Uçmak söyleşmesi nedir, Uçmak söyleşmesi ne demek

Uçmak söyleşmesi; Gösteri alanında kullanılan bir kelimedir.

Teknik terim anlamı:

Hacivat ile Karagöz arasında geçen tipik bir söyleşme. Karagöz burada uçtuğunu ye çeşitli serüvenlere atıldığını söyler, sonunda herşeyin düş olduğu anlaşılır.

Uçmak söyleşmesi anlamı, tanımı

Söyleşme : Söyleşmek işi

Uçma : Uçmak işi.

Uçmak : Kuş, kanatlı böcek vb. hareketli kanatları yardımıyla havada düşmeden durmak, havada yol almak. Sıvı, gaz ya da buhar durumuna geçmek. Gerçek hayattan uzaklaşıp düşlere dalmak. Hava yolu ile gitmek. Patlayıcı madde ile parçalanmak. Çok sevinmek. Rüzgâr veya başka bir itici güçle yerinden ayrılıp uzağa gitmek. Çok hızlı gitmek. Cennet. Dinî inanışa göre ruh ölümden sonra göğe yükselmek. Aşırılmak. Uçar gibi dalgalanmak. Yok olmak, ortadan kaybolmak. Yüksek yerden düşmek veya yuvarlanmak. Keyif verici veya uyuşturucu madde aldıktan sonra kendinden geçmek. Rengi solmak. Uçak vb. araçlar özel mekanizma ile yerden yükselmek, havada yol almak. Belirmek.

Karagöz : İzmaritgillerden, 25-30 santimetre uzunluğunda, enli, boz renkli, beyaz etli bir balık (Sargus sargus). Güldürüp eğlendiren kimse. Deve derisinden veya mukavvadan kesilip boyanmış insan biçimlerini beyaz bir perde üzerine arkadan ışık vererek yansıtma yoluyla oynatmaya dayalı bir gösteri oyunu. Bu oyunda halk görüşünü ve duyuşunu veren kimse.

 

Serüven : Macera.

Sonunda : En son zamanda, nihayetinde.

Çeşitli : Çeşidi çok olan, türlü, mütenevvi.

Hacivat : Karagöz oyununda kendini halktan üstün görme, bilgiçlik taslama, kitap dili kullanma vb. özentileri olan kimse.

Burada : Bu yerde.

Anlaş : Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık.

Geçen : Bir önceki (hafta, ay, yaz, kış vb.).

Çeşit : Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nev. Türlü. Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.

Tipik : Bir kimseyi veya nesneyi niteleyen, karakteristik. Çok özgün olan.

Herşe : Şaka.

Geçe : Herhangi bir saat başını geçerek, geçerken. Karşılıklı iki yandan her biri, yaka. Taraf, yön. Eski türkçe keç-e: Karşı taraf; öte (Erzincan Merkez). Taraf. Taraf, yan.

Uçtu : Renkli krep. İnce sargı bezi. Çökmüş, çökmek üzere olan ev, doğal nedenlerle kaymak üzere olan toprak.

Sonu : Boyunduruğun iki yanına konulan çubuklar.

Haci : Hacı.

Oldu : Evet. Başüstüne.

Diğer dillerde Uçma kemeri anlamı nedir?

İngilizce'de Uçma kemeri ne demek ? : aerial belt