Sweeping türkçesi Sweeping nedir

  • Coşkulu.
  • Temizleme.
  • Geniş içerikli.
  • Geniş bir alanı kapsayan.
  • Panoramik (manzara).
  • Köklü.
  • Şiddetli.
  • Genel.
  • Süpüren.
  • Ezici.
  • Tarama.
  • Radikal.
  • Süpürme.
  • Çok kapsamlı.
  • Geniş kapsamlı.
  • Yeterince fark gözetmeyen.
  • Geniş.
  • Sert esen.
  • Nefes kesici.

Sweeping ile ilgili cümleler

English: Ali resumed sweeping the floor.
Turkish: Ali yeri süpürmeye devam etti.

English: A banking scandal is sweeping across Capitol Hill.
Turkish: Bir bankacılık skandalı Capitol Hill'i baştan başa süpürüyor.

English: I'm sweeping the balcony.
Turkish: Balkonu süpürüyorum.

English: I see her sweeping the room.
Turkish: Onu odayı süpürürken görüyorum.

English: His music is sweeping the whole country.
Turkish: Onun müziği tüm ülkeye yayılıyor.

Sweeping ingilizcede ne demek, Sweeping nerede nasıl kullanılır?

Sweeping changes : Büyük değişiklikler. Geniş kapsamlı değişiklikler. Köklü değişiklikler.

Chimney sweeping : Baca temizleyicisi. Baca temizleyici. Ocakçı.

Clean by sweeping : Süpürerek temizlemek.

Mine sweeping : Mayın tarama.

Sweepingly : Ezici bir şekilde. Çok kapsamlı bir şekilde. Coşkulu bir şekilde.

Sweepings : Çörçöp. Zayiat. Çerçöp. Süprüntü. Çöp. Miktar kaybı.

Sweep down : Süpürmek. Süpürüp gitmek.

Sweep aside : Kenara süpürmek. Bir kenara kaldırmak.

 

Sweep before one : Önüne katmak. Sürüklemek.

Sweep away : Yok etmek. Ortadan kaldırmak. Sürüklemek. Alıp götürmek. Coşturmak. Heyecanlandırmak. Süpürmek. Süpürüp atmak. Süpürüp temizlemek. Silip süpürmek.

İngilizce Sweeping Türkçe anlamı, Sweeping eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sweeping ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Wide : Vasi. Geniş bir alanı kaplayan. İyice. Alabildiğine. Engin. Açık. Uzak. Ardına kadar. Bol. Adamakıllı.

Oppressive : Zalim. Baskıcı. Kasvetli. Basıcı. Sıkıcı. Bunaltıcı. Ağır. Can sıkıcı. Zulmedici.

Browsing : Gözatma. Düzenli otlatma. Sürekli otlatma. Karıştırma (kitap). Gözden geçirme. Otlama. Göz atma.

Deep rooted : Kökleşmiş. Derin.

Enthusiastic : Hararetli. İstekli. Şevkli. Hevesli. Can atan. Coşkun. Ateşli. Meraklı.

Hachure : Gölge hatları. Tarama hatları. Tarama yapmak. Harita taraması. Tarama çizgi. Tarama çizgiler.

Jacobins : Dominikan papazı. Jakoben. İhtilalde şiddeti başlatan politikacı. Köktenci.

Hachures : Eşyükselti eğrileri. Taramalar. Gelişmiş haritalarda tepelerin dikliğini göstermek üzere kullanılan paralel çizgiler.

All inclusive : Her şey dahil.

Pounder : Tokmakçı. Dövücü. Librelik. Librelik şey. Ufalayıcı. Tokmak.

 

Sweeping synonyms : cleanup, ample, collectives, bitterer, bubbly, clarifications, comprehensive, all around, inveterate, adrenalized, carp caviar, radical, capacious, overbearing, hatchings, crusher, bittering, crosshatches, broad in the beam, effusive, collective, expansively, rapturous, encyclopediacal, glowing, decontamination, amplest, cosmic, degreasing, extremist, across the board, essential, acuter.

Sweeping zıt anlamlı kelimeler, Sweeping kelime anlamı

Narrow : Kıt kanaat. Cüzi. Sınırlı. Daraltmak. Çekmek. Az. Dar geçit. Kısmak. Ensizleşmek. Dar.

Discriminate : Ayırmak. Ayırt etmek. Ayrım yapmak. Ayrımcılık yapmak. Farklı muamele etmek. Ayırmak (ırk ayrımı vb). Ayırım yapmak. Ayrım gözetmek. Ayrı tutmak. Farkı görmek.

Sweeping ingilizce tanımı, definition of Sweeping

Sweeping kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Moving with swiftness and force. Cleaning off surfaces, or cleaning away dust, dirt, or litter, as a broom does. As, a sweeping flood. A sweeping majority. Carrying everything before it. Including in its scope many persons or things. A sweeping accusation.