz : Ribonükleik asitlerin ve ribonükleotitlerin yapısında bulunan beş karbonlu şeker. Formülü CH2OH(CHOH)3CHO, mol kütlesi 150,1 g olan, D-riboz; bazı nükleik asit ve koenzimlerin bileşiminde furanozit ve piranozit şeklinde bulunabilen bir pentoz şeker. D-2-deoksiriboz; Formülü HOH2C(CHOH)2CH2CHO, mol kütlesi 134,1g olan deok-siribonükleik asit ve hücreye ait çekirdekte bulunan bir bileşik şeker. Beş karbonlu aldoz yapısındaki monosakkaritlerden biri. RNA, FAD, NAD, NADP ve koenzim A’nın bir bileşeni.

Tepki : Bir cismin kendini iten veya sıkıştıran başka bir cisme gösterdiği karşı etki, aksülamel, reaksiyon. Herhangi bir etkiye cevap olarak doğan, genel olarak olumsuz söz veya davranış. Karşılık verme.

Kapsa : Çitten ya da aralıklı çakılan tahtalardan yapılmış bahçe kapısı. Büyük kulplu ya da kulpsuz sepet, sele. Tohum ve yem kabı, tahta sandık. Çubuklardan yapılmış bahçe kapısı. Kırda, tarlada çocukları güneşten korumak için yapılan küçük sığınak. Aralıklı tahtalardan yapılmış bahçe kapısı. Kutu.

Mole : Ben. Muğla ili.

Olar : Onlar. Onlar (III. çokluk şahıs zamiri).

Gere : Meyve dallarını eğmek ya da davarları yakalamak için kullanılan ucu çengelli uzun sırık. Geniş. Ağız kavgası, çekişme.

Diğer dillerde Sitidin trifosfat anlamı nedir?

İngilizce'de Sitidin trifosfat ne demek ? : cytidine triphosphate