Waters türkçesi Waters nedir

Waters ile ilgili cümleler

English: He waters the flowers every day in summer.
Turkish: O, çiçekleri yaz aylarında her gün sular .

English: He waters the garden once a week.
Turkish: Haftada bir bahçeyi sularlar.

English: Forty-four Americans have now taken the presidential oath. The words have been spoken during rising tides of prosperity and the still waters of peace. Yet, every so often, the oath is taken amidst gathering clouds and raging storms. At these moments, America has carried on not simply because of the skill or vision of those in high office, but because We the People have remained faithful to the ideals of our forebearers, and true to our founding documents.
Turkish: Kırk-dört Amerikalı başkanlık yemini için şimdi götürüldü. Bu sözler yükselen refah gelgitleri ve durgun barış suları sırasında konuşulmaktadır.Ama, bazen, yemin toplanan bulutlar ve hiddetlenen fırtınalar arasında alınır.Bu anlarda, Amerika sadece yüksek ofistekilerin başarısı ve görüntüsü için değil fakat aynı zamanda atalarımızın idaellerine ve bulunan dökümanlara sadık kalan biz insanlardan dolayı sürdürdü.

English: My mouth waters when I read cooking books.
Turkish: Yemek pişirme kitaplarını okuduğumda ağzım sulanır.

 

English: My father waters the flowers.
Turkish: Babam çiçekleri sular.

Waters ingilizcede ne demek, Waters nerede nasıl kullanılır?

Waters of forgetfulness : Suyun itme veya zorlama kuvvetine karşı koyma ancak onu tamamen durdurmama gücüne sahip olma durumu.

Still waters run deep : Durgun sular derin olur. Yumuşak atın çiftesi pek olur. Çok konuşan değil çok dinleyen bilir. Durgun sular derinden akar. Yere bakan yürek yakar. Yavaş atın çiftesi pek olur. Yere bakan yürek yakandır.

Bag of waters : Amniyon. Amniyon kesesi.

Cast oil on troubled waters : Pürüzleri gidermek. Sakinleştirmek.

Cast thy bread upon the waters : İyilik yap denize at balık bilmezse halik bilir. Cömert ol ve diğerleri için iyi birşeyler yap ve böylelikle kutsanabilesin (incil'den).

Inland waters : İçsular. İç sular. Kara suları. İç suları.

Continental waters : Anadeniz ve denizler dışında, göl, akarsu, bataklık, yeraltı suları gibi karalar üzerinde yer alan tüm sular. İçsular.

Fish in troubled waters : Düşen insandan fayda sağlamak. Başkasının boş anından istifade etmek. Bulanık suda balık avlamak. Bulanık sudaki balık. Başkalarının zayıflıklarından yararlanmak. Bir kimsenin sıkıntılı bir durumu kendi avantajı için kullanması.

Pour oil on troubled waters : Kavga edenleri sakinleştirmek. Ortalığı yatıştırmaya çalışmak. Ortalığı yatıştırmak. Sükuneti sağlamak. Heyecanı yatıştırmak. Fırtınayı dindirmek. Tartışmayı yatıştırmak.

Fish in muddy waters : Bulanık suda balık avlamak.

İngilizce Waters Türkçe anlamı, Waters eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Waters ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Colloid : Kolloit. Koloidal. Biyoloji, kimya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yapışkan. Çözücü sıvıda küçük tanecikler durumunda dağılmış madde. tiroit folikülünde bulunan jel benzeri madde, tiroit kolloit. Koloit. Jelatinsi. Çok ince gaz. Pelte.

Waterholes : Su göledi. Su çukuru. Büyük yağmur suyu birikintisi.

Galley : Kadırga. Osmanlı donanmasında çektiri türünden bir savaş gemisi. Donanmada, çektiri türünden gemilerin en büyüğü. Roma kürek gemisi. Kalyon. Kuzine. Gemi mutfağı. İçeceklerin konulup hazırlandığı bölüm.

Deep : Dalgın. İktisadi çevrimdeki daralmanın en alt noktaya ulaşması, diğer bir ifadeyle daralmadan tekrar genişlemeye geçisi yansıtan dönüş aşaması. krş. doruk. Yoğun. Tok (ses). Dip. Ciddi. Derin. Aşırı.

Liquids : Paraya kolay çevrilir mallar. Sıvılar. Likit madde.

Backwater : Siya etmek. Kabarma. Birikinti su. Durgun yer. Durgunluk. Tersine kürek çekmek. Bir barajın gerisinde biriken su. İlgisizlik. Gelişmenin olmadığı yer.

Brooked : Çay. Tahammül etmek. Katlanmak. Kaldırmak. Irmak. Dere. Çekmek. Dayanmak.

Adsorbs : Yüze tutunmak. Tutunmak. Yüzeyde toplamak. Emmek. Gaz gibi bir maddeyi bir yüzey üzerinde yoğuşum şeklinde biriktirmek. Yüze çekmek. Adsorbe etmek.

Moire : Hareli. Muare. Hareli kumaş. Harelendirmek.

Softest : Sevgi dolu. Alkolsüz. Pes. Uysal. Cıvık. En yumuşak. Tatlı. Kafasız. Belli belirsiz.

Waters synonyms : liquid body substance, amniotic cavity, amnionic fluid, bodily fluid, ethel waters, plasma, ichorous, maritime, duality, humour, territorial waters, broths, aqua, body fluid, softer, marine, sea, plash, aqueous, quality, main, puddle, sea row, moires, calibers, qualities, amniotic fluid, thermal water, bournes, bluer, territorial water, bourns, bourne.