Susam nedir, Susam ne demek

Susam; bir bitki bilimi terimidir. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Susam" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Evlerinin önü susam / Bir su bulsam yüzüm yusam" - Halk türküsü

Yerel Türkçe anlamı:

Zambak.

Fransızca'da Susam ne demek?:

sésame

Susam hakkında bilgiler

Susam (Sesamum indicum), Pedeliaceae familyasına ait, anavatanı Afrika olan bir bitki türü.

Asya, Avrupa ve Türkiye'nin sıcak bölgelerinde tarımı yapılmaktadır. Kapsül meyvelerinin içinde çok sayıda tohum bulunur ve bunlar baharat olarak kullanılır. Simit, çörek üzerlerine konur. Susam, tahinin ana maddesidir.

Türün yağından yemeklik yağ olarak yararlanıldığı gibi, küspesi de hayvan yemi olarak kullanılır. Susam yağı, soluk sarı renkli, kokusuz, alkolde az, eter ve petrol eterinde kolayca çözünen bir sıvıdır. Yağ, tohumların %50'sini oluşturur. Tıpta bazı preparatların hazırlanmasında zeytinyağı gibi çok eskiden beri çözücü olarak kullanılır.

Susam yağı, bakım için kaş, kirpik ve saçlara uygulanabilir. Saç kırılmalarını engeller ve selülit için oldukça faydalıdır.

 

Susam ile ilgili Cümleler

  • Susamış çocuklar su içmeli.
  • Açıl Susam!
  • Susamadınız mı?
  • Susamış olabileceğini düşündüm.
  • Ali susamıştı.
  • Susamış görünüyorsun.
  • Açıl, Susam!
  • Ali Mary'ye içecek bir şey teklif etti ama o susamadığını söyledi.
  • Sen muhtemelen susamışsın.
  • Susamadın mı?
  • susamaktan kendimi alamıyorum
  • Ali çok susamıştı.
  • Susamadım.
  • Çok susamıştım ve soğuk bir şey içmek istedim.

Susam anlamı, kısaca tanımı:

Sıcak : Hamam. Yakmayacak derecede ısısı olan, yakmayacak kadar ısı veren, soğuk karşıtı. Isısı yüksek olan, çok ısınmış. Havadaki yüksek ısı. Dostça olan, sevgi dolu. Sıcak yer.

Bölge : Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

Bitki : Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.

Tahin : Öğütülmüş susamın koyu sıvı durumu.

Simit : İnce bulgur, düğürcük. Halka biçiminde, genellikle üzerine susam serpilmiş çörek. Denizde kolayca yüzmeyi sağlayan halka biçiminde alet.

Tohum : Soy sop, döl, nesil, sülale. Bitkilerde döllenme sonunda yumurtacıktan oluşan ve yeni bir bitki oluşmasını sağlayan tane. Ortaya bir sonuç çıkaran, bir sonucun oluşmasına sebep olan şey. Spermatozoit.

Susam helvası : Kaynatılmış ağdalı şekerden yapılmış olan ve susama bulanan bir tatlı türü.

 

Susam yağı : Susam tanelerinden çıkarılan yağ, şırlağan.

Susama : Susamak işi.

Susamak : Su içme gereksinimi duymak. Çok istemek, özlemek.

Susamgiller : İki çeneklilerden, en önemli ve örnek bitkisi susam olan, küçük bir bitki familyası.

Canına susamak : Ölmek istemek. birini öldürmeyi istemek.

Eceline susamak : Ölmek istermiş gibi tehlikeli işlere girişmek.

Kana susamak : Öldürme hırsı duymak.

Kanına susamak : Belasını aramak.

Ölümüne susamak : Ölümle sonuçlanabilecek davranışlarda bulunmak.

Küçük : Boyutları, benzerlerininkinden daha ufak olan, mikro, büyük karşıtı. Değersiz, önemsiz. Yaşı daha az olan. Kısık, parlak olmayan (ses). Niteliği aşağı olan, bayağı. Küçük abdest. Geri aşamada. Makam, rütbe, derece bakımından daha aşağı olan kimse. Niceliği az olan.

Bitkin : Gücü tükenmiş olan, çok yorgun, argın, aygın, dermansız.

Öğüt : Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz, nasihat.

Sarımtırak : Sarımsı.

Süsen : Süsengillerden, yaprakları kılıç biçiminde, çiçekleri iri ve mor renkli, güzel görünüşlü ve kokulu, çok yıllık bir süs bitkisi, susam (İris germanica).

Familya : Aile. Birçok ortak özelliği sebebiyle bir araya getirilen cinslerin topluluğu, fasile. Karı, eş.

Afrika : Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri.

Susam kemikleri : Hayvan türlerine göre sayıları değişen; ossa sesamoidea proximalia, os sesamoideum distale ve etçillere özgü ossa sesamoidea dorsalia’dan ibaret çok küçük kemikler, ossa sesamoidea.

Susam küspesi : Susam bitkisinin tohumlarından yağın alınmasıyla elde edilen, protein ve metiyonin bakımından zengin, lizince fakir yem maddesi.

Susam susam : Suyu az ve tatsız (meyve için).

Susamal : Üstü susamlı çörek.

Susamcı : Gölge oyununda hamamda susam satan tip. (Kar.):Karagöz oyununda, hamamda susam helvası satan zenci.

Susamlamah : Ekin serpilmek, büyümek : Tarla susamlamış.

Susamlı : Az şekerli, susamlı bir çeşit hafif tatlı. Büyümüş, serpilmiş, gürbüz (ekin için): Susamlı bir şahman.

Susamsı : Susamı andıran, susama benzeyen, susam gibi.

Susamsı-kemik : (biyoloji)

Susamuru : (zooloji)

Diğer dillerde Susam anlamı nedir?

İngilizce'de Susam ne demek? : [Susam] n. sesame, sesame seed

Fransızca'da Susam : sésame [le]

Almanca'da Susam : n. Sesam

Rusça'da Susam : n. кунжут (M), касатик (M), ирис (M)