Tüpletmek nedir, Tüpletmek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Karnı şişen çocukların iyileşeceği inancıyla karınlarının üstüne ılık kül döküp oğmak ya da oklava ile hafifçe vurmak.

Çocuğun hastalık nedeniyle şişen karnını sıcak külle ovmak.

Tüpletmek anlamı, tanımı

Hastalık : Organizmada birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla sağlığın bozulması durumu, rahatsızlık, çor, dert, sayrılık, illet, maraz, maraza, esenlik karşıtı. Aşırı düşkünlük, tutku. Ruh sağlığının bozulması durumu. Bitkilerin yapılarında görülen bozukluk

Hastalı : Hastalıklı.

Hafifçe : Hafif olarak, hafif bir biçimde, belli belirsiz.

Üstüne : İlişkin, üzerine, dair. Hesabına. -den sonra. Kendinden önce gelen sözün ikileme biçiminde anlamını pekiştirmek ve sıklığını ifade etmek için kullanılan bir söz. -e göre, uygun olarak.

Vurmak : Elini veya elinde tuttuğu bir şeyi bir yere hızla çarpmak. Batıcı veya kesici cisimleri saplamak, kakmak. Olumsuz yönde etkilemek. Sırtına, omzuna yerleştirmek. Takmak, koymak, bağlamak. Ses çıkarmak için bir şeyi başka bir şey üzerine hızlıca çarpmak. Bir şeyi başka bir şey üzerine koymak. İçki içmek. Olduğundan başka biçimde görünmek. Kadeh tokuşturmak. Ses çıkarmak, ses vermek, çalmak. Silahla yaralamak, öldürmek. Etkisi bir yere kadar uzanmak. Hızla çarpmak. Çıkmak. Herhangi bir biçimde haksız yoldan para almak, soymak. Hızla değmek, çarpmak. Uygulamak, basmak, koymak. Manevi olarak yaralamak. Piyango vb. çıkmak, isabet etmek. Kalp, vuru durumunda olmak, çarpmak. Desteklemek, dayamak. Dokunmak, hasta etmek. Üzerinde görünmek, üzerine düşmek, yansımak, aksetmek. Sürmek. Duyulmak, hissedilmek. Tavla oyununda pulu kırmak. Amaçladığı şeye rast getirmek. Çarpma işlemini yapmak. Soğuk, dolu vb. ürünlere zarar vermek. Bağlama, ilişkilendirmek.

 

Oklava : Hamur açmakta kullanılan silindir biçiminde uzunca, ince değnek.

İnancı : İnancılığı savunan, fideist.

Sıcak : Yakmayacak derecede ısısı olan, yakmayacak kadar ısı veren, soğuk karşıtı. Sıcak yer. Isısı yüksek olan, çok ısınmış. Havadaki yüksek ısı. Dostça olan, sevgi dolu. Hamam.

Çocuk : Küçük yaştaki erkek ya da kız. Genç erkek. Soy bakımından oğul veya kız, evlat. Büyükler arasında daha az yaşlı olan kişi. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimse. Büyüklere yakışmayacak, daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak.

Vurma : Vurmak işi.

Ya da : Seçeneği, çeşitliliği veya tercihi belirten bir söz.

Ovmak : Bir şeyin üzerine bastırarak el gezdirmek. Bir yere bir şeyi kuvvetle sürterek temizlemek.

Üstün : Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik.

 

Neden : Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz; niçin. Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet. Bir olayı ve durumu gerektiren, doğuran başka olay veya durum, sebep.

Hafif : Tartıda ağırlığı az gelen, yeğni, ağır karşıtı. Ağırbaşlı olmayan, ciddi olmayan, hoppa. Sıkıntısız, ferah, rahat olarak. Gücü az olan, belli belirsiz. Güç ya da yorucu olmayan, kolay. Etkisi az olan, sert karşıtı. Önemli olmayan. Miktarı az, sindirimi kolay (yiyecek). Çok dik olmayan (sırt, yokuş). Kalınlığı veya yoğunluğu az olan.

Oklav : Oklava.

Külle : Tandırdaki ateşin yanmasını sağlayan hava deliği. Hayvanın başı ile vuruşu, tos. Yaz mevsiminde evlerin damına dört direk çakıp çevresine kumaş sararak yatılan yer. Uçan çekirge. Tandırın hava deliği. Mutbak ocaklarında bulunan ön havalandırma deliği. (Yenikent Aksaray Niğde).

Karın : İnsan ve hayvanlarda gövdenin kaburga kenarlarından kasıklara kadar olan ön bölgesi. Mide. Döl yatağı. Bazı şeylerde şiş ve içi boş bölüm. Gelen ve yansımış dalgaların girişimiyle oluşan duraklı dalgalarda en büyük genlikte titreşen noktalar. Ahlaki açıdan kabul edilemeyen şeyleri kabullenme. İç, gönül, akıl, kafa.

Hasta : Hastalık, kaza veya yaralanma dolayısıyla fizik veya ruh sağlığı bozulmuş ve tedavi edilmesi gereken kimse, rahatsız. Aşırı düşkün, tutkun. Parasız, züğürt. Zihinsel yetenekleri bozulmuş olan.

Oğma : Kuskus. Baharlı çörek.

Diğer dillerde Tüp kümelenme testi anlamı nedir?

İngilizce'de Tüp kümelenme testi ne demek ? : tube aggluination test