Uçtu nedir, Uçtu ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Renkli krep.
İnce sargı bezi.
Çökmüş, çökmek üzere olan ev, doğal nedenlerle kaymak üzere olan toprak.
Uçtu ile ilgili Cümleler
- Biz business class'ta uçtuk.
- Biten bir aşktan çırpınıp uçtu.
- Ali Boston'a eve uçtu.
- Zaman uçtu.
- Ali ve Mary, Boston'a uçtular.
- Kelebek uçtu.
- Bir helikopter başımızın üzerinden uçtu.
- O, haberi duyduktan sonra mutluluktan havalara uçtu.
- Uçtuğumu hayal ettim.
- Ali geçen pazartesi Boston'a uçtu.
- Ali Boston'a uçtu.
Uçtu tanımı, anlamı
Uçtum : İnce, ipek tül. İnce, ipeğimsi kumaş cinsi
Uçtum uçtum kaya : Boşluğa doğru çıkıntı yapan, üst üste yığılmış, yıkılacak gibi görünen kayalık yer.
Uçtuuçtu : Birkaç kişi arasında oynanan ve uçmayan şeyleri de uçar gibi göstererek şaşırtma temeline dayanan bir çocuk oyunu.
Sargı bezi : Keten veya pamuk ipliğinden üretilen ve mikroplardan arındırılmış şerit biçiminde kesilmiş, vücudun belli bir bölgesini sarmak için yapılmış bağ.
Toprak : Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Memleketli. Kara. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Arazi, tarla. Ülke.
Renkli : Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan. Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film. Neşeli, canlı, ilgi çekici. Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse).
Kaymak : Sütün ya da yoğurdun yüzünde zar durumunda toplanan, açık sarı renkli, koyu yağlı katman, krema. Kaygan bir yüzey üzerinde birdenbire dengesini yitirmek. Yağmur ve selden sonra toprağın üzerinde kalan özlü tabaka. Anlamı değişmek. Bir şeyin en iyi ve seçkin bölümü. Durum değiştirmek. Düz, ıslak, donmuş veya kaygan bir yüzey üzerinde sürtünerek kolayca yer değiştirmek. Cinsel ilişkide bulunmak. Kurtulmak. Sütü yayvan kaplar içinde ve hafif ateşte tutarak elde edilen koyu, yağlı öz. Yağışların etkisiyle toprağın alt tabakasının gevşemesi sonucu üst tabaka oynamak. Görüş, düşünce veya tutumunu değiştirmek.
Çökmek : Bulunduğu düzeyden aşağı inmek, çukurlaşmak. Şakak, avurt vb. içeri doğru girmek, çukurlaşmak. Çömelmek. Basmak, yayılmak. Oturmak, birdenbire oturmak. Yoğun bir biçimde duymak. Son bulmak, yıkılıp dağılmak. Sarsılıp dinçliğini yitirmek. Deve, sığır vb. olduğu yere oturmak. Üzerinde bulunduğu yere yıkılmak. Sis, duman vb. inerek kaplamak. Tortu dibe inmek.
Doğal : Doğada olan, doğada bulunan. Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi. Yapmacık olmayan. Kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı. Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel. Katıksız, saf. Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan.
Sargı : Esnek bir maddeden yapılmış uzun, dar ve ince şerit. Bir elektrik makinesinde veya aracında aynı devreyi oluşturan iletkenlerin tümü. Vücudun bir bölümünü yerinde veya baskı altında tutmak amacıyla uygun biçimde sarılmış şerit.
Üzere : Amacıyla. Neredeyse. Şartıyla. Gibi.
Çökme : Çökmek işi. Boya içindeki pigmentin ve dolgu maddelerinin zamanla kabın dibinde tortu oluşturması. Bir kısım yerin alttan yıkılarak alçalması.
Neden : Bir olayı doğuran başka bir olayı sormak için kullanılan bir söz; niçin. Bir varlığı veya olayı etkileyen, oluşturan, doğuran şey, sebep, illet. Bir olayı ve durumu gerektiren, doğuran başka olay veya durum, sebep.
Kayma : Kaymak (II) işi. Herhangi bir nedenle filmin atlaması, görüntünün perdeye veya ekrana tam olarak gelmemesi.
Topra : Torba.
Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.
Bezi : Yufka açmadan önce, hamurun ayrıldığı toparlakların her biri, pazı. [Bakınız: beze]. Bir çeşit kocakarı ilâcı. Yara veya çıban dolayısıyla vücudun herhangi bir yerinde meydana gelen şişkinlik, beze. Yufka açmak için topaklanmış hamur parçaları. Bazı. Tek bir yufka ekmeği hamuru (Ç. Çiftliği).
Nede : Nerede. Nerede?.
Üzer : Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.
Renk : Cisimler tarafından yansılanan ışığın gözde oluşturduğu duyum. Nitelik. Çeşitlilik.
Diğer dillerde Uçnokta anlamı nedir?
İngilizce'de Uçnokta ne demek ? : end point

Bu kısımda Uçtu nedir? Uçtu ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Uçtu tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Uçtu hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.