Çıkrık nedir, Çıkrık ne demek

  • Kuyudan kovayı çekmeye yarayan ve el ile çevrilen araç.
  • Ağır bir şeyi çekecek ipin sarılmasına yarayan ve bir eksen üzerinde uzunca bir kolla çevrilerek dönen silindir
  • İplik bükme, iplik sarma vb. işlerde kullanılan, el veya ayakla çevrilen dolap.

Yerel Türkçe anlamı:

Pamukları çekirdekten ayırmağa yarayan ve el ile çalıştırılan bir araç.

Kilim motiflerinden birinin adı. Bu motif genellikle kenarlarda birbirlerine ulanarak kullanılır.

Bir çeşit tahterevalli.

Çocukları yürümeye alıştırmak için kullanılan üç tekerlekli araba.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Halatların sarıldığı kollu makaralar.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Kuyudan su çekmekte kullanılan silindir biçimindeki tahta aracın elle tutulan çevirme kolu. (Köke *Gelendost -Isparta)

Dört makara yardımıyla ipleri sararak urgan durumuna getiren kutu biçiminde aygıt. (Gönen -Isparta; Miri *Fatsa -Ordu)

Yün, kıl ve pamuğu iplik durumuna getirmek için kullanılan araç. (*Yalvaç -Isparta; *Çardak -Denizli; Gölbaşı *Çankaya -Ankara; Taşpınar *Aksaray -Niğde)

İngilizce'de Çıkrık ne demek? Çıkrık ingilizcesi nedir?:

winding-wheel, reel

Almanca'da Çıkrık ne demek?:

rouet

Fransızca'da Çıkrık ne demek?:

rouet, treuil

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

 

Tokat şehri, Yeşilyurt belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Afyon kenti, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Çorum şehri, Cemilbey nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Çıkrık hakkında bilgiler

Çıkrık, doğal ya da yapay liflerden iplik eğirmek için kullanılan bir araçtır.

Çıkrık büyük bir olasılıkla M.S. 500 ile 1000 yılları arasında Hindistan'da keşfedildi. Orta Çağ'da Orta Asya üzerinden geçerek Avrupa'ya ulaştı ve iplik eğirmek için kullanılan iğin yerine geçti. İplik eğirme işlemini mekanize etmenin ilk aşaması iği yatay olarak yerleştirip büyük bir çark tarafından elle çevrilebilmesine olanak sağlamak olmuştur. Büyük çarklı çıkrık, sol elle liflerin tutulduğu, sağ elle de yavaş yavaş çarkın döndürüldüğü bir örnektir. Dönen iğe karşı liflerin belirli bir açıyla tutulması istenen büklümü sağlar.

İlk iyileştirmelere 16. yüzyılda rastlanmıştır. Bu iyileştirmeler 1790 yılında ABD'de ilk kendi ekseni etrafında dönen mile sahip çıkrığa kadar devam etmiştir. Daha modern çıkrıklarda iği döndürmek, lifleri çekmek için mekanik yöntemler kullanılmış ve aynı anda birkaç iği çok yüksek hızla çalıştırmak mümkün olmuştur. Daha yeni teknolojilerde sürtünme sistemi, hava püskürtme ve açık uçlu sistemler kullanarak bu hız daha da artırılmıştır.

Birçok çıkrık türü mevcuttur, bunlar arasında hızlı bir şekilde yün eğirmek için kullanılan büyük çıkrık ya da diğer adlarıyla yürüme çıkrığı ya da yün çıkrığı; çift tahrikli, bir örekeyle birlikte kullanılan ve ketenbezi yapmak için kullanılan keten çıkrığı; taranmış yün iplik eğirmek için kullanılan Saksonya ve dik çıkrıklar, ve Asya'ya özgü çark.

 

Çıkrık kısaca anlamı, tanımı:

Çevri : Girdap. Bir söz veya davranışı görünür anlamından başka bir anlamda kabul etme, tevil.

Araç : Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Taşıt. Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta.

İplik : Bu liflerin birlikte bükülmüş ve çekilmiş durumu. Fasulye, bakla vb. sebzelerin veya bazı meyvelerin lifi. Pamuk, keten, yün, ipek, naylon vb. dokuma maddelerinin uzun, ince liflerinden her biri.

Eksen : Çizgi. Dingil. Üzerinde bir pozitif yön varsayılan sonsuz doğru. Bir cismi iki eşit parçaya bölen çizgi, mihver.

Su çıkrığı : Kuyudan su çıkarmaya yarayan çıkrık.

Çıkrıkçı : Çıkrık yapıp satan kimse. Elyaf fitillerini incelterek iplik veya elyaf yünü durumuna getiren ve boş makaralara saran bir makine.

Çıkrıkçılık : Çıkrıkçının yaptığı iş.

Çıkrıkçın : Bir tür ördek.

Çıkrıklı : Çıkrığı olan.

Çıkrıksız : Çıkrığı olmayan.

Kuyu : Su katmanına varıncaya kadar derinliğine kazılan, genellikle silindir biçiminde, çevresine duvar örülen, suyundan yararlanılan çukur. Toprağa kazılan derince çukur. Yer altındaki iş yerlerine ulaşmak için açılmış ve kesit boyutları derinliğine oranla sınırlı, düşey veya düşeye yakın bağlantı yolu. İçinden çıkılamayan durum veya yer.

Çekme : Vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendisine yaklaştırması. Düzgün biçimli. Çekmek işi. Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak. İş yaparken giyilen bir şalvar türü. Çekmece. Çekilerek giyilen veya kullanılan. Parmak veya mızrapla çalınan çalgı. Ağacın yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi.

Bükme : Bükülmüş kaytan veya iplik. Bükmek işi. Vücudun bir bölümünü yanındaki bölüm üzerine kıvırma, germe karşıtı.

Sarma : Lahana, pazı ve üzüm yaprağının hazırlanan içle sarılmasıyla yapılmış olan etli veya zeytinyağlı yemek. Saran, içine alan şey, zarf. Çevirme. Sarmak işi. Sarılarak yapılan. Bir ayakta alınan, paralel veya dik olarak dikmelerin üzerine yerleştirilen direk.

Ayak : Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Basamak. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Bacak. Halk edebiyatında uyak. Vücudun belden aşağı bölümü. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Göl ayağı. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste.

Dolap : Orta oyununda sahnede dükkân veya ev olarak kullanılan dekor. Su dolabı. Genellikle tahtadan yapılmış, bölme veya çekmelerine eşya konulan kapaklı mobilya. Dönme dolap. İstanbul bedesteninde dükkân. Düzen.

Çekecek : Ayakkabı ile topuk arasına sokularak ayağın ayakkabıya kolay girmesini sağlayan, maden, boynuz veya plastik maddeden yapılmış alet.

Doğal : Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan. Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel. Doğada olan, doğada bulunan. Katıksız, saf. Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi. Kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı. Yapmacık olmayan.

Çıkrık deneyi : Sert krom kaplama yunaklarında kullanılan özel bir deney.

Çıkrık tekeri : Taş aralarında yetişen meyvesi yuvarlak ve dikenli olan bir ot.

Çıkrıkçın ördeği : Ana vatanı Avrupa olan, göl ve nehir kıyılarındaki sazlıklarda yaşayan, kolay üreyebilen, oldukça küçük yavruları olan, çiftler hâlinde beslenen ördek ırkı.

Diğer dillerde Çıkrık anlamı nedir?

İngilizce'de Çıkrık ne demek? : n. spinning wheel, winding wheel, winder, windlass, sheave, sweep

Fransızca'da Çıkrık : rouet [le], tour [le], treuil [le]

Almanca'da Çıkrık : n. Winde

Rusça'da Çıkrık : n. ворот (M), лебедка (F), прялка (F), кабестан (M)