Yaldızlamak nedir, Yaldızlamak ne demek

  • Bir eşyayı yaldızla kaplamak, yaldız sürerek süslemek
  • Boynuz takmak.
  • Parlatmak.
  • Gösterişli süslerle değersizliğini veya kötülüğünü gizlemek.

"Yaldızlamak" ile ilgili cümleler

  • "Hafif şeffaf bir sis fundalıkları dolanıyor, güneşin damlaları yaprakları yaldızlıyordu." - Ö. Seyfettin

Yaldızlamak kısaca anlamı, tanımı:

Yaldızlama : Ciltlenmiş kitapların kapak veya kenarlarını altın suyuyla süsleme, tezhip. Yaldızlamak işi.

Yaldız : Eşyaya altın veya gümüş görünüşü vermek için kullanılan, sıvı veya yaprak durumundaki altın, gümüş ve bunların taklidi olan madde. Aldatıcı dış görünüş, göz boyama. Abartılı bir biçimde söylenen yalan. Bu madde ile eşyalara yapılmış olan süs.

Eşya : Türlü amaçlarla kullanılan, insan yapısı, taşınabilir cansız nesneler.

Kaplamak : Doldurmak. Bir kabın, bir kılıfın, bir örtünün içine almak. Çepeçevre sarmak, kuşatmak. Bir yüzeyi döşemek, başka bir nesne ile örtmek. Kaplama adı verilen ince ağaç levhaları, değişik yöntemlerle hazırlanmış yüzeylere yapıştırmak. Bir kimsenin veya bir şeyin nitelikleri herkesçe bilinir olmak. Bir madeni bir başka madenle kimyasal bir yöntemle örtmek. Yayılıp doldurmak, etkisinde bırakmak. Her yanını örtmek, istila etmek. Doldurmak.

 

Süslemek : Söz oyunlarıyla güzelleştirmek. Birtakım katkılarla bir şeyin daha güzel, daha göz alıcı olmasını, daha hoş görünmesini sağlamak, bezemek, bezeklemek, donatmak, tezyin etmek. Birinin kusurlarını uzun uzun yüzüne vurmak.

Parlatmak : Birini gereğinden fazla övmek. İçki içmek. Bir yüzeyi düzgün ve parlak duruma getirmek, parlamasını sağlamak. Güzel, etkili, alışılmamış söz söylemek.

Gösterişli : Gösterişi olan. Görkemli.

Değersiz : Değeri olmayan veya değeri çok az olan, önemsiz, kıymetsiz, naçiz.

Gizlemek : Bilerek ve isteyerek bir olguyu haber vermemek. Saklamak, görünmeyecek, belli olmayacak bir yere veya bir duruma koymak. Beneklerle, çizgilerle veya renklerle bezeyerek bir şeyi bulunduğu çevreye uydurmak, alalamak, peçelemek, kamufle etmek.

Boynuz : Bazı hayvanların başında bulunan, tırnaksı bir maddeden, uzun, kıvrık veya çatallı korunma organı. Bu organdan yapılmış. Kurşun borudan kol alma işleminde kullanılan demirden yapılmış alet.

Takmak : Kendisiyle birlikte götürmek, yanına almak veya arkasından izletmek. Biriyle olumsuz olarak uğraşmak. Düğün vb. törenlerde takı armağan etmek. Kuşanmak. Bir şeyi başka bir yere uygun bir biçimde tutturmak, iliştirmek, geçirmek. Borç bırakmak. Sınavını başaramamak. Ad, lakap koymak. Önemsemek, önem vermek, tınmak.

Diğer dillerde Yaldızlamak anlamı nedir?

İngilizce'de Yaldızlamak ne demek? : v. gild, veneer

Fransızca'da Yaldızlamak : dorer

Almanca'da Yaldızlamak : v. überzuckern, vergolden

Rusça'da Yaldızlamak : v. золотить, серебрить, вызолотить, позолотить