Warding türkçesi Warding nedir

  • Korumak.
  • Önlemek.
  • Korkulan durumlarda belirli hareketler yaparak kendini korumaya yönelik davranışlar.

Warding ile ilgili cümleler

English: Admittedly, this is an unrewarding task, but somebody has got to deal with it.
Turkish: Bu gerçekten sevimsiz bir iş ama birilerinin bununla uğraşması gerek.

English: It was one of the most rewarding experiences of my life.
Turkish: Yaşamımın en değerli deneyimlerinden biriydi.

English: It was a very rewarding experience.
Turkish: O çok faydalı bir deneyimdi.

English: Some people like rewarding themselves, not expecting reward from others.
Turkish: Bazıları kimseden hediye beklemeden kendisini ödüllendirmeyi sever.

Warding ingilizcede ne demek, Warding nerede nasıl kullanılır?

Awarding : Ödüllendirme. Ödül verme. Bağışlama. Bağış etme (ödül).

Call forwarding : Çağrı yönlendirme.

Diploma awarding ceremony : Diploma ödül töreni. Diploma töreni. Mezuniyet diplomalarının takdim edildiği resmi tören.

Forwarding : İrsal. Gönderme. Bir malın bir yerden bir başka yere, bir kişiden bir başka kişiye gönderilmesi. Nakliye. Taşımacılık. Taşıma. Nakletme. Sevkiyat. Yollama.

Forwarding address : Varış adresi. Yeni adres.

Forwarding paper : Göndermelik. Bir yere gönderilen mal ya da nesnelere ilişkin çizelge. İrsaliye.

 

Forwarding business : Nakliyat işi. Nakliyat ticareti.

Forwarding note : İrsaliye.

Forwarding agency : Nakliyat şirketi.

Forwarding company : Nakliyat şirketi. Nakliye şirketi.

İngilizce Warding Türkçe anlamı, Warding eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Warding ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Threat : Tehlike işareti. Korkutma. Adak. Tehlike. Gözdağı. Korku. Tehdit. Tehdit etmek.

Bank : Uçağın bir yana yatması. Kümelenmek. Set çekmek. Küme. Kara sahanlıklarında görülen, alanları ve biçimleriyle ayrımlı, derinlikleri genellikle 5-20 m. arasında değişen, balık bakımından zengin sığlıklara verilen ad. Yığın. Bankaya para yatırmak. Para ve para gibi geçerli olan tecimsel belgitler üzerinde işlem yapan tecim kuruluşu. yatırım kabul eden, kendi güvenirliğini karşıtının güvenirliği yerine koyarak onlara satın alma gücü sağlayan, para kullanılmadan da işlerin yürütülmesini kolaylaştıran anamal, para saygınlık ve ürem üzerine her türlü işlemi düzenleyen ve yürüten, gerçek ve tüzel kişilerin ve devletin bu alandaki gereksemelerini yerine getirici uğraşlarda bulunan ve bunları yapmağa yasalarla yetkilendirilen akçalı ve tecimsel kuruluş. Parasal işlerini yapmak. Banko.

Baffle : Şaşkına çevirmek. Hayret uyandırmak. Boşa çıkarmak. Sesyayarın ağzı; sesin titreşimlerini denetleyen esnek gereç. Şaşkınlık uyandırmak. Sesyayar körük. Ses kaybını ya da dağılmasını önlemek için herhangi bir gereçten yapılmış gergi. Engel olmak. Bozmak.

Be a father to : Bir baba gibi davranmak. Göz kulak olmak. -e baba olmak (genellikle biyolojik). Büyütmek. Nasihat vermek. Öğüt vermek.

 

Informing : Bilgilendirme. Gammazlık. Jurnalcılık. Bilgi verme. İhbar.

Alert : İkaz etmek. Heyecan sinyali. Hazır olmak. Uyarı. Alarma geçmek. Atik. Alarm vermek. Gözünü açmak. Ayık kalmak.

Advocate : Savunucu. Savunmak. Taraftar. Müdafi. Desteklemek. Avukat. Müdafaa etmek. Yandaş.

Caution : İhtiyat. İhtar etmek. Uyarmak. Yürüyüş yarışlarında, yerle aralıksız dokunma kuralından uzaklaşan yürüyüşçüye, yargıcının bir kez olmak üzere ak bayrak kaldırarak yaptığı uyarı. İhtar vermek. Dikkat. Dikkatini çekmek. Sakınma. Tembih etmek.

Convoying : Konvoy. Yol arkadaşlığı. Eşlik etmek. Birlikte gitmek. Refakat etmek. Katar. Yoldaşlık etmek.

Advocated : Müdafaa etmek. Yandaş. Avukat. Savunmak. Taraftar. Savunucu. Müdafi. Desteklemek.

Warding synonyms : deterrent example, word of advice, making known, wake up call, tactical warning, monition, false alarm, avert, lesson, caveat, conserving, bring through, arrest, premonition, counter to, cocoon, conserve, admonition, avoid, strategic warning, alarmism, circumvented, averted, averting, avoids, cocoons, avoided, advice, arrests, convoyed, cocooned, circumvent, circumvents.

Warding zıt anlamlı kelimeler, Warding kelime anlamı

Unemployed : İşsizler. Açıkta. Atıl. Kullanılmayan. Boş. İşsiz. Boşta. Cari ücret düzeyinde çalışma istek ve yeteneğine sahip olmasına rağmen iş bulamayan kişi. Aylak.

Unvaried : Değişmemiş. Aynı kalmış.