Surmak nedir, Surmak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yere bakarak susmak : Büyüklerin karşısında surmak iyi bir huydur.

Sığamak, sürmek.

Sürtmek.

Toprağı işlemek.

Sürmek.

Bulaştırmak.

Devam etmek.

Surmak hakkında bilgiler

Surmeg (Farsça: سورمق), İran'ın Fars Eyaleti'nde şehir. Abade şehristanı'na bağlı olan olan kentin 2006 yılı nüfusu 3.122'dir. Halkı tarımla geçinir. Tahıl ürünleri, pamuk, üzüm ve badem üretimi yapılır.

Surmak kısaca anlamı, tanımı

Surma : Vasıta kullanabilme. Sürme

Bulaştırmak : Bulaşmasına yol açmak.

Bulaştırma : Bulaştırmak işi veya durumu. Bulaşıma yol açma olayı.

İşlemek : Bir şeye emek vererek onu daha elverişli bir duruma getirmek. İnce ve süslü şeyler yapmak, nakışlamak. İçine girmek, etkilemek, nüfuz etmek. Naşketmek. İyi çalışmak, müşterisi bol olmak. Durağan durumdan hareketli duruma geçmek, çalışmak. Herhangi bir konuyu ele alarak incelemek, öğretmek. Düşüncelerini herhangi birine etki yaparak benimsetmek. Hesapları, kayıtları düzenli olarak tutmak veya gereken yere aktarmak. Herhangi bir ürünü satışa sunulmadan önce birtakım işlemlerden geçirmek. Çimlenmek, filizlenmek. Çalışmak, iş yapmak. Ayçiçeği ya da kabak çekirdeği yemek. Mısır tanelerini ayırmak: Beş teneke mısır işledik. İşlemek. İşlemek, girip çıkmak; gapidan işlemek. Çalışmak. Herhangi bir veri saklama ortamına, tutanak eklemek ya da günlemek amacıyla yazmak. (kötü iş için): irtikâb. Yapmak. İmâl etmek, yapmak. Tesir etmek.

 

Sürtmek : Bir şeyi bastırarak diğer bir şeyin üzerinden geçirmek. Dokundurmak. Başıboş dolaşmak, yararsız dolaşmak.

Bakarak : Göre.

Sığamak : Sıvamak, kıvırmak (etek, kol, paça ve benzerleri için). Okşamak. Yeni gelişmeye başlayan fidanların serpilmesi için alt sürgünlerini budamak. Yapıştırmak. Sıvamak, okşamak, dal sıvamak. Sıvazlayarak yumuşak bir nesnenin içini boşaltmak veya boşluk kalmayacak şekilde yerleştirmek. Sıvamak. Meshetmek.

Susmak : Konuşmasını kesmek. Etkisini göstermemek, tepki göstermemek. Konuşmaktan kaçınmak. Ses veya gürültüyü kesmek, ses ve gürültü yapmamak.

Eyalet : Çoğunlukla valilerce yönetilen ve yönetim bakımından bir tür bağımsızlığı olan yönetim bölgesi. Osmanlı Devleti'nde en büyük sivil veya askerî yönetim bölgesi.

Sürmek : Yönetip yürütmek, sevk etmek. Devam etmek. Zaman geçmek. Oturduğu, bulunduğu yerden, ülkeden ceza olarak başka bir yer ya da ülkeye göndermek, nefyetmek. Herhangi bir durum içinde bulunmak. Bir maddeyi bir yüzey üzerine ince bir tabaka olarak yaymak, dökmek, serpmek. Bitki, ot yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek. Zaman almak. Olmaya devam etmek. Önüne katıp götürmek. Olağandan daha çok, daha sık ve sulu dışkı çıkarmak. Pulluk veya sabanla toprağı işlemek. Bir malı satışa sunmak, piyasaya çıkarmak. Dokundurmak, değdirmek. Uzatmak, ileri doğru itmek. Yasal olmayan yolla piyasaya para çıkarmak.

 

Bakara : İskambil kâğıdı ile oynanan bir kumar.

İşleme : İşlemek işi. Şiş, tığ, iğne ve benzerleri araçlarla elde yapılan, örgü, nakış, oya gibi işlerin genel adı, el işi. İnce ve süslü işlenmiş. Herhangi bir konuyu ele alarak inceleme. Bir filmdeki gizli görüntüyü ortaya çıkarmak için gümüş bromürlü tabakanın laboratuvarda çeşitli kimyasal işlemlerden geçirilmesi. Saat. hukuki tagyir. Mekanik işlemenin öteki adı. Bir filmdeki gizli görüntüyü ortaya çıkarmak amacıyla, duyarkatın işlemelikte çeşitli kimyasal işlemlerden geçirilmesi. Nicelenmiş verileri elle, işleteçler ya da elektrikli araçlarla işlemden geçirerek sayımsal çözümlemeleriyle birlikte çizelgeleme.

Sürtme : Sürtmek işi.

Farsça : İran devletinin resmî dili, Acemce. Bu dille yazılmış olan.

Üretim : Belirli faaliyet ve işlemler sonucu yeni bir mal veya hizmet meydana getirme, istihsal, tüketim karşıtı.

Yapılı : Yapısı herhangi bir nitelikte olan. Vücudu gelişmiş, iri.

Geçini : . . . den sonra anlamında kullanılır: Öğle geçini.

Topra : Torba.

Halkı : Araba tekerinin ortasındaki demir halka. (Ortayazı Senirkent Isparta; Gölbaşı Çankaya Ankara; Eskil Aksaray Niğde). [Bakınız: holta].

Tarım : Bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretilmesi, kalite ve verimlerinin yükseltilmesi, uygun koşullarda korunması, işlenip değerlendirilmesi ve pazarlanması, ziraat.

Diğer dillerde Suriye damanı anlamı nedir?

İngilizce'de Suriye damanı ne demek ? : daman of syria