Turn off türkçesi Turn off nedir

  • Elektronik eşyaları kapamak.
  • İşine son vermek.
  • Sözü çevirip cevapsız bırakmak.
  • Sıkmak.
  • Keyfini kaçırmak.
  • Tali yol.
  • Sapmak.
  • Söndürmek.
  • Kapatmak.
  • Ayrılma.
  • Bilgisayar alanında kullanılır.
  • Kapamak.
  • Yol vermek.
  • Kesmek.
  • Ayırma.

Turn off ile ilgili cümleler

English: Ali forgot to turn off the light.
Turkish: Ali ışığı kapatmayı unuttu.

English: Ali asked Mary how to turn off the computer.
Turkish: Ali Mary'ye bilgisayarı nasıl kapatacağını sordu.

English: Ali forgot to turn off the stove.
Turkish: Ali sobayı kapatmayı unuttu.

English: Ali didn't turn off the lights.
Turkish: Ali ışıkları kapatmadı.

English: Ali forgot to turn off the gas.
Turkish: Ali gazı kapatmayı unuttu.

Turn off ingilizcede ne demek, Turn off nerede nasıl kullanılır?

Turn : Saptırmak. Dansçının dönmesi. Sıra. Sapma. Yönelme. Bulandırmak. Hastalık nöbeti. Deneme sırası. Devirmek. Çark etmek.

Off : Öldürmek. Çıkarmak. Soğutmak. Baş. Kapalı. Yanılmak. Başlangıç. İndirmek. Azalmak.

Turn off the computer : Bilgisayarı kapatmak.

Turn off the light : Işığı söndürmek.

Turn a blind eye : Görmezden gelmek. Gözlerini kapatmak. Görmezlikten gelmek. Gözünü kapamak. Görmemezlikten gelmek. Göz yummak.

Turn a blind eye to : -e göz yummak. Önemsememek. Görmezlikten gelmek. Dikkat etmemeyi tercih etmek. - karşı gözleri köre dönmek. Arka plana atmak.

 

İngilizce Turn off Türkçe anlamı, Turn off eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Turn off ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Miffed : Küstürmek. Keyfi kaçmış. Üzgün. Rahatsız edilmiş. Kırılmış. Rahatsız olmuş. Sinirlenmiş. Bozum olmuş. Bozulmuş.

Accent bar : Vurgu çubuğu.

Appropriation : Üstüne oturma. Bir işletme, bir örgüt, bir kuruluşa bir yıl için oranlanan giderler karşılığı verilen harcama yetkisi. Mal etme. Ödenek. Kendine mal etme. Kendileme. Temellük etme. Tahsisat. Mahsup.

Astringe : Kabız. Sıkıştırmak. Büzmek.

Bar : Parmaklıkla çevirmek. Hoşlanmamak. Saymamak. Yasaklamak. Üniformalarda rütbe belirten metal çubuklar. Dansçıların çalışma yerinde bulunan, gövdelerini doğru olarak yerleştirmelerine yarayan duvara çakılı çubuk. bir türk halk dansı çeşidi. Taşıma çubuğu. Sırık. Yüksek ya da sırıkla atlamada aşılması gereken yüksekliği gösteren tahta, maden vb. özdekten yapılmış yuvarlak, yerine göre üçgen kesitli uzun ince çubuk. Parça.

Assuage : Hafifletmek. Azaltmak. Dindirmek. Yatıştırmak. Tatmin etmek. Bastırmak.

Deflects : Çevrilmek. Yönü değişmek. Çevirmek. Yönünü değiştirmek. Döndürmek. Sekmek. Çıvdırmak. Başka yöne çevirmek. Caymak.

Curiously : Meraklıca. Garip biçimde. Merakla. İlginç biçimde. İlgiyle.

Absolute loader : Mutlak yükleyici. Salt yükleyici.

Conge : İşten çıkarma. Ani işten çıkarma (fransızcadan gelen). Bir kişin ayrılması için verilen resmi izin (fransızcadan gelen). Kovma. Yol verme. Resmi uğurlama.

 

Turn off synonyms : cleavages, abort sequence, given way, depress, dispiriting, side road, amputate, sideline, appropriations, carry over, deflated, cap, crank, assortments, besiege, slip road, brack, decampment, give the pips, deviate, bung up, combout, abridge, abstract syntax tree, flattens, capping, burn out, abnormal end, bore, belt up, ail, dismiss, cashiered.