Yekavaz nedir, Yekavaz ne demek

Yekavaz; Edebiyat, Yazın alanlarında kullanılan bir kelimedir.

Edebi anlamı:

(Divan edebiyatı terimi) Baştan sona kadar güzel olan koşuk.

Teknik terim anlamı:

[Bakınız: tekün].

Yekavaz tanımı, anlamı

Yeka : İri

Divan edebiyatı : XIII-XIX. yüzyıllar arasında dil, konu, işleniş bakımından Arap, Fars etkisi altında gelişmiş Türk edebiyatı.

Baştan sona : Daima, her zaman. Tamamen, tamamıyla.

Edebiyat : Olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı, yazın, gökçe yazın. Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi, literatür. İçten olmayan, gereksiz, yapmacık, boş sözler.

Baştan : Başından alarak, bir kez daha, yeniden.

Terim : Bir bilim, sanat, meslek dalıyla ya da bir konu ile ilgili özel ve belirli bir kavramı karşılayan kelime, ıstılah. Bir kesrin pay ve paydasından her biri, had. Cebirsel bir anlatımda + veya - işaretleri arasında bulunan parçalardan her biri. Bir denklemde = işaretinin iki yanındaki anlatımlardan her biri. Geleneksel mantıkta özne veya yüklem.

Edebi : Edebiyatla ilgili, edebiyata ilişkin, yazınsal.

Tekün : Koşaların hepsi bir güçte, bir değerde olan (gazel, koşuk). [Bakınız: tekin]. Çok ünlü kimse.

Başta : İlk olarak. Özellikle.

Koşuk : Şiir. Koşma, türkü.

 

Güzel : Göze ve kulağa hoş gelen, hayranlık uyandıran, çirkin karşıtı. Güzellik kraliçesi. Görgü kurallarına uygun olan. İyi, hoş. Güzel kız ya da kadın. Okşayıcı, aldatıcı, kandırıcı. Beklenene uygun düşen ve başarı düşüncesi uyandıran. Adamakıllı, şiddetli. Hoşa giden, beğenilen, iyi, doğru bir biçimde. Soyluluk ve ahlaki üstünlük düşüncesi uyandıran. Sakin, hoş (hava). Pek iyi, doğru.

Kadar : Ölçüsünde, derecesinde. Miktarda, derecede. Gibi. Denli. Büyüklüğünde, genişliğinde. Süre belirten bir söz. Bir sayıdan sonra geldiğinde kesinlikle belli olmayan bir niceliği belirten söz. Dek.

Divan : Yüksek düzeydeki devlet adamlarının kurduğu büyük meclis. Sedir. Meclis. Divan edebiyatı şairlerinin şiirlerini topladıkları eser.

Sona : Suna, bir cins dişi ördek. Sonra. Sonra (bk. sonra, sora sunra). Suna; bir cins su kuşu. Sonra, bk. sonna, sora, soyna, soyra. Sonra, karşılığı soa, sora. Sonra, bk. sôna, sorâ, sôra, sôre.

Teri : Karşı, yönünce,- e doğru : Bugün ablam şehere teri gidiyordu. Giysi. Deri. Eğerin arka kısmı. (Senirkent Isparta).

Olan : Oğlan. Oğlan, erkek çocuk. Vakia, olan. Oğul, evlat.

Güze : Su kaynağı. Testi. Güzel. [Bakınız: Göze].

Edeb : Arapça kökenli âdâb/edeb: adab; edeb.

Koşu : Koşma. Koşarak yapılmış olan yarış. At yarışı.

Kada : Kardeş. Ağabey. Kız kardeş, abla. Küçük kardeş. Arkadaş. Teyze. Yeni doğmuş hayvan yavrusu. Gönül, naz. Konuşmaya engel olan dilbağı : Dili kadalı olduğundan konuşamıyor. Sıra: Ahmet'in kadasını sen mi savdın. Kadar (bk. gadâ, kada kadar). Kadar. Kadar, bk. kadê, kadâr.

Diğer dillerde Yeğnil işleyim anlamı nedir?

İngilizce'de Yeğnil işleyim ne demek ? : light industry