Yusuflar nedir, Yusuflar ne demek

Yusuflar; Yerleşim Merkezi olarak kullanılan bir sözcüktür.

Gezilecek Görülecek bir yer olarak anlamı:

Eskişehir kenti, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

Kayseri ilinde, Pınarbaşı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Yusuflar anlamı, tanımı

Yusuf : İnleyen, ah eden. İnilti. Şanlıurfa şehri, Yardımcı bucağına bağlı bir yerleşim birimi

Eskişehir : Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Pınarbaşı : Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Kayseri iline bağlı ilçelerden biri.

Yerleşim : Yerleşme, iskân.

Kayseri : Türkiye'nin İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri.

Nahiye : Bucak. Bölge.

Kayser : Roma ve Bizans imparatorlarına verilen san.

Merkez : Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri. Biçim, tarz. Bir işin öğretildiği yer. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek. Belirli bir yerin ortası. Polis karakolu. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer.

Kayse : Yara, çıban kabuğu.

Bağlı : Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.

 

Pınar : Yerden kaynayarak çıkan su, kaynak. Bu suyun çıktığı yer, kaynak, memba. Çeşme.

Birim : Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.

Merk : Evlek. Yara ya da çıban yangısı. Bir kabın, borunun içindeki tortu, pas. Tarla içindeki her bir bölüm (Erzincan Merkez).

Pına : Örnek. Tavuk, horoz ve benzerleri hayvanların kaçmaması için ayaklarına bağlanan sicim, bez ve benzerleri şeyler. Büyük parça, dilim : İki pına kabak yedim. Tarladan ayrılmış parça. Ayakkabının altına konulan pençe. Üstünde ekmek pişirilen küçük sac. Eski, parça parça.

Kent : Şehir. Site.

Biri : Bir tanesi. Bilinmeyen bir kimse.

Buca : İzmir iline bağlı ilçelerden biri.

Eski : Çoktan beri var olan, üzerinden çok zaman geçmiş bulunan, yeni karşıtı. Herhangi bir görevden düştüğü veya durumunu yitirdiği için bir kimsenin eski saygınlığının kalmadığı durumlarda kullanılan bir söz. Herhangi bir meslekte uzun süreden beri çalışmış olan. Mesleğinde uzmanlaşmış, deneyimi olan. Önceki, sabık. Geçerli olmayan. Çok kullanmaktan yıpranmış, harap olmuş şey.

İlçe : Yönetim bakımından yurt bölümlemesinde ilden sonra gelen bölüm, kaymakamlık, kaza.

 

Bir : Sayıların ilki. Tek. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Eş, aynı, bir boyda. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Beraber. Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Sadece.

Diğer dillerde Yurttaşlık yasası anlamı nedir?

İngilizce'de Yurttaşlık yasası ne demek ? : civil code