Vergi cenneti nedir, Vergi cenneti ne demek

Vergi cenneti; İktisat alanında kullanılan bir kelimedir.

İktisat terim anlamı:

Hükümetin genellikle yabancı sermaye çekebilmek için belli bir süre ile sınırlı kalmak koşuluyla ayrıcalıklı vergi oranı uygulaması veya hiç vergi almaması.

Vergi cenneti hakkında bilgiler

Vergi cenneti, vergilerin hiç olmadığı veya çok düşük olduğu ülke ya da bölge. Ülkedeki vergilendirme oranları diğer ülkelerle haksız rekabet olanağı meydana getirecek kadar düşük oranlarda olabilir.

Vergi cenneti anlamı, tanımı

Cennet : Dinî inanışlara göre imanlı, dünyada iyi işler yapmış kimselerin öldükten sonra sonsuz bir mutluluğa kavuşacakları yer, uçmak, behişt. Herhangi bir şeyden fazlasıyla bulunan yer. Çok güzel, huzur veren (yer). Herhangi bir şeyin kolayca yapıldığı yer

Vergi : Kamu hizmetlerine harcanmak için hükûmetin, yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı para. Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik.

Yabancı sermaye : Bir ülkeye diğer ülkelerden gelen doğrudan yabancı sermaye yatırımı ve dolaylı yabancı sermaye yatırımı biçiminde gelen sermaye.

Haksız rekabet : Haksız yarışma, haksız yarışıcılık. İyi niyet kurallarına aykırı hareket ya da yanıltıcı davranışlarla bir kişi ya da kuruluşun iktisadi çıkarlarının zarara uğradığı ya da zarar tehlikesinin doğduğu rekabet ortamı.

 

Vergilendirme : Vergilendirmek işi.

Vergi oranı : Alınacak verginin yüzde olarak niceliğini gösteren sayı.

Ayrıcalıklı : Ayrıcalığı olan, ayrıcalık tanınan, imtiyazlı.

Çekebilmek : Çekme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Çekebilme : Çekebilmek işi.

Ayrıcalık : Başkalarından ayrı ve üstün tutulma durumu, imtiyaz.

Uygulama : Uygulamak işi, tatbikat, tatbik, pratik. Yürütüm. Bir sanat ve bilim dalının ilkelerini düşünce alanından uygulama alanına geçirip gerçekleştirme işi, kılgı, tatbik, ameliye, pratik. Kuramsal bir bilgiyi, ilkeyi, düşünceyi herhangi bir alanda hayata tatbik etme, tatbik.

Ayrıcalı : Ayrık.

Bir süre : Kısa bir müddet, bir müddet. Belirsiz bir müddet, bir müddet.

Olabilir : Gerçekleşme imkânı bulunan, olur, mümkün, kabil.

Sermaye : Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların tamamı, anamal, başmal, kapital, meta, resülmal. Genelev kadını. Varlık, servet. Konu.

Yabancı : Başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan (kimse), bigâne, ecnebi. Aynı türden, aynı çeşitten olmayan. Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan. Bir konuda bilgisi, deneyimi olmayan. Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey), özge. Başka bir milletle ilgili olan. Tanınmayan, bilinmeyen, yad.

Hükümet : Toplum bireylerinin iç ve dış güvencelerini ve birbirleriyle ilişkilerini sağladığı gibi onların her tür gereksinmelerini karşılayan bir ya da birkaç kişiden oluşan yasal ya da geleneksel yönetici güç. bk. halk katmanı, büyücü. Devlet işlerini yürütmekle görevli kuruluşlar ve kişiler.

 

Rekabet : Aynı amacı güden kimseler arasındaki çekişme, yarışma, yarış.

Sınırlı : Sınırı olan, bir sınırla ayrılmış olan, hudutlu. Az sayıda. Sınırlanmış, belirlenmiş, belirli, limitet.

Meydan : Alan, saha. Fırsat, imkân ya da vakit. Bulunulan yer ve çevresi, ortalık. Mevlevi tekkelerinde ayin yapılmış olan yer. Yarışma, eğlence veya karşılaşma yeri.

Diğer dillerde Vergi cenneti anlamı nedir?

İngilizce'de Vergi cenneti ne demek ? : tax heaven