Yelten nedir, Yelten ne demek

Yelten; Yerleşim Merkezi olarak kullanılan bir sözcüktür.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yele karşı, havalı yer.

Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:

Antalya şehri, Bozova nahiyesine bağlı bir bölge.

Yozgat şehrinde, Kadışehri ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

Yelten ile ilgili Cümleler

  • "Köpeğimi yanımda getireceğim böylece onunla tanışabilirsin." "Ne! Buraya hayvan getirmeye yeltenme!"
  • Geç kalmaya yeltendim mi yoksa çabaladım mı o otobüse yetişmek için ne dersin?
  • Erkek arkadaşımı benden almaya yeltendi.
  • Genç kaçmaya yeltendi ama başaramadı.
  • Oraya asla dönmemeye yeltendi.
  • Sence geç kalmaya yeltensem beş dakikayla mı geç kalırdım?
  • Boş yere tanığa rüşvet vermeye yeltendiler.

Yelten anlamı, tanımı

Yelte : Aksak (at için). Çelikçomak oyununda çomak sağ elde, çelik sol eldeyken vurma. Teşvik, iğva

Yelteniş : Yeltenme işi.

Yeltenme : Yeltenmek işi.

Yeltenmek : Yapamayacağı bir işe girişmek, özenmek, heves etmek, meyletmek.

Kadışehri : Yozgat iline bağlı ilçelerden biri.

Antalya : Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Yozgat : Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Merkez : Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Biçim, tarz. Bir işin öğretildiği yer. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Polis karakolu. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer.

 

Bozova : Şanlıurfa iline bağlı ilçelerden biri.

Nahiye : Bucak. Bölge.

Havalı : Herhangi bir nitelikte havası olan. İyi, temiz hava alan, havadar. Kibirli, çalımlı, gururlu. Sıkıştırılmış hava ile çalışan (alet vb.). Bir işi gereğince benimsemeyen, önemsemeyen. Göz alıcı, çekici, albenisi olan.

Haval : Yemenileri kalıba çekmek, düzeltmek için kullanılan bir çeşit ağaç araç.

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

Bölge : Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.

Karşı : Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

Bozo : Kız. Sarışın. Buzağı, sütten kesilmiş sığır yavrusu.

 

Merk : Evlek. Yara ya da çıban yangısı. Bir kabın, borunun içindeki tortu, pas. Tarla içindeki her bir bölüm (Erzincan Merkez).

Yele : At, aslan vb. hayvanların ensesinde veya boynunda bulunan uzun kıllar. Balıklarda sırt yüzgeci.

Kadı : Tanzimata kadar her türlü davaya, Tanzimat ile Medeni Kanun arasındaki dönemde ise yalnız evlenme, boşanma, nafaka, miras davalarına bakan mahkemelerin başkanları.

Buca : İzmir iline bağlı ilçelerden biri.

Diğer dillerde Yelpazekuyruk anlamı nedir?

İngilizce'de Yelpazekuyruk ne demek ? : fan tailed warbler